Dijital Detoks

0

Daha önce Nomofobi konusunu paylaşmıştım. Nomofobi’den sonra, belki de ona çare olabilecek başka enteresan bir konuyu paylaşmak istiyorum. Ben dahil, etrafımdaki bir çok insanın da bu konudan muzdarip olduğunu çok iyi biliyorum. Aranızda I-phone, I-pad, tablet pc vs gibi elektronik aletleri olmadan hareket edebilen var mı? Bir gün boyunca herhangi bir elektronik alete dokunmadan vakit geçirebiliyor musunuz? Bu sorulara hayır diyorsanız, işte konumuza geldik! 🙂 Konumuz Dijital Detoks! Şu anda, bu da ne, diyebilirsiniz…  Ancak biraz sonra aşağıdaki satırları okuduktan sonra evet benim de ihtiyacım var diyebilirsiniz. 🙂

Dünyanın en büyük turizm fuarlarından World Travel Market’in hazırladığı Küresel Trendler Raporu, önümüzdeki yıllarda en popüler seyahat trendinin ‘Dijital Detoks Turizmi’ olacağını söylüyor. Peki nedir bu ‘Dijital Detoks’, neden, nerede ve nasıl yapılır?

Aşağıdaki yazıda tüm bunlarla ilgili ana başlıklar altında bilgi bulacasınız…

Hepinize sevgiler ve Dijital Detoks dolu günler! 🙂

 

Yolda yürürken çevrenizdekilere dikkatlice bir bakın. Kaç kişinin kulağında kulaklık yok? Ya da kaç kişi cep telefonuyla konuşmuyor? Kaç kişi elindeki telefonla oyun oynamıyor? Sadece birkaç günlüğüne internetin hayatınızdan çıktığını düşünün.  Hepiniz zaman zaman etrafınızdakilere “Ya biz eskiden ne yapıyorduk? Çevremizdekilerle nasıl haberleşiyorduk?” diye sorup üzerine bir sohbet geliştiriyor olmalısınız… Şunun şurası daha 10-15 yıl önce ihtiyacımız olduğunda en yakın ankesörlü telefona gidip yakınlarımızı aramıyor muyduk? Ya da faturalarımızı internetten yatırmak yerine, yarım saat bekleyeceğimiz bir kuyruğa girmiyor muyduk? Her şeye olmasa da teknolojinin getirdiği kolaylıklara bir çırpıda alışıyor hatta alışmakla kalmıyor ‘bağımlı’ hale geliyoruz.

Düşünün bir kere, o topluluğa dahilseniz eğer, Facebook’a ya da Twitter’a girmediğiniz gün oluyor mu? Her ikisi de önemli bir insan grubunun hayatının ayrılmaz parçası. Neredeyse her şeyi bu siteler üzerinden interaktif bir vaziyette yaşıyoruz… Mail, Facebook, Msn, televizyon ya da Sms… Onlarsız tek bir gün geçirebilir misiniz? Düşünmesinin bile gülünç olduğunu düşünebilirsiniz, ama son günlerin çok büyük bir gerçeği var, hemen herkes güne teknolojik bir alışkanlıkla başlıyor. Kadınların birçoğu uyanır uyanmaz Facebook’unu kontrol ederken, erkekler henüz iş yerine varmadan yolda mail’lerini kontrol etmeye başlıyor. Bununla beraber gençler için bu iki teknolojik-sosyal iletişim araçları cep telefonlarıyla birleşiyor, böylece hayatın bütün saniyelerini teknolojinin bizi zapt etmesine izin vererek geçiriyoruz. Hatta itiraf edelim günlük gazete okumalarımızı bile internet üzerinden yapıyoruz.

Amerika’da yapılan bir araştırmaya göre, akıllı telefon sahiplerinin %77’si telefonlarından uzak kalmamak için Çikolata yemekten, %69’u Kahve içmekten, %21’i ise cinsel hayatından vazgeçmeye hazırmış.

