Kıssandan Hisse: Michael Stone’un Engelleri Aşması

0

Avuçları terliyordu. Elini kurulamak için bir havluya gereksinimi vardı. Bir bardak buzlu su susuzluğunu giderdi ama duygularının yoğunluğunu gideremedi. Üzerinde oturduğu çim saha Ulusal Gençlik Olimpiyatında gördüğü rekabet kadar sıcaktı. Çıta 5,1 metreye kurulmuştu. Bu, onun şimdiye kadar ki en iyi derecesinden 1 cm daha yüksekti.

Michael Stone sırıkla yüksek atlama mesleğinin en zorlu günündeydi. Son karşılaşma biteli 1 saat olmasına rağmen tribünlerde hala 20000 kişi vardı. Sırıkla yüksek atlama rekabetin en kızıştığı alandı. Jimnastikçi inceliğiyle vücut geliştirici gücünün birleşmesini gerektiren bir spordu. Bir de uçma vardı elbette; 2 katlı bir binanın yüksekliğinde havalanma, böyle bir olayı izleyen herkes için yalnızca bir düş olabilirdi. Bu, şu anda Michael Stone’un yalnızca hayali değil; aynı zamanda başlıca isteğiydi.

Michael hatırlayabildiği kadarıyla uçmayı hep istemişti. Küçükken annesi ona uçmakla ilgili sayısız hikaye okumuştu Bu hikayelerde dünya hep kuş bakışı tasvir edilirdi. Annesinin heyecanı ve ayrıntı tutkusu Michael’in düşlerinin çok renkli ve göz alıcı güzellikte olmasını sağlamıştı

Michael’in hep gördüğü bir rüya vardı. Kırda bir yolda koşuyordu. Ayaklarının altındaki toprak ve taş parçalarının hissedebiliyordu. Sapsarı buğday tarlalarının içinde koşarken demiryolunda lokomotiflerden daha hızlı gider onları geçerdi. Derin bir soluk aldığı anda ayakları yerden kesilmeye başlar ve bir kartal gibi havalarda süzülürdü. Uçtuğu yerler hep annesinin hikayelerde anlattığı yerlerdi. Ayrıntılara çok dikkat ederdi. Annesinin sevgi dolu özgür ruhunu hissederdi.

Öte yandan babası bir hayalperest değildi. Bert Stone sert bir gerçekçiydi. Çok çalışmaya ve emeğe inanırdı. Parolası şuydu;. Bir şeyi istiyorsan onun için çalışmalısın… Michael 14 yaşından bu yana bunu yaptı. Çok dikkatli ve disiplinli bir ağırlık kaldırma programına başladı. Zaman zaman da koşuyordu Michael’in azmi, kararlılığı ve disiplini her çalıştırıcının hayalinde olan türdendi. Mükemmellik onun için hem bir takıntı hem de bir tutkuydu.

Michael bugünkü atlayışının hepsi çok çalışmasının ödülleri gibi görünüyordu. 5,1 mt’lik çıtayı aşıp aşamayacağı konusunda endişeli miydi, bilmiyoruz. Şişirilmiş yastığa düştükten sonra ayağa kalktı. Kalabalığın önünde bir sonraki uçuşu için hazırlanmaya başladı. Şimdiye kadar en iyi derecesini 1 cm aştığının ve Milli Gençlik Olimpiyatının finale kalan 2 sporcudan biri olduğunun farkında değildi.

Michael 5,2 ve 5,3 metreleri geçince de bir duygu belirtisi göstermedi. Aklında yalnızca devamlı hazırlık ve kararlılık vardı. Sırtüstü yatmış, kalabalığın bağırışlarını dinlerken diğer atlayıcının son atlayışında başarısız olduğunu bilmiyordu. Şimdi sıra onun son atlayışına gelmişti. Diğer atlayıcının başarısız atlayışlarının sayısı kendisininkinden azdı, dolayısıyla kazanmak için bu atlayışı yapmak zorunda olduğunu biliyordu. Harekete geçti ve her zamanki gibi 3 parmak ucu, 3 marine tarzı zıplayışını yaptı. Sırığını eline aldı. 17 yıllık hayatının en zorlu olayına giden yolun önünde durdu Koşu yolu bu sefer onda farklı duygular uyandırdı. Kısa bir an korku duydu. Sonra birden olanları fark etti. Çıta en iyi derecesinden 2 cm daha yukarıdaydı. Bu milli rekorun yalnızca 1 cm altındaydı…

