Kıssadan Hisse: Gezginin Hikayesi

0

Sizlerle çok güzel bir Kıssadan Hisse paylaşmak istiyorum. Aslında hayat siz olaylara ve insanlara nasıl bakıyorsanız, çevrenizde ve hayatınızda da öyle gelişiyor. Bazen aslında siz yük olan şeyler, size öyle doğal geliyor ki, onu üzerinizden atmak için bile enerji harcamıyorsunuz. Birisi, bir olay, bir kitap size konuyla ilgili olarak bir farkındalık yarattığında, o yükü atmak istiyorsunuz ama farkındalık bittiğinde tekrar rutin hayatınıza devam ediyorsunuz. Çok zor olduğunu biliyorum, ama durup hayatınıza 3. Bir göz olarak dışarıdan bakmayı deneyin… Ben kişinin kendisine dışarıdan bakmasının, birine kendi ile ilgili fikrini sormasından daha etkili olduğunu düşünüyorum.

Sizin hayatınızdan bir konuyla ilgili fikrini bir başkasına sorduğunda herkes kendi hayatından kesitlere ve yaşanmışlıklarına size cevabını veriyor, halbuki önemli olan sizin kendi yaşantınız ve doğrularınız değil mi?

Gezginin Hikayesi 

Sonsuz gibi görünen bir yolda yürüyen bir Gezgin hakkında eski bir hikaye vardır. Bu Gezgin, sırtına her türlü yükü yüklemiş; ağır bir kum torbası, ön tarafında içi dolu bir su kabı taşıyormuş. Sağ elinde garip şekilli bir taş, sol elinde iri bir kaya parçası varmış. Boynunda kötü bir ipe bağlanmış, eski bir değirmen taşı asılıymış. Ayak bileklerine bağlanmış ağır paslı zincirleri, tozlu kumda sürüklemekteymiş. Başının üstündeki yarısı çürümüş bir kabağı yürürken dengelemeye çalışmakta, kötü talihinden ve kendisine eziyet veren elbiselerinden şikayet etmekte ve oflaya puflaya adım adım yürümekteymiş.

Tam öğlen sıcağında yolda bir Çiftçi ile karşılaşmış. Çiftçi ona; Oh yorgun Gezgin, elindeki bu taşı ve kayayı niçin taşıyorsun? diye sormuş. Onları taşımak budalalık, diye cevap vermiş Gezgin, Fakat şimdiye kadar bunları taşımanın budalalık olduğuna dikkat etmemiştim. Sonra taşı ve kayayı yolun kenarına atmış, kendini hafiflemiş hissetmiş.

Biraz daha gittikten sonra Gezgin başka bir Çiftçi ile karşılaşmış, Çiftçi ona sormuş; Ey yorgun Gezgin, niçin başının üstünde bu yarısı çürümüş kabağı taşıyorsun ve niçin ayak bileğine bağladığın şu paslanmış ağır zincirleri sürüklüyorsun? Gezgin Çiftçi, Bunları bana gösterdiğiniz için çok teşekkür ederim. Kendime nasıl eziyet ettiğimin farkına değilim, deyip zincirleri çıkartmış ve kabağı yolun kenarındaki bir hendeğe atmış. Yeniden kendini daha da hafiflemiş hissetmiş. Fakat yürüdükçe yine ıstırap çekmeye başladığını fark etmiş.

Tarladan geçen 3. Bir Çiftçi Gezgini gözlemlemekteymiş ve ona seslenmiş. Ey iyi adam, sen sırtında çok ağır bir kum torbası taşıyorsun, fakat biraz ileride istemediğin kadar kum var ve taşıdığın şu büyük su kabı ile çölü geçmeyi mi düşünüyorsun? Gittiğin yolun kenarında, biraz sonra göreceksin, çok temiz suları olan bir dere var ve bu dere yol boyunca akmaya devam etmektedir. Bunu işitince Gezgin, su kabını açmış ve kabın içindeki tatsız suyu yola dökmüş, yoldaki bir çukura kum çuvalındaki kumları boşaltmış.

Orada sessizce durmuş ve batan güneşe bakmış. Güneş ona son ışıklarını gönderiyormuş. Gezgin kendine bakmış ve boynuna asılmış olan değirmen taşını görmüş, demek benim öne doğru eğik durmama sen sebep oluyorsun demiş. İpi çözmüş ve değirmen taşını nehrin içine mümkün olduğu kadar uzağa atmış. Yüklerinden kurtulmuş olarak akşamın serinliğinde kalacağı eve doğru yürümeye başlamış.

Peki siz?

Bir kum torbası taşıyor musunuz veya eski bir değirmen taşı ya da paslı ağır zincirler ve yarısı çürümüş su kabağı? Tüm bunları sırtınızda taşıyor musunuz? Şimdi karar sizin, onları atarsınız ve yolunuza devam edersiniz ya da tam tersi.. Yaşamınızda hiç bağışlamadığınız insan var mı?

Size geçmişten kurtulmanızı öneririm. Onlar sizi bağışlamasa bile siz onları bağışlayın.


Paylaş.

About Author

Marmara Üniversitesi Arşivcilik Bölümünü dereceyle bitirdi, Koray Holding’te iş yaşamına İnsan Kaynakları alanında başladı, 3.5 yıl burada çalıştıktan sonra, Turkcell İnsan Kaynakları Ekibinde öncelikle 3 yıl Turkcell Akademi’nin kuruluş çalışmalarında bulundu, daha sonra İşealım Ekibine geçti, 4 yıl burada görev yaptıktan sonra Organizasyonel Gelişim ve Değişim Ekibinde 1 yıl çalıştı ve Turkcell’den ayrılarak Nortel Networks İnsan Kaynakları Müdürü olarak, Vodafone Türkiye İşeAlım Müdürü olarak çalıştı. Halen Türkiye’nin ilk ve tek bağımsız otomotiv dizayn şirketi olan Hexagon Studio’da IK ve İdari İşler Müdürü olarak çalışmaktadır. PERYÖN (Personel Yönetimi Derneği) üyesidir. İngilizce, Osmanlıca, Farsça bilmektedir. Çalışmanın dışında kalan zamanlarında kitap okumak ve spor yapmak en çok vakit harcadığı alanlardır.

Comments are closed.