Sağlığa verdikleri zararları bir tarafa, bütün alışkanlıklarımızı yakından etkileyen teknolojiye, biraz ara vermeye ne dersiniz? Cesaretiniz var mı? Dijital bağımlılığı olan veya sadece dijital dünyadan biraz uzaklaşıp rahatlamak isteyen insanlara detoks tatil paketleri sunan otellerin sayısı dünyada artıyor. Bu otellerde dijital bağımlılar, masaj, ormanda yürüyüş gibi teknolojiden uzak rahatlama yöntemlerine yönlendiriliyorlar.zx

Amerika’da giderek artan bu bağımlılığın yarattığı bozulmayı fark edenler hayatlarını geri kazanmak maksadıyla yeni bir kavramı hayata geçirdiler bile: Dijital diyet! Küçümsenmeyecek sayıda kişi ‘Teknoloji Detoksu’ da denebilecek dijital diyetle tanıştı ve bir klinikte yapılan 45 günlük tedaviye çoktan başladı…

Kaliforniya’da Brian Perez adında bir hiphop dansçısının bulduğu “Don’t Be A Di*k During Meals” masada 2 dakika muhabbet edemeyen, telefonlarına sarılan arkadaşlara sahipseniz şahane bir uygulama/oyun. http://www.youtube.com/watch?v=Zh1m2Io_foo  Toplu halde yemeğe çıktığınızda eğer masada doğru düzgün sohbet edemeyen, hemen telefonlarına sarılan arkadaşlara sahipseniz “Don’t Be A Di*k During Meals” adlı bu eğlenceli uygulama hoşunuza gidecek.

Amerika’da Batı Washington’da internet ve oyun bağımlıları için reSTART adlı bir klinik açıldı. Klinik, internet ve online oyun bağımlıları için 45 günlük bir arınma programı sunuyor. Bağımlı olup olmadığınızı nasıl anlayacağınıza gelince; ‘Uyku düzeninizde sapmalar mı var?’, ‘Gergin, sinirli ya da depresif mi hissediyorsunuz?’, ‘Fiziksel olarak yorgun musunuz, kas ağrılarınız var mı?’ gibi sorulara verdiğiniz cevaplarla bağımlı olup olmadığınızı hemen anlıyorsunuz. Sonuç bağımlı olduğunuzu gösteriyorsa hemen paniğe kapılmayın. 🙂

reSTART işte sizin aradığınız bir detoks merkezi. Ama bu kez teknoloji merakınızı detokslayacaksınız. Peki ama orası neresi mi? reSTART 5 dönümlük yemyeşil bir arazi düşünün. Tatil köyü gibi ama disiplinlisi. Burada detoksa belki tek başınıza başlıyorsunuz ama hemen ailenizi arıyorlar, onları da kontrol altında tutup bağımlılığınızın psikolojik kökenini araştırıyorlar. Yani ailece terapi! Kapıdan girerken cep telefonu, lap top, I phone, oyun konsolu hatta dijital kol saatinizi bile çıkarıyor, oradaki görevliye teslim ediyorsunuz.

Sürekli ulaşılabilir olmak bizi yoruyor. Aldığımız mailler yüzünden ne mesai sonrası işten kopabiliyor, ne de yalnızlığın tadını çıkarabiliyoruz.

 

Hayvanlara bakıp resim yapıyorlar

Önce sizi kalacağınız küçük bir odaya götürüyorlar. Ranza, gece lambası, perdeler ve halıdan ibaret. Biraz sıkıcı görünüyor ama dışarıda yapabileceğiniz aktiviteler sayesinde o kadar da sıkılmayacaksınız. reSTART aslında bir okul hem de yatılı bir okul.

Bağımlılar her sabah saat 07.00’de yataktan kalkmak zorunda. Bir tek pazar günleri 09.30’a kadar uyuyorlar. Uyandıktan sonra yataklarını toplayıp 07.30’da kahvaltıya iniyorlar.

08.30 ise topluca yapılan egzersiz saati. reSTART’ta gün içinde boş durmak yok. Ya kişisel terapiler ya da grup çalışmaları var. Kitap okuyorlar, kliniğin bahçesindeki hayvanlarla ilgileniyor, ağaç evlerde stres atıyor, doğada yürüyüş yapıyorlar.

