Mutluluğunuzdan Çalan 10 Kötü Alışkanlık

0

Hepimiz mutluluk peşinde koşan insanlarız. Mutlu olmak için birçok şey yapıyoruz; mutsuz olduğumuz anlarda çikolata yemek, bir arkadaşla saatler geçirmek bazen bizi mutlu etmeye yetiyor. Mutluluk herkes için farklı bir anlama geliyor. Ne yazık ki, hayat içinde mutsuz olmamıza neden olacak birçok alışkanlığımız var.  Hayatlarımızda mutsuzluk yaratan alışkanlıklarımızdan bazılarına değinmeye ne dersiniz?

Yaşam içinde doğru anı beklemek: Biz istemediğimiz sürece, hayatımızın yönünün değişmesine imkan yok. Fakat sürekli olarak doğru anı beklemek hayatımızın yönünü değiştirecek birçok hediyeyi kaçırmamıza neden olabilir. Hayat kocaman bir saha, oyuna dahil olmadan 90 dakikanın son bulmasını istemiyorsanız; yedek kulübesinde oturmaktan fazlasını yapmanız gerekli. Dolu dolu bir yaşam için yeni insanlarla tanışmaya ve yakın dostlar edinmeye çalışın.

Kendini garantide hissetmek için hayallerden vazgeçmek: Etrafımızda birçok kişi var. Çoğundan duyacağınız cümle “Aslında ben başka bir meslek istemiştim; ancak hızlı bir şekilde para kazanmam için bu mesleği seçmem gerekliydi.” olacaktır. Bu cümle; hayatımızı bir çıkmaza sokup, kendimizi mutsuzluğun derin kuyularına attığımız cümledir. Bu yöntemle ekonomik sorunlardan kurtulabiliriz, fakat gerçekleştiremediğimiz tutkularımızı sadece kendimizi garantiye almak için kenara bırakmamız bizde çok derin bir yara açar. Sürekli kendinizi yargılamanıza, istediğim işi yapsam mutlu olur muydum düşüncelerinin sizi içten içe kemirmesine neden olur. Hayatınızı garantici bir şekilde yönlendirdiğiniz zaman ömür boyu sürecek bir mutsuzluğun esiri olabilirsiniz.

Başkaları ile kendini kıyaslamak: Küçükken annelerimiz yapardı bunu değil mi? Biraz geriye gidin; ne kadar sinir bozucu olduğunu hatırlayacaksınız. Komşunun çocuğunun sizi ilgilendirmediği, ben benim o komşu çocuğu, dediğiniz dönemi hatırladınız mı? Yıllar geçti, büyüdünüz şimdi bir başkasının altındaki marka araba, taktığı güzel mücevherler, mesleğinden kazandığı para kendinizi kıyaslamanıza neden oluyorsa içinizdeki çocuğu öldürmüşsünüz demektir. Kendinizi yetersiz hissettiğiniz bu aşamada yeniden içindeki çocuğu canlandırın. Yeniden ben benim o komşu çocuğu diyemezseniz hayat boyu elde edemediklerinize üzülmeye mahkumsunuz.

Hayata karşı aşırı korumacı davranmak: Hayat içinde karşılaşabileceğiniz kötü durumlar oldukça fazla. Yolda yürürken kafanıza çatıdan kiremit düşebilir, bir selde boğulabilirsiniz, ani bir depremde hayatınız son bulabilir, bir hırsızla evinizde karşılaşıp öldürülebilirsiniz, bir trafik kazasına kurban olabilirsiniz, sevdiğiniz adamın sizi aldattığına şahit olabilirsiniz, mezun olup iş bulamayabilirsiniz. Bunların hepsi olası durumlardır. Birçok insan bu kötü şeyleri yaşar. Bir o kadar insan da hayatında bunları yaşamaz. Şansınızın %50 olduğu bir durumda; mezuniyet töreninizde işsiz kalır mıyım diye düşünmek, evlenirken acaba beni aldatır mı düşünceleri ile hayatınızın güzel anlarında mutluluğunuzdan çalmak; en güzel anları gülümseyerek hatırlayamamanıza neden olacaktır.

