O Bir Efsane: Robin Williams

0

Dün gece sabah saatlerine doğru California’daki evinde ölü bulunan Robin Williams bütün dünyayı yasa boğdu. Araştırmalara göre Robin’in intihar etmiş olabileceği dahi söyleniyor. Hayatımıza birbirinden güzel eserlerle keyif katan Robin Williams, bundan sonraki nesillere filmlerini ve canlandırdığı birbirinden güzel karakterlerini miras bıraktı.

Robin Williams’ı yakından tanıyalım mı?

Üniversite mezunu bir aktördü. Kendisi siyaset bilimi bitirmesine rağmen ona her zaman ışıklı sahneler cazip geldi ve gece kulüplerinde insanlara birbirinden güzel gösteriler sundu. Gösteri yaptığı şanslı bir günde keşfedildi ve sinemalarda boy göstermeye başladı. Bize birbirinden güzel karakterleri canlandıracağı dönem hayatının bu anından itibaren başlamıştı.

İlk zamanlar çok parlak bir dönem yaşamasa da dikkat çekmiştir.

Ünlü aktör 1987 yılında ilk ses getiren filmi ile bizlerin karşısındaydı. Good Morning Vietnam filmi (Günaydın Vietnam) ile canlandırdığı rol herkesin gönlüne taht kurmasına yardımcı olmuştu. Burada orduda radyo muhabirliği yapmakta olan bir genci canlandırdı. Filmin en sevilen kısmı ise; kesinlikle her program öncesinde GOOOOOOODDDD MORNİİİİNNNNNGG VİETTTNAAAAAMMMMM!!!!! çığlığı idi.

Kendisi komedi dalında çok başarılıydı. Ancak dram konusunda da harikalar yarattı ve her kesimin adamı olmayı başardı. Dead Poets Society filmi  (Ölü Ozanlar Derneği) sırasında canlandırdığı öğretmen rolü; aktörün hem dram hem komedide başarılı olduğunu ortaya koyan filmler oldu ve henüz bir önceki filminin başarısı devam etmekteydi bu nedenle film sektörü Robin için adeta delirdi ve filmlerinde oynatmak için sıraya girdiler.

o-bir-efsane-robin-williams-olu-ozanlar-dernegi

Hayatı boyunca yaptığı işi seven ve başarılı olan bir adam oldu. Yaşayan en komik adam unvanına layık görüldü. 1 Oscar, 2 adet Emmy, 6 adet Altın Küre ve 6 Adet Grammy ödülü alırken aynı zamanda Sinema Oyuncuları Derneği tarafından da ödül aldı. Yani bir başarıyı yapabileceği her şekilde ödülleri ile taçlandırdı.

Eğer bir gün dünyayı gezme fırsatı yakalarsam gideceğim yerlerden biri kesinlikle Robin Williams’ın San Francisco’da olan Rubicon Restoran’ı olacak. Bu restoranı çok severek kurduğunu ve yemek ile ilgili çok tutkulu olduğunu okuyacağınız her röportajında bulmanız mümkündür.

Çoğu zaman kendisi komedi oynamayı severdi ancak. Robin gerçekten duygusal bir aktördü ve dram filmlerinde o anları yaşadığını görmeniz mümkün. Hatta kendisine verilen Oscar çok beklenen bir isim olmasına rağmen asla Komedi kategorisinde olmamıştır. Good Will Hunting filmi (Can Dostum) filmi ile 1998 senesinde Oscar almış ve gerçekten bu dönem herkesi şaşırtmıştır.

Robin Williams’ın benim açımdan izlenmesi gereken birçok filmi var bunlardan birkaçını sizinle paylaşmak istiyorum:

Mrs. Doubtfire - Das stachelige KindermŠdchen

☮ Mrs. Doubtfire (Müthiş Dadı)
☮ Dean Poest Society (Ölü Ozanlar Derneği)
☮ Good Will Hunting (Can Dostum)
☮ Jumanji
☮ What Dreams May Come (Aşkın Gücü)
☮ Hook (Kanca)
☮ Good Morning Vietnam (Günaydın Vietnam)
☮ Bicentennial Man (Robot Adam)
☮ Patch Adams
☮ Awakenings (Uyanış)
☮ Old Dogs (İki Babalık)
☮ The Butler (Başkalarının Hizmetkarı)
☮ The Fisher King (Balıkçı Kral)
☮ Artificial İntelligence (Yapay Zeka)

 


Paylaş.

About Author

Eğlenmeyi seven farklı yaşamlara saygı duyan ve sürekli yeni insanlar tanımayı seven biriydim. Henüz tanınmayı bekleyen koca bir dünya vardı; her santimini gezmek, yeni yemekler yemek, yeni insanlar tanımak ve yeni felsefeler öğrenmek istediğim bir hayatım vardı. Ancak bunu birilerine duyurmak bir yerden sonra daha önemli gelmeye başladı. Yazmayı ve okumayı tutkulu bir şekilde seviyordum ve artık düşüncelerimi insanlarla paylaşmak istediğimi fark ettiğimde bütün bunları yazıya dökmeye başladım… Özellikle güzel film izlemenin; insanın yaşamını yönlendirmesi konusunda büyük bir etkisi olduğunu düşünüyorum; bu güne kadar birçok film izledim ve çoğunda ben olsam ne yapardım dedim. Bir filmde başrol olmak aslında hayal değil sadece. Yazdıkça bir yerden sonra aslında bütün filmlerin bizim hayatlarımızdan esinlenilerek yazıldığını; aslında herkesin kendi filminin başrolü olduğunu gördüm… Yazmanın insanlar üzerinde huzurlu bir etki bıraktığına inanıyorum. Benim için yazının gücü kıyaslanamaz. Tıpkı bağırarak söylediklerinizin beyine emir gibi gitmesi gibi yazıda evrene yolladığınız emirler bence…

Comments are closed.