Anın yoğunluğunu zihni endişeyle doldurdu. Gerginliği bedeninden atmaya çalıştı. İşe yaramıyordu. Daha da gerildiğini hissetti. Annesini hatırladı. Onu gergin, endişeli ya da korkmuş gördüğü her sefer derin soluk alıp vermesini söylerdi. O da annesinin söylediğini yaptı. Bacaklarında ki gerginliği attı, zihninde çıtayı kendi yüksekliğine getirdi. Kollarını ve bedeninin üst kısmını esnetti. Sırtından soğuk bir damla ter aktığını hissetti. Koşu yolunda hız almaya başladığı anda çok farklı ama aynı zamanda da tanıdık bir şey hissetti. Altındaki yüzey rüyasında gördüğü kır yoluna benziyordu. Derin bir soluk aldı ve uçmaya başladı. Şimdi çocukluk düşlerindeki gibi uçuyordu. Bu gerçekti…

Tribündeki bağırışlarla ya da kendi düşüşünden çıkan sesle dünyaya geri döndü. Yerde sırtüstü yatmış güneşin sıcaklığını yüzünde hissederken yalnızca annesinin yüzündeki gülümsemeyi hayal ediyordu. Babasının da gülümsediğini hatta kahkaha attığını biliyordu. Heyecanlandığında hep böyle gülerdi. Bilmediği şeyse babasının annesine sarılmış ağlıyor olduğuydu ve hayat arkadaşı onu hiç böyle ağlarken görmemişti. Bayan Stone‘de hayatında ilk defa böyle övünç gözyaşları döktüğünün farkındaydı.

Michael‘in çevresi ona sarılan ve hayatının en büyük başarısından dolayı onu kutlayan insanlarla çevrilmişti. Aynı gün Milli ve Milletler arası Gençlik Olimpiyatı’nın sırıkla yüksek atlama rekorunu kırdı. Basından gördüğü ilgi, burs imkanları, aldığı samimi kutlamalar sayesinde Michael’in hayatı eskisi gibi olmayacaktı. Bunun sebebi yalnız Milli Gençlik Olimpiyatı’nı kazanmış, dünya rekoru kırmış olması değildi. Şahsi rekoru 3 cm aşmış olması da değildi.

                                                                                                                  Bunun sebebi Michael’in kör olmasıydı…


Paylaş.

About Author

Marmara Üniversitesi Arşivcilik Bölümünü dereceyle bitirdi, Koray Holding’te iş yaşamına İnsan Kaynakları alanında başladı, 3.5 yıl burada çalıştıktan sonra, Turkcell İnsan Kaynakları Ekibinde öncelikle 3 yıl Turkcell Akademi’nin kuruluş çalışmalarında bulundu, daha sonra İşealım Ekibine geçti, 4 yıl burada görev yaptıktan sonra Organizasyonel Gelişim ve Değişim Ekibinde 1 yıl çalıştı ve Turkcell’den ayrılarak Nortel Networks İnsan Kaynakları Müdürü olarak, Vodafone Türkiye İşeAlım Müdürü olarak çalıştı. Halen Türkiye’nin ilk ve tek bağımsız otomotiv dizayn şirketi olan Hexagon Studio’da IK ve İdari İşler Müdürü olarak çalışmaktadır. PERYÖN (Personel Yönetimi Derneği) üyesidir. İngilizce, Osmanlıca, Farsça bilmektedir. Çalışmanın dışında kalan zamanlarında kitap okumak ve spor yapmak en çok vakit harcadığı alanlardır.

Comments are closed.