Olayları Dengede Tutabilmek

0

Daha önce okuduğum “Sakin Olun, Öfkenizi Denetim Altında Tutun” adlı bir kitaptan sizlere kısaca bir alıntı yaptım. Yazarı Dr. Paul Hauck…

 

OLAYLARI  DENGEDE TUTABİLMEK

Hepimizin sahip olduğu en kötü eğilimlerden biri, küçük ve önemsiz şeyleri büyütmektir. Olayları tamamen gereksiz bir şekilde büyütürüz ve sonra da yarattığımız canavarlardan korkarız. Bu da genelde öfkeye neden olur. Bu yüzden, neyin felaket olup, neyin olmadığının farkında olmanız ve ciddi bir durumda karşı karşıya kaldığınızda ne yapabileceğinizin bilincinde olmanız çok önemlidir.

Bir daha ki sefer, herhangi bir şey sizi mutsuz ettiğinde, olabildiğince çabuk, tercihen mutsuz olmadan önce, kendinize sadece öfkelenmeyip, aynı zamanda acı çekip çekmediğinizi, yaşadığınız şeyin sadece trajik değil, aynı zamanda da üzücü olup olmadığını ve bu öfkeden sizi öldürüp kurtulup kurtulmayacağınızı bir sorun bakalım.

Öncekine inanıyorsanız, sadece sinir bozukluğu ve hayal kırıklığı yaşarsınız. Sonrakine inanıyorsanız, felaketlerden, dünyayı başınıza yıkan olaylar ve yaşamsal sorunlardan ötürü acı çektiğinizi düşüneceksiniz. Bunları ayırt etmek çok önemli çünkü bu, sizin sakince mi yoksa nevrotik bir şekilde mi tepki vereceğinizi belirleyecek. Dr Albert Ellis (psikoterapist) gibi bazı otoriteler, hiçbir olayın felaket olmadığını öne sürerler. Ancak bazı insanlar buna katılmayabilir, bu yüzden üzücü olaylar ve hayal kırıklıkları hakkındaki diğer gerçekleri vurgulamak istiyorum. 1.si bir çok olay genelde bizim düşündüğümüz kadar ciddi değildir ve 2.de olay çok ciddi olsa bile, biz öfkelenerek olayı iyice kötü bir hale getiririz.

HAYAL KIRIKLIĞI BİR RAHATSIZLIK DEĞİLDİR

Psikolojideki son bulgular bize, hayal kırıklığı yaşamakla, ruhsal dengesizliğin aynı şey olmadığını gösteriyor. Bu ayrımın farkına vardığınızda, üzücü olayların kendi başına sizi öfkelendiremeyeceğini anlarsınız.

Hayal kırıklığı bir şeyi istemek ve onu elde edememe ya da istemediğiniz bir şeyin size zorla verilmesidir. Evde kalmayı ve uyumayı isteyip de işe gitmek zorunda olduğunuz için, bunu yapamadığınızda bu bir halay kırıklığıdır. Birisine bir iyilik yaptığınızda ve o kişi bunu takdir etmediğinde bu hayal kırıklığı yaratır. Her 2 durumda da bir şey istemişsinizdir ve onu elde edememişsinizdir.

Kısacası, hayal kırıklığı ve ruhsal dengesizliğin tamamen ayrı şeyler olduklarının, genelde her ne adar öyle olsa da birbirlerini izlemek zorunda olmadıklarının farkına varmalıyız. Bazı insanların istedikleri her şeyi elde edebildiklerini ve hala yakınmaya devam ettiklerini biliyoruz. İşlerinde başarılı olan, mutlu bir evlilikleri olan, sağlıklı yaşamları, sevecen ve uysal çocukları olan ve hala yeterince para harcayamadıkları, yeterince popüler olamadıkları ya da hava kötü diye yakınan insanlar tanıyorum.

