NLP – Değişim İçin Beyninizi Kullanın

0

Bazı insanlar için, ”Parlak bir geleceği var,” ya da “Geçmişi ne kadar renkli?” dendiğini sık sık duyarsınız. Böylesi sözler, birer metafor olmaktan daha fazla anlamla yüklüdür. Konuşan kişinin iç düşüncelerinin birebir ifadesi olan bu tür sözler, kendi deneyimlerinizi yararlı biçimlerde değiştirmenizi öğrenmek açısından da bir anahtar niteliğindedir.

Örneğin, tam da şu anda, zihninizde gelecekteki yaşamınızda başınıza gelmesini dilediğiniz güzel bir olayın resmini tasarladığınızı düşünün ve daha sonra bu resim üzerinde çalıştıkça duygularınızın nasıl değiştiğini hissetmeye çalışın. Resme canlılık katarken ondan daha fazla şey “beklemeye” başladığınızı hissediyor musunuz? İnsanların çoğu canlı bir resim karşısında daha olumlu tepkiler verirken, soluk bir resme tepki verenlerin sayısının çok daha az olduğu söylenebilir.

Şimdi geçmişinizde yaşadığınız hoş bir anınızı aklınıza getirin ve o anınızın resmini daha canlı ve yoğun renklerle donatın… “Renkli bir geçmiş”, o anınıza karşı tepkinizin yoğunluğunu nasıl değiştiriyor, değil mi? Anınızı daha renkli hale getirdiğinizde duygularınızda bir farklılık sezmezseniz, bu sefer aynı anınızı siyah-beyaz olarak tasarlamaya çalışın. Resim renklerini kaybettikçe tepkileriniz de canlılığını kaybedecektir.

Sıklıkla işitilen başka bir söz, “Yaşamınıza bir-iki pırıltı katın,”dır. Yine güzel bir deneyiminizi hatırlayın ve o deneyiminizle ilgili olarak zihninizde tasarladığınız resme, parlayan ışıktan birkaç pırıltı serpiştirip, duygularınızı izlemeye başlayın. (Televizyon reklamcıları ve pullu elbise tasarımcıları bunu iyi bilirler!)

Tatsız olaylar için başvurulan öğüt ise, “Geçmişinizi arkanızda bırakın”dır. Size kendinizi hâlâ kötü hissettiren bir anınızı aklınıza getirin ve o anınızın resminin şimdi nerede, ne kadar uzağınızda olduğunu hissetmeye çalışın. Galiba hemen önünüzde duruyor, değil mi? Hemen onu alın ve arkanıza bırakın. Bu hareketiniz, o anınızı yaşama şeklinizi değiştirecektir.

Bunlar, Richard Bandler’in son “birkaç yılda geliştirdiği yeni NLP “alt temsil sistemleri” modelinin basitliği ve gücünü ortaya koyan ve ilk akla gelen örnekler.

NLP’nin İlk modellerinden birisi, “Temsil Sistemleri” fikriydi.

Bizler herhangi bir deneyimimizi düşünürken, duyusal sistemin temsillerinden (görsel resimler, işitsel sesler ve dokunsal duygular) yararlanırız. Son on yılda verilen NLP eğitimlerinin büyük kısmında, duyguları ve davranışları değiştirmek üzere bu tür temsil sistemleriyle ilgili bilgilerden yararlanmanın çok çeşitli hızlı ve pratik yollan öğretilmiştir. Alt temsil sistemleri, her temsil sistemi içindeki daha küçük öğelerdir. Örneğin görsel alt temsil sistemlerinin bazıları parlaklık, renk, büyüklük, mesafe, mekân ve odaklanmadır. Alt temsil sistemlerini bilmek, değişim modellerinde daha da hızlı, kolay ve özgül olan tamamen yeni bir alanı önümüze açacaktır.

1977 sonbaharında NLP yani davranışları değiştirmenin bu yeni, heyecanlı ve hızlı yolları üzerinde çalışırken, eskiden bildiğimiz şeylerin çoğunu bir kenara bırakmıştık. O sıralarda Richard Bandler ile John Grinder, büyük bir gelecek vaat eden bu yeni alanın gelişmesi konusunda birlikte çalışıyorlardı. NLP, bilinçdışı göz hareketlerini inceleyerek bir insanın içsel sürecinin nasıl izleneceğini, eski tatsız duygusal tepkilerin birkaç dakika içinde ya da daha uzun sürelerde nasıl değiştirileceğini öğretiyordu.

NLP’nin temel fikir ve tekniklerinin hepsi, hem zamanın sınavından, hem de daha zorlu olan, başkalarına NLP’den pratik biçimde yararlanmayı öğretme sınavından geçmiştir. Ve NLP, genellikle, iletişim ve değişimin keskin ucundaki alan olarak adlandırılmaktadır.