Ama bunlar hep saatli. Programa herkes zamanında katılmak zorunda. Saat 12.00’de öğle yemeği var. Arkasından yine çalışmalar başlıyor. Bu kez de mesleki becerilerini geliştiriyorlar.

Sabahlayan bağımlılar saatler 23.00’ü gösterince uyuyor. Klinikteki bağımlılar için en zor geçen kısım ise konuşma terapileri. Çünkü bilgisayarın yalnızlaştırdığı bağımlılar iyiden iyiye konuşmayı unutuyor. Bu yüzden Detoks programına 3 katılanlar 1 saat boyunca belirlenen konuyla ilgili sohbet ediyorlar.

Eğer yeni hayatınıza başlarken yeni bir hobi edinmek isterseniz bu da mümkün. Eğitmenler en çok yeteneğiniz olan ya da sevdiğiniz uğraşa sizi yönlendiriyor. Teknoloji bağımlıları için yatma saati saat 23.00. 45 gün süresince burada kalanlar ailelerini ya da eşlerini haftada bir kez görme hakkına sahipler.

Bu arada reSTART’ta kalıp beyninizi ve kendinizi detokslamak istiyorsanız 15 bin doları gözden çıkarmanız gerekiyor. Ama sonunda teknolojiyi gerçekten faydalı olduğu alanlarda kullanmayı öğreniyor, beyninizi de bu kadar yormamanız gerektiğini, sosyalleşmenin de ne kadar keyifli olduğunu anlıyorsunuz. En azından bu trendin savunucuları böyle olduğunu iddia ediyor!

 

Hedef Kitle Zeitgesitçiler

Örneğin İngiltere’nin Essex bölgesindeki Country Spa Resort misafirlerine “Blackberry Kreşi” uygulamasıyla hizmet veriyor. Otele girdiğiniz an telefonunuzu “kreşe” bırakıyor ve ancak çıkarken geri alıyorsunuz. Bu uygulamaya herkes katıldığı için telefon seslerinden uzakta gerçek anlamda dinlendirici bir tatil geçiyorsunuz. ABD’nin başkenti Washington’daki The Quincy Hotel konuklarına “Kablosuz Tatil” paketi sunuyor. Dünyaya kablosuz bağlanmanızı sağlayan her tür cihaz burada yasak. Chicago’daki Hotel Monaco da “Teknolojiden Tatil” paketiyle “dijital arınma” vaad ediyor. Tüm bu otellerin ortak paydası, hiç bir şekilde konuklarına bilgisayar, telefon ve wi-fi bağlantı sunmamaları. Dijital Detoks trendinin hedef kitlesi ise Zeitgeist hareketini takip eden ya da çok yoğun çalışan ofis insanları.

 

Cep telefonunuzu kapatın

Bundan 20 yıl önceki buluşmalarınızı hatırlayın, birinizden birinin geciktiği zaman saatlerce randevu noktasında beklediğinizi de. Teknoloji elbette getirdiği kolaylıklarıyla da mükemmel yönlere sahip. Bugün büyük metropollerde yaşayacağınız sorun ve aksilikleri bir telefonun ucundan bildirmek artık çok kolay. Ya da yardıma ihtiyacınız olduğu konularda hızlıca karşılık bulmak da lüks değil. Ama cep telefonuyla yaşamak, elimizden hiç bırakmamak ve her saniye dünyayı oradan kontrol etmek ne kadar sağlıklı? Her an bulunabiliyor olmak bazen eğlenceli olabilir, ama onsuz bir hayata tahammül edemiyorsanız, en az sigara kadar bağımlısınız demektir.  Gün içinde telefonunuzu ya sessize alın ya da kapatın. Bakın bakalım neler oluyor. 🙂

 

E-mail’ler sizi ele geçirmesin

Kaç tane e-mail adresiniz var? Araştırmalar gösteriyor ki, dünyadaki milyonlarca insan birden fazla elektronik posta hesabına sahip. Hemen her gün günümüzün büyük bir kısmı posta okumak, gelenlere yanıt vermek ve yeni postalar göndermekle geçiyor. Dünyanın bir ucuyla kolayca ve hızlıca haberleşme, elektronik postaların en mucize tarafı. Ama büyük şirketlerde, hatta aynı evin içinde yaşayan bazı aile bireylerinin iletişim kurma biçiminin yalnızca bu olduğunu da hatırlatalım. Bu açıdan bakıldığında, bilgisayar başında posta okumak için geçirdiğiniz zaman her açıdan çok değerli.