Diğer tanıdıklarım, her şeye bin bir zorlukla sahip olan, sağlıkları iyi olmayan, dışarı çok nadir çıkabilen ve neredeyse hiç yakınmayan ya da kederli görünmeyen insanlardır. Bu ancak hayal kırıklığıyla ruhsal dengesizliği birbirinden ayırt edebilirsek mümkün olur. Hayatınızdaki daha az olayı hayal kırıklığı olarak görmeyi öğrenebilirsiniz ya da sahip olduğunuz hayal kırıklıklarının düşündüğünüz kadar ciddi olmadıklarını görebilirsiniz böylece ruhsal dengesizlik yaşama ihtimalinizi açıkça azaltmış olursunuz.

ÖFKE KORKULARINIZI GİZLEYEBİLİR

Bazen en öfkeli insan, en güvenilir olması dışında, gerçekte en çok korkan kişi olabilir. Öfkeli insanlar çoğu zaman en derin yetersizlik ve başarısızlık korkularını gizlemeye çalışırlar. Bunu anlayabilmek için çok tipik bir örneğe bakalım.

Bir insan paniğe kapıldığı zaman, sakin mi olur öfkeli mi? 4 kabadayı sizi köşede sıkıştırsa, kalabalığın içinde cesaretinizi yitirir misiniz? Yoksa çıldırmış bir insan gibi kavga mı edersiniz? Tabii ki ikisini de yapabilirsiniz, ancak yaralı bir kaplan gibi kolaylıkla kavga edebileceğiniz gerçeği benim fikrimi kanıtlıyor. Aşırı derecede korktuğunuz için, inanılmaz bir güçle kavga edersiniz.

Korkunun öfkelenemeye neden olduğu en üzücü örneklerden biri de anne-babanın sürekli düzeltilmeye katlanamadığı durumdur. Bu ailelerden birisini çocuğu, annesine ya da babasına, nerede hata yaptığını gösterirse, anne ya da baba yoğun bir şekilde savunmaya geçip zekasının ve otoritesinin sorgulanmasına çok öfkelenir.

Her zaman haklı olmak zorunda olan ve insanları utandırma olasılığından rahatsızlık duyan savunmacı yetişkinler, kendilerinden en emin olanlardır. Hata yapmaktan o kadar korkarlar ki, bu gerçekten kaçmak için saldırgan bir hale gelirler. Öfkeli insanlar, genelde korkak ve  yetersiz insanlardır.

KENDİ İSTEDİĞİNİZİ YAPMAK ZORUNDA KALIR MISINIZ?

Her türlü öfke teknik olarak haklı yere ortaya çıkıyor, çünkü %100 doğru olduğunuza inanmak zorundasınız, yoksa ilk aşamada hemen öfkelenmezsiniz. Öfke her zaman şöyle der; “Bu şekilde davranılmayı hak etmiyorum, bu yüzden bunun hemen sona ermesi gerek.” Buna insanlar ya da şeylerle ilgili konularda inanabilirsiniz, aralarında çok az bir fark vardır.  Yine de bir fark vardır, o da, haksız yere yapılan davranışın önlenebileceğini düşündüğünüzde, neredeyse kaçınılmaz olduğunu düşündüğünüzden daha çok öfkelenirsiniz.

Sözgelimi; arabanızın lastiklerinin 3000 km’lik bir kullanımdan sonra değişmesi gerekiyor. Ancak bunu yapmadınız ve en uygun olmadığınız zamanda lastiğiniz patladı. Kendinize şunu söylersiniz, “Keşke şu an lastiğim patlamış olmasaydı.” Daha sonra kendinize şu saçmalığı söyleyebilirsiniz. “Bu yüzden lastiğim patlamamalı, çünkü tam yemeğe gitme telaşı içindeyken lastik değiştirmeye çalışmak çok tedirgin edici bir şey.”

