İnsan İsterse: Zihni Sinir’in Hikayesi

0

Mümin Sekman’ın İnsan İsterse adında kitap serisi bulunuyor, bu kitaplarda çok güzel hayat hikayeleri var, birçoğumuzun normal hayatımızda imrendiğimiz, onun yerinde olmak istediğimiz kişilerin aslında nerelerden geldiğini ve bu başarıların arkadaşındaki azmi anlatıyor. Ben de bu kitabın tüm serisini okudum -4 kitaptan oluşuyor- ve içlerinden sizlerin ilgisini çekebilecek olanları oturdum özetledim ve kağıda döktüm. Her zaman diyorum ya, hayat paylaşınca güzel. 🙂

Bu kitapları okurken, olumlamanın insan hayatındaki önemini bir kere daha kavradım. Yeter ki isteyelim ama isterken olumlu düşünelim… Etrafta bizi olumlu düşünmekten alıkoyan ne varsa hayatımızdan çıkartıp atalım… Etrafınızda size zarar vermeye, sizi yolunuzdan alıkoymaya, fikrinizden caydırmaya çalışacak insanlar mutlaka olacaktır ama önemli olan bu insanlara rağmen başarmak. Başarma azminiz hiç eksilmesin.

Manisa’nın bir köyünden yola çıkıp, Türkiye’nin icat makinesi Zihni Sinir’in yaratılmasına uzanan bir hayat hikayesi birazdan aşağıda okuyacağınız… Hayallerle başlayıp gerçek olan, soyutla başlayıp somutlaşan bir başarı projesi. Eski köye yeni icat çıkararak başarıya ulaşan İrfan Sayar’ın öyküsü. Zihni Sinir nedir? Kimdir diye merak edenleriniz olursa, buyurun okuyun.. Afiyet olsun 🙂

Çocukken Köyde Oyuncaklarını Elinden Aldılar, O da Bir Mucit İlan Etti: Zihni Sinir’in Babasının Azmi Nasıl Zafere Ulaştı?

Manisa’nın 1951 yılında doğmuş bir çocuk hayal edin.. hayal edin çünkü onun başarısı hayal edebilme cesaretinde ve yeteneğinde gizli.  Hayatı Manisa’nın bir köyünde başladı.

“Ailem Çiftçiydi. Köye gidiyorduk yazları, şehirdeki oyuncakları köye götürmeme müsaade etmiyorlardı. Onun için oradaki doğal malzemelerle oyuncak yapma ihtiyacı hissettim. Çamur, teller, lokum kasaları, konserve kutuları, ipler, mısır koçanları gibi doğal malzemelerle oyuncaklarımın taklitlerini yapmaya başladım. Önce basit şeylerle tatmin oluyordum ama daha sonra karmaşık şeyler yapmak istemeye başladım. O sene, Deniz Planlama, ovaya sulama kanalları açılması için, tesviye makineleri, inşaat aletleri falan getirmişti. Köylüler tabii ilk kez karşılaşıyor böyle şeylerle. O makinelerin, vinçlerin, sulama aletlerinin minyatürlerini yapınca büyüklerin de ilgisini çekti. Böyle bir tepki alınca da daha karmaşık şeyler yapmak istedim.”

Üniversite Hedefi: Ya kazanılacak, ya kazanılacak!

Hayatı köyde başlamıştı ama köyde kalamazdı, Güzel Sanatlar okumak istiyordu ama mevcut olan 2 okulda İstanbul’daydı ve çok az öğrenci kabul ediyorlardı.

“Önce kararımı netleştirdim. O olmazsa ne yaparım diye, diğer alternatifleri düşünmedim. İllaki Güzel Sanatlar Akademisine girmem gerekiyordu ve yazları da İstanbul’da kalabilmek için çizim ve ilgli işler bulmam lazımdı.”

Büyük amaca ulaşmak için küçük ilerden kaçmadım. Yorgancılara motif çizmekten tutun, küçük ilan grafiklerini hazırlamaya, iş yerlerinin fotoğraflarını çekmeye kadar bir sürü sevimsiz iş yaptım. Her işin negatif ve pozitif tarafları olacaktır. Ama sonucu pozitifse o işteki negatifler beni çok rahatsız etmedi. Sadece işin doğrultusuna dikkat etmem gerekiyordu.”

