Hayatınızın En Kötü Anısıyla Nasıl Baş Edersiniz?

0

Hayatlarımız; lise, ortaokul, üniversite dönemlerindeki komik hikayelerle dolu. Aynı zamanda, yine bu çağlarda yaşadığımız kötü anılar da peşimizi bırakmıyor. Hepimizin ‘KEŞKE OLMASAYDI!’ dediği bir anısı vardır. Bu anılar bütün üniversite, lise yaşamınızı mahvetmiş olabilir. Bu durumları yaşamak istemiyorsanız kesinlikle espri kaldıran, yumuşak mizaçlı ve hemen ağlamayan biri olmanız gerekiyor.

Öncelikle kötü bir an yaşadığınızda vereceğiniz tepkinin sizi kaç yıl etkileyeceğinden bahsetmek istiyorum. 🙂

Mesela eteğiniz açıldı ya da pantolonunuz yırtıldı.

✦ Ağlamaya başladınız: Üzgünüm ama bu tepkiyi vererek, bir ömür peşinizi bırakmayacak bir leke oluşturdunuz. Çünkü bu, bir kötü an yaşayıp bunu komik göstermiş ve daha fazla ilgi çekmiş oldunuz.

✦ Koşarak eve gittiniz: Sizi bütün okul önümüzdeki 10 yıl pantolonu yırtılan/eteği açılan kız olarak tanıyacaktır. Ayrıca bu çok büyük bir hadise değildir. Herkesin başına gelebilir bir durum sonuçta. 🙂

✦ Panikleyip eteğinizi kapadınız, oturduğunuz yerden kalkmadınız: Bu durumlarda kaçmadığınız ve tepkilerinizi hafif tuttuğunuz için en fazla 1 sene uğraşmak zorunda kalırsınız. 😀

Kötü bir an yaşadınız ve yıllar sonra karşınıza çıktı. O an, ömür boyu sürmesine neden olacak bir tepki verdiniz. Ama karşınızdaki kişi ya da kişiler sizi uzun yıllardır görmemiş. Burada izleyeceğiniz taktik güçlü kadın/erkek rolüne bürünmek. O günler geçti imajı vermektir.

✦ Anınız anlatılmaya başlandıysa siz de gülün, hatta devamını siz anlatın.

✦ Konu açılmadıysa ne günlerdi değil mi ufak bir yırtık, etek açılması için ağlamıştım saatlerce deyin. Bu sizin o günleri geçtiğinizi hissettirecektir.

✦ Karşınızdakinin ufak bir kötü anısı varsa hemen ondan ufak bir kesit yapın. Bu karşıdakinin devam edememesine sizinle uğraşmayı kesmesine neden olacaktır.

UNUTMAYIN! DÜŞTÜĞÜNDE AĞLAYANLA ALAY EDİLİR, DÜŞTÜĞÜNDE GÜLEN İSE NE KAFA İNSAN DİYE HATIRLANIR… 🙂

 

 


Paylaş.

About Author

Eğlenmeyi seven farklı yaşamlara saygı duyan ve sürekli yeni insanlar tanımayı seven biriydim. Henüz tanınmayı bekleyen koca bir dünya vardı; her santimini gezmek, yeni yemekler yemek, yeni insanlar tanımak ve yeni felsefeler öğrenmek istediğim bir hayatım vardı. Ancak bunu birilerine duyurmak bir yerden sonra daha önemli gelmeye başladı. Yazmayı ve okumayı tutkulu bir şekilde seviyordum ve artık düşüncelerimi insanlarla paylaşmak istediğimi fark ettiğimde bütün bunları yazıya dökmeye başladım… Özellikle güzel film izlemenin; insanın yaşamını yönlendirmesi konusunda büyük bir etkisi olduğunu düşünüyorum; bu güne kadar birçok film izledim ve çoğunda ben olsam ne yapardım dedim. Bir filmde başrol olmak aslında hayal değil sadece. Yazdıkça bir yerden sonra aslında bütün filmlerin bizim hayatlarımızdan esinlenilerek yazıldığını; aslında herkesin kendi filminin başrolü olduğunu gördüm… Yazmanın insanlar üzerinde huzurlu bir etki bıraktığına inanıyorum. Benim için yazının gücü kıyaslanamaz. Tıpkı bağırarak söylediklerinizin beyine emir gibi gitmesi gibi yazıda evrene yolladığınız emirler bence…

Comments are closed.