Ancak bir anlık derin düşünmeyle, aynı lastiklerin 3000 km üzerinde kullanma şansınızı zorladığını için, başınıza bunun geldiğine karar verebilirsiniz. Her ne kadar bu şanssızlıktan dolayı hayal kırıklığına uğrasanız ya da kendinizden bu kadar eli sıkı olduğunuz için sinirlenseniz de, bunu hak ettiğinizi düşünerek bu olayı kolayca atlatabilirsiniz.

KENDİNE ACIMAK VE ÖFKE

Depresyon ve öfkenin ne kadar sık bir arada olduğunu gözlemlediniz mi? Kendini suçlamak ve başkalarına acıkmak dışında inşaların depresyona girmelerinin bir diğer nedeni de kendine acımaktır. Kendinize acıdığınız zaman ilk yapacağınız şey pireyi deve yapmak olur, felaketler yaratmak öfkelenmeye neden olur. Ancak kendimizi korkutmak yerine kendinize acıdığınızda, yaptığınız haksızlık o kadar büyük olur ki, hemen sonra kendinizi, en kötü şeylerin sizin başınıza geldiğine ve birisinin bu kötü şeyler için cezalandırılması gerektiğine inanırsınız.

Kendisine acıyan kişi, kendi kendinin en büyük düşmanıdır. Etrafında olan insanlara zarar vermek istemez, bu yüzden teslim olur ve kendisine en ufak memnuniyeti bile çok görüp başkalarının kendi istediklerini yapmasına izin verir. Bu anlamsız düzen, günlerce hatta aylarca sürebilir. Kendisine teslim olunan  hayatından memnundur ancak kendine acıyan kişi bir gün patlama noktasına gelinceye kadar acı çekmeye devam eder.

Kendine acıyan insanlara karşı dikkatli olun. Onunla geçinebilmek yıllarca kolay görünse de, hesap soracağı gün yakında gelecektir. O korku dolu, yıllardır acı çeken, pasif insan örneği içinde inanamayacağınız kadar büyük bir kırgınlık besleyebilir ve bu gerçekleştiğinde ilişki neredeyse biter.

Siz nasıl düşünürseniz düşünün, pireyi deve yapmak çok kötü bir psikolojik alışkanlıktır. Sizi gergin, endişeli, kronik düzeyde kaygılı ve depresif yapabilir. Ancak bu nevrotik durumlar, o kadar büyük bir öfkeye, acıya ve kırgınlığa dönüşebilir ki, bağışlamak olanaksız hale gelebilir. Öfkenizi kontrol altına almayı öğrenmek istiyorsanız, küçük olayları büyütme eğiliminizi kontrol edin. Size acı veren birçok hayal kırıklığının o kadar da korkunç olmadığını ve kötü olan bazılarıyla da daha büyük bir sakinlik ve kabullenişle başa çıkabileceğinizi asla unutmayın.


Paylaş.

About Author

Marmara Üniversitesi Arşivcilik Bölümünü dereceyle bitirdi, Koray Holding’te iş yaşamına İnsan Kaynakları alanında başladı, 3.5 yıl burada çalıştıktan sonra, Turkcell İnsan Kaynakları Ekibinde öncelikle 3 yıl Turkcell Akademi’nin kuruluş çalışmalarında bulundu, daha sonra İşealım Ekibine geçti, 4 yıl burada görev yaptıktan sonra Organizasyonel Gelişim ve Değişim Ekibinde 1 yıl çalıştı ve Turkcell’den ayrılarak Nortel Networks İnsan Kaynakları Müdürü olarak, Vodafone Türkiye İşeAlım Müdürü olarak çalıştı. Halen Türkiye’nin ilk ve tek bağımsız otomotiv dizayn şirketi olan Hexagon Studio’da IK ve İdari İşler Müdürü olarak çalışmaktadır. PERYÖN (Personel Yönetimi Derneği) üyesidir. İngilizce, Osmanlıca, Farsça bilmektedir. Çalışmanın dışında kalan zamanlarında kitap okumak ve spor yapmak en çok vakit harcadığı alanlardır.

Comments are closed.