NLP’nin sunduğu kavramsal yaklaşımın, enformasyon bilimi ve bilgisayar programcılığında sağlam temelleri vardır, fakat bunun yanında, insanların canlı deneyimlerinin gözlenmesiyle de çok yakından ilişkilidir. NLP’deki her şeyi kendi deneyiminizle ya da başkalarını gözlemleyerek ilk elden doğrulayabilirsiııiz.

Bu kitapta anlatılan ve öğretilen yeni alt temsil sistemleri, kişisel değişim yaratma konusunda NLP’nin daha önceki yöntemlerinden çok daha hızlı ve etkili yollardır. Başlıca olarak sadece 3 temsil sistemi, ama her temsil sisteminin içinde çok sayıda başka alt temsil sistemleri vardır. Alt temsil sistemleri, tam bir ifadeyle, beyinlerimizin deneyimleri türlerine göre ayırdığı ve kodladığı yolları gösterir. Alt temsil sistemlerinin değişim modelleri, insanın programını (deneyimlerimiz hakkında düşünme ve karşılık verme biçimlerimizi) doğrudan değiştirmekte de kullanılabilir.

Bu alana eleştiriyle yaklaşan bazı yazarlar, NLP’nin çok “soğuk” ve “teknik” kaldığı noktasına işaret etmişler ve basit alışkanlıklar ile fobilerde etkili olabilmekle birlikte, “özsel varoluş sorunları” karşısında etkisiz kaldığını savunmuşlardır.

Bilinen ilkeleri uygulamaya geçirme ve bu ilkeleri yararlı biçimlerde uyarlama, ya da çeşitli zamanlarda küçük değişiklikler yapma yeteneği çoğumuzda vardır. Richard Brandler’in özel dehası, sürekli biçimde yeni ilkeler ortaya koymakta ve onları bizlere sunmakta benzeri görülmemiş bir yeteneğe sahip olmasıdır. Ondaki espri duygusu, bazen, bilhassa psikoloji ve psikiyatri mesleklerini hedef aldığında itici ve kibirli görünebilir.

NLP’nin 10-dakikalık fobi / travma tedavisiyle ilgili metinler ilk kez altı yıl önce yayımlanmış olmasına rağmen, psikologların çoğunun, bir fobinin iyileştirilmesi için birkaç ay ya da yıllık bir karşılıklı görüşme ve ilaç tedavisinin gerekli olduğuna inanmayı sürdürdüklerini dikkate aldığımızda, bu saldırganlığı bir parça haklı görmeniz mümkün olacaktır. Oysa biz kendi yöntemimizi yüzlerce kere gösterdiğimiz ve başka insanlara da öğrettiğimiz zaman, “Mümkün değil,’ diye tepki gösterenlerin nasıl bir hayal kırıklığına uğradıklarını iyi biliyoruz.

NLP’nin temel ilkelerinden birisi, bir cümledeki sözcüklerin sırası gibi, deneyimlerin sırasının da anlamı etkilemesidir. Bu kitaptaki bölümlerin sırası dikkatle düşünülerek tasarlanmıştır. Daha sonraki bölümlerde işlenen materyallerin önemli bölümü, daha önceki bölümlerde sunulmuş bilgi ve deneyimleri zaten bildiğinizi varsayacağından, onları sırayla okumanız halinde NLP serüvenini çok daha derinden kavrayabileceksiniz.

NLP’nin başka bir temel ilkesi, sözcüklerin, deneyimlerin yetersiz etiketleri olmaktan daha fazla önem taşımadığıdır. Bir çiviyi bir tahtaya çakmayı okumak bir şeydir; çekici elinizde tutup, çivinin tahtaya girerken çıkardığı sesi duymak başka bir şey. Öte yandan, çekiçteki titreşimi ve bükülmeyi hissetmek ve çivinin tahtanın iyice girerken ki hareketini izlemek de tamamen başka bir şeydir.

Bu kitaptaki modeller sizin aletlerinizdir. Her alet gibi onların da tam olarak anlaşılması için kullanılmaları ve sürekli bir etkinlikle uygulanmaları gerekir. Eğer kitabın içeriği konusunda ilk bir fikir edinmek istiyorsanız önce sayfalara hızla göz atabilirsiniz. Fakat bu bilgilerden gerçekten yararlanmak gibi bir düşünceniz varsa, bunları kendi deneyimleriniz ve başkalarının deneyimleriyle sınamaktan başka bir yol yoktur. Aksi takdirde öğrendiğiniz şeylerin “akademik” bilgiler olmaktan öteye gidemeyeceği kesindir.

 
OTOBÜSÜ KİM KULLANIYOR?