Ruhunuzu nefrete teslim etmek: Nefret çok güçlü bir duygudur. Kişinin hayatını mahvetmesine dahi neden olmaktadır. Nefret; zihninizi bulandıran, yaşamınızın kontrolünü elinizde tutmanıza engel olan bir duygudur. Birinden nefret etmek için birçok nedeniniz olabilir. Fakat bu nefretinizi hak eden kişiler için dahi olsa bu duyguyu bünyenizde barındırmanıza değmeyecektir. Kendinizi hoşlandığınız şeylere verin, nefretinizin üstesinden sevgiyle gelin. Nefret; kendinizi yıpratmanıza ve etrafınızda yıkım oluşturmanıza neden olur. Bu durum sizi üzer ve derinden yaralar.

Her şeyin bir anda değişmesini beklemek: Hayatınızın belirli bir akışı var. Bir anda bütün hayatınızın değişmesi ancak piyango vurması ile mümkün olabilir. Bir günde istediğiniz işi bulmayı, bir günde istediğiniz üniversiteye girmek için yeterli hale gelmeyi beklemeyin. Kendinize haksızlık etmemek için hayatın süreçlerden oluştuğunu kabul edin. Belirli bir zaman dilimini aşmadan hayatınızda arzu ettiğiniz şeyleri elde edecek seviyeye gelmeniz mümkün değildir. Okumayı öğrendiğiniz zamanlara gidin; bir günde okumayı öğrenmediniz, kademe kademe bir birikim sonucunda okuyacak gücü kendinizde buldunuz. Hayatınızı değiştirmeniz ancak bu şekilde mümkündür. Önce ne istediğinize karar vermeli, ardından hayatınızı bu yönde değiştirmek için gerekli olan olanakları sağlamaya başlamalısınız. Bir anda her şeyi değiştirmek istemeniz sizi zorlar ve ruhsal çöküntü yaşamanıza neden olur.

Karşılaştığınız zorlukları abartmamanız gerekli: Hayatın her aşamasında zorluklar var. Bu zorlukları etrafımızdaki insanlarda yaşıyorlar. Yaşadığınız zorlukları abartmak; sadece yaşadığınız sıkıntının içinden çıkmanızı zorlaştırır. Yaşamınıza net bir şekilde bakmanıza engel olan abartma huyu; kendinize acımanıza ve kendinizi şanssız hissetmenize neden olarak mutsuzluğa adım adım yürümenize neden olur.

Görünüşe göre karar vermek: Birçoğumuzun hayata karşı peşin hükümleri var. Özellikle çoğu zaman şekil bizim için çok şey ifade ediyor. Bir insanın fiziği, rengi, dili yargılamamız için yeterli olabiliyor, ancak bu çok büyük bir hata ve vazgeçilmesi gereken bir huy. İnsanlarla olan ilişkimizin sağlıklı ilerlemesi için bu huydan vazgeçmeliyiz. Bu huy çok değerli insanları kaybetmemize, değerlerini anlamamamıza neden olabilir.

Canınızı acıtan kişileri hayatınızda tutmayın: Bazen etrafımızdaki insanlar bizim için en zararlı kişilerdir. Bazen bir arkadaş uyuşturucuya alışmamıza neden olabilir, sevdiğimiz adam canı sıkıldıkça bizi dövüyor olabilir, yakın arkadaşımız sürekli bizi aşağılıyor ancak sevdiğimiz için bütün bunlara tolerans gösteriyor olabiliriz. Etrafımızdaki insanlar bizi bu hale getirmeden onlardan kurtulun. Size zarar veren insanları hayatınızdan uzaklaştırın. Birini kaybetmekten korkmadan hayatınıza devam etmeyi öğrenmeli ve kendinizi önemsemeyi önceliğiniz haline getirmelisiniz. Aksi halde mutsuzluk kaçınılmaz olacaktır.


Paylaş.

About Author

Comments are closed.