 

Facebook yerine yüz yüze İletişim

Facebook’unuz var mı, haydi itiraf edin! Kimin hoşuna gitmez ki binlerce arkadaşının olması? Özellikle paylaşılacak komik videoların, önemli haberlerin ya da geyiklerin eğlenceli olduğunu kimse yadırgamıyor. Ama dürüst olalım mı? Listenizdeki kaç kişiyi gerçekten tanıyorsunuz, kaçı sizin gerçek arkadaşınız, ya da yardıma ihtiyacınız olursa kimler yanınıza gelir? Siz de elbette bu tür sosyal paylaşım alanlarının bir parça oyun ve kurgu olduğunun farkındasınız, o zaman internet üzerinden az tanıdığınız insanlar yerine, hayatınız boyunca yanınızda olacak ve güvenebileceğiniz dostlarınızla yüz yüze iletişim kurun.

 

Televizyonun kumandasını kaybedin

Televizyon icat edildiğinden bu yana en zararsız gibi görünen teknolojik üye. Dünyadan haberdar olmanızı sağlayan, eğlence ve şov dünyasıyla size iyi vakit geçirten televizyon olmadığında evde keyif yapmaktan hiç hoşlanmıyoruz. Aldığınız radyasyonu, harcadığınız vakti ve asosyalleştirici tarafını hiç düşündünüz mü? Haftanın belli günlerinde televizyonla olan randevularınızı iptal edin, uzun dizilerden ve size hiçbir şey katmayan programlardan uzak durun. Gerekirse uzaktan kumandanıza uzun süreli izin verin. Dijital Detoksunuzu yaparken, televizyondan başlayın ve yerine kitap okuyup dış dünyanın tadını çıkarın.

 

Ne yapmalı / Nasıl Yapmalı?

✔ Dijital Detoks için en ideali, şehirden uzakta doğa içinde olmak. Tatile gitme imkanınız yoksa, mesai bitiminde evde detoks uygulamanız mümkün.

✔ Bunun için eve gider gitmez telefonunuz kapayın. Televizyonu, bilgisayarı açmayın, ılık bir duş alın.

✔ Arkadaşlarınızla buluşun ya da sevdiğiniz insanları evinize davet edin.

✔ Eğer hiç kimseyi bulamadıysanız, sinemaya gidin, spor yapın, masaj yaptırın.

✔ Evde kalmayı seçtiyseniz, sizi rahatlatacak bir müzik eşliğinde kitap / dergi okuyun. Erken yatın / erken kalkın.

 


Paylaş.

About Author

Marmara Üniversitesi Arşivcilik Bölümünü dereceyle bitirdi, Koray Holding’te iş yaşamına İnsan Kaynakları alanında başladı, 3.5 yıl burada çalıştıktan sonra, Turkcell İnsan Kaynakları Ekibinde öncelikle 3 yıl Turkcell Akademi’nin kuruluş çalışmalarında bulundu, daha sonra İşealım Ekibine geçti, 4 yıl burada görev yaptıktan sonra Organizasyonel Gelişim ve Değişim Ekibinde 1 yıl çalıştı ve Turkcell’den ayrılarak Nortel Networks İnsan Kaynakları Müdürü olarak, Vodafone Türkiye İşeAlım Müdürü olarak çalıştı. Halen Türkiye’nin ilk ve tek bağımsız otomotiv dizayn şirketi olan Hexagon Studio’da IK ve İdari İşler Müdürü olarak çalışmaktadır. PERYÖN (Personel Yönetimi Derneği) üyesidir. İngilizce, Osmanlıca, Farsça bilmektedir. Çalışmanın dışında kalan zamanlarında kitap okumak ve spor yapmak en çok vakit harcadığı alanlardır.

Comments are closed.