Ne Dinleriz, Ne Zaman Dinleriz, Neden Dinleriz?

0

Müzik zevklerimiz hayata başladığımız ilk yaşlarda bize bağlı olarak gelişmiyor maalesef. Ailemiz ne dinliyorsa biz de direkt onu değilse de benzer müzikleri dinliyoruz.

Yaş ilerledikçe, aile referansları geride kaldıkça ve çevre değişip geliştikçe meraktan ve değişimden yana güdülerimiz dominant hale geliyor.

Nedir bu müzik türü diye merak etmek bile ciddi bir entelektüel birikim gerektiriyor. Mesela çocukluğundan başlayarak pop müzik dinleyen bir insanın gençlik yıllarında rock, arabesk ya da halk müziği türlerini merak edip birkaç şarkı da olsa dinlemesi gibi.

Çoğumuz eğer memur sınıfından anne-babaların çocuklarıysak Türk Sanat Müziği (TSM)-Türk Halk Müziği (THM) şarkılarıyla başlamışızdır. Elbette bu çocuklukların hangi döneme denk geldiğiyle de yakından ilgili. Özel televizyonlar ve radyolar dönemi üstüne bir de internet eklenmişse, tercihler kısa sürede değişiyor.

Fakat tek kanallı televizyon ve çok kanallı ama tek merkezli radyolar döneminde dinlediğimiz ya da dinlemek zorunda bırakıldığımız TSM-THM şarkılarının haddi hesabı yoktur.

Çocukluk şarkıları artık Barış Manço’nun ‘Arkadaşım Eşek’, Üç Hüreller’in “Küçük Yaramaz” ya da Kayahan’ın “Bir Aslan Miyav Dedi ” türü eserlerinden çıkıp Yonca Evcimik’in “8.15 vapuru” ile seksüel bir boyuta taşındı. Bugün Manga, Duman, Serdar Ortaç, Murat Boz ve Enbe şarkılarıyla adrenalin zıplatan bir çocukluk ve ilk-gençlik çağı nesil var. Tabii bu nesil Bieber, One Direction, Lady Gaga, Rihanna gibi Batılı kaynaklara da meyilli.

Peki yaşımız ilerledikçe müzik zevklerimiz değişiyor mu? Gelişime ve değişime açık insanların zevkleri değişiyor, kesinlikle. Hiç ummadığınız biri jazza başlamış olabilir ya da İbrahim Tatlıses türkülerine de sardırmış olabilir. İnsan yaşlandıkça daha mı ağır müzikler dinler, bizce hayır. Bu tamamen o insanın ruh yapısıyla ilgili, yaşlandıkça neşeye de ihtiyaç duyabilir, melankoliye de.

Gençken rock ya da pop ya da ikisinin karıştırıldığı parçalar yaşantımıza daha uygun. Çünkü hem rock hem pop müzik harekete geçiren ritimlere sahip. Eskiden sadece varoşlardaki gençlerin dinlediği sanılan arabesk artık o kadar da varoş gelmiyor, gençler için. Bu biraz kent yapısının varoşla merkezi birbirinin içinde eritmesiyle de ilgili.

İnsanlar duygularından yorulduğu zaman anılara ve özlemlere takılmalarına neden olacak şarkılardan kaçınmanın yollarını arıyor; grunge ya da metal müziğe ya da caza yöneliyor. Cazın özellikle sıra dışı ritmi ve her anının sürprizlerle dolu olmasının insanlarda dinlendirici bir etki yarattığı da söylenebilir. Bu yüzden caz müzik daha çok yaşlandıkça keşfedilen bir tür.

Klasik müziğin de dinlendirici bir etkisi var kuşkusuz ama bazen ve özellikle Wagner dinlerken o besteleri dert etme olasılığınız da var.

Arabesk müzik için kent hayatına yabancılaşan gençlerin kaçış noktası yorumları yapıldı yıllarca ama bugün armoni ve ritim özellikleriyle kent hayatının tam merkezinde bir yükselen değer adeta, kalite barlarda canlı arabesk coverlar ve Müslüm Gürses’in yorum yeteneğinin çok geç de olsa keşfedilmesi bunu yeterince örnekler herhalde.

Bir pop müzik sanatçısı ‘Türk Sanat Müziği’ tanımına karşı çıkmış ve “Biz de pop söylerken sanat yapıyoruz” diyerek Klasik Türk Müziği’nin (KTM) daha uygun bir tanım olacağını savunmuştu. Ama TSM ile KTM arasında çok fark var.

Şarkıcılar kadar DJ’lerin de şöhret sahibi olması gelişen teknolojiyle birlikte yeni müzik türlerinin de ortaya çıkacağını gösteriyor. Kesin olan bir şey varsa dünyada en çılgınca tüketilen müzik, ritmik ve kolay hazmedilen, melodisi tanıdık gelen müzik türleri. Bunu hangi alanda başarıyla uygularsanız uygulayın youtube’da binlerce kez dinlenecektir.


Paylaş.

About Author

Comments are closed.