Gündüz kendisinden istenenleri yaparken, gece hayallerindeki iş üzerinde çalışıyordu…

İrfan Sayar, pek çok başarı hikayesinde görüldüğü üzere, İstanbul’da tutunabilmek için, gündüz istemeden yaptığı işlere rağmen, gece sabahlara kadar asıl hayali olan konuda kendini geliştirmeye devam etti. Bir gün, ev arkadaşı, ondan habersiz çizimlerini Oğuz Aral’a götürdü. 5 Ocak 1975’de insanlık için küçük İrfan Sayar için büyük bir olay oldu. Efsane Oğuz Aral’la çalıştı ve ertesi gün Gırgır dergisinde profesyonel olarak karikatür çizmeye başladı.

Onun için karikatürist olmak isteyen pek çok gencin hayallerini süsleyen bir dergide çalışmaya başlamak amaç değil, hayallerini bir adım öteye taşımak için bir araçtı.  Başarının rehavetine kapılmadı. Okulunu asla ihmal etmedi. Kendini geliştirmek ve yaptığı işe yenilik katmak için sürekli kafa yormaya devam etti. Okulda okuduğu süre boyunca Gırgır’da çalışmaya devam etti. Ancak bir şey fark etti, Gırgır formatlı mizah dergileri giderek yok olmaya doğru gidiyordu. O yüzden 3D Tasarım dünyasına bodoslama adım attı.

1977 yılında bir çizgi olarak başlayan Zihni Sinir, bu kararla boyut değiştirdi ve ete-kemiğe büründü. Sayar, Arnavutköy’de kurduğu atölyesinde procelerin elle tutulur, gözle görülür şekillerini üretmeye başladı ve www.zihnisinir.com sitesini yayına açtı. Zamanla büyüdükçe büyüdü ve bugünlere geldi.

Gündüz kendisinden istenenleri yaparken, gece hayallerindeki iş üzerinde çalışıyordu…

İrfan Sayar, sadece hayalindeki tiplemeyi yaratmakla kalmadı. Vizyona girdiğinde en çok izlenen Vizontele’nin başkahramanı Deli Emin’in –ki kendisi Vizontele dediği TV’yi gördüğünde Şerefsizin benim aklıma gelmişti! Deyişiyle hafızalara kazınmıştı, bisikleti, atölyesi ve çeşitli aletlerini hazırladı. Mesela geçtiğimiz yaz Diyabet Kongresinde doktorlara şeker hastalığını anlattı Zihni Sinir.

Zihni Sinir’e göre yapmanız gerekenler;

* Özgün olma dürtüsü. Analitik bakış açısı geliştirme. Keşif hobisi.

* Görsel dil. İkinci bir yabancı dil yerine görsel dili öğrenmek.

* Madde ile mana ilişkisini hep sürdürmek. Zaman boyutu ve hareketi üzerine etraflıca düşünmek.

* Özeleştiri mekanizmasını canlı tutmak.

* Pratik için elinizdeki imkanları ve sınırlarınızı iyi bilmek. Minyatür de olsa kendi aletlerinizin olduğu bir atölye kurmak.

* Yanlışları kaydedip yılmadan yeniden denemeye hazır olmak. Hayal kırıklığı yaşamamak için bilinmeyenler dünyasında küçük adımlar atarak ilerlemek.


Paylaş.

About Author

Marmara Üniversitesi Arşivcilik Bölümünü dereceyle bitirdi, Koray Holding’te iş yaşamına İnsan Kaynakları alanında başladı, 3.5 yıl burada çalıştıktan sonra, Turkcell İnsan Kaynakları Ekibinde öncelikle 3 yıl Turkcell Akademi’nin kuruluş çalışmalarında bulundu, daha sonra İşealım Ekibine geçti, 4 yıl burada görev yaptıktan sonra Organizasyonel Gelişim ve Değişim Ekibinde 1 yıl çalıştı ve Turkcell’den ayrılarak Nortel Networks İnsan Kaynakları Müdürü olarak, Vodafone Türkiye İşeAlım Müdürü olarak çalıştı. Halen Türkiye’nin ilk ve tek bağımsız otomotiv dizayn şirketi olan Hexagon Studio’da IK ve İdari İşler Müdürü olarak çalışmaktadır. PERYÖN (Personel Yönetimi Derneği) üyesidir. İngilizce, Osmanlıca, Farsça bilmektedir. Çalışmanın dışında kalan zamanlarında kitap okumak ve spor yapmak en çok vakit harcadığı alanlardır.

Comments are closed.