Nöro-Linguistik Programlama, şu ya da bu alanda uzmanlaşmak zorunda kalmamak için benimsenen bir sözcüktür. Ben üniversitedeyken hep kararsızlık içinde olan insanlar arasındaydım ve tutumumu değiştiremeyince kendimi zorlamayıp, olduğum gibi devam etme yolunu seçmiştim. NLP’nin temsil ettiği şeylerden birisi, insandaki öğrenme yetisine bir bakış açısı sunmasıdır. Onlarca psikolog ve sosyal hizmet görevlisi NLP’yi bir “terapi” gibi yorumlayarak kullandıkları halde, ben NLP’yi bir eğitim süreci olarak adlandırmayı daha doğru buluyorum. Zaten biz NLP’cilerin temel işlevi, insanların kendi beyinlerini kullanmalarını öğretecek yollar geliştirmektir.

İnsanların çoğu beynini etkin ve bilinçli biçimde kullanmıyor. Hepimizin beyni, “kapalı” düğmesi olmayan bir makineye benzer. Ona yapacak iş vermezseniz sıkılıncaya kadar çalışmaya devam eder. Bir insanı hiçbir dışsal deneyimin yaşanmadığı duyusal bir havuza bırakırsanız, içsel deneyimde derinleşmeye başlayacaktır. Beyniniz yapacak bir iş bulamadan boş boş oturursa, ne olduğuna aldırmadan oyalanmayı tercih eder. Siz bundan kaygı duyabilirsiniz, ama onun böyle bir derdi yoktur.

Örneğin, hiç kendi işinizin gidişatı konusunda derin derin düşüncelere daldığınız ya da sizi sıçrayıp uykudan kaldıracak kadar parlak bir fikrin aklınıza geldiği oldu mu? İnsanların sırf baş döndürücü bir anlarını hatırladıkları için gecenin ortasında uyanıverdiklerine çok sık rastlanır. Kötü bir gün geçirmişseniz, beyniniz bunu size tekrar tekrar yaşatacaktır; bu yüzden o geceyi, hatta sonraki haftayı bile eliniz ayağınız titrer bir halde geçirebilirsiniz.

Çoğu insan bu noktada da durmaz. İçinizden kaçının, uzun zaman önce başınızdan geçen tatsız olayları hatırlamadığı olur? Beyniniz bu durumlarda, “Haydi, bir daha yapalım! Öğlene kadar daha yarım saat var, gerçekten moral bozucu olan bir tatsız olayı daha düşünelim. Aradan üç yıl geçmiş olsa bile yine sinirlenebiliriz belki,” deyip duran bir haldedir.

Kendi deneyimlerinizi değiştirmeyi ve beyninizde olup bitenler üzerinde belli bir denetim kurmayı öğrenmelisiniz. İnsanların çoğu kendi beyinlerinin esiridir. Sanki otobüsün sürücü koltuğuna zincirle bağlanmışlardır ve direksiyon başkasındadır. Ben sizin kendi arabanızı kullanmayı öğrenmenizi istiyorum. Beyninize siz yön vermezseniz, ya kontrolden çıkmış bir halde bir yere çarpıp duracak, ya da sizin adınıza kontrolü başkaları ele geçirecektir ve bu başkalarının her zaman sizin çıkarlarınızı düşünmemeleri de son derece doğal bir durumdur. Ayrıca, sizi düşündüklerini varsaysak bile, yanılma ihtimalleri çok fazla olacaktır.

NLP, öznelliği geliştirebilme fırsatıdır. Aynı şekilde, okullarda gerçek bilimin şeylere nesnel bir açıdan baktığı öğretilir.

Bandler ve Grinder tarafından yazılan, NLP Değişim İçin Beyninizi Kullanın adlı kitaptan alınmıştır.


Paylaş.

About Author

Marmara Üniversitesi Arşivcilik Bölümünü dereceyle bitirdi, Koray Holding’te iş yaşamına İnsan Kaynakları alanında başladı, 3.5 yıl burada çalıştıktan sonra, Turkcell İnsan Kaynakları Ekibinde öncelikle 3 yıl Turkcell Akademi’nin kuruluş çalışmalarında bulundu, daha sonra İşealım Ekibine geçti, 4 yıl burada görev yaptıktan sonra Organizasyonel Gelişim ve Değişim Ekibinde 1 yıl çalıştı ve Turkcell’den ayrılarak Nortel Networks İnsan Kaynakları Müdürü olarak, Vodafone Türkiye İşeAlım Müdürü olarak çalıştı. Halen Türkiye’nin ilk ve tek bağımsız otomotiv dizayn şirketi olan Hexagon Studio’da IK ve İdari İşler Müdürü olarak çalışmaktadır. PERYÖN (Personel Yönetimi Derneği) üyesidir. İngilizce, Osmanlıca, Farsça bilmektedir. Çalışmanın dışında kalan zamanlarında kitap okumak ve spor yapmak en çok vakit harcadığı alanlardır.

Comments are closed.