Türkiye’de Gay Olmak

0

Murathan Mungan’a bir röportajda “Türkiye’de gay olmak zor mu” diye sormuşlardı. Şair de “Türkiye’de her şey olmak zor, gay olmak da zor olmamak da ya da başka bir şey olmak da” anlamında bir yanıt vermişti.

Eşcinsellik yani ‘gay’ olma durumu Türkiye’de uzun süre Zeki Müren ile temsil edildi. Sahneye çıktığında alkışlanan televizyona çıktığında bazı evlerde kıkır kıkır gülüşmelere konu olan Zeki Müren, Türkiye’de eşcinsel olmanın politikasını yapmadı, bu özelliğini insanlara anlatma ve kabul ettirme telaşına düşmedi. Çünkü sesi, onun diğer özellikleri yeterince domine ediyordu ve kimse onun bu “aykırı” durumunu dert etmiyordu.

Ama okulda öğrenci, ofiste çalışan, sokakta gezen, ailede çocuk olarak gay insanlar fark edildikleri anda çok sert tepki aldı, Türkiye’de modernleşme erkeklerin eşcinsel ilişkiyi tercih etme hızına yetişemedi. Bizzat babası tarafından katledilen, ağabeyi tarafından dövülen, patronu tarafından işten atılan ve sokakta laf atılan erkek eşcinseller henüz ve sadece büyük kentlerde kabul görmeye başladı. Artık gay barlar, kafeler, hamamlar, oteller, plajlar ve kamplar var. Ama bu gelişmeler, erkek eşcinselliğinin sorunlarının tamamen çözüldüğü anlamına gelmiyor.

Modern psikiyatrinin öncülerinden ve Psikanaliz’in kurucusu Sigmund Freud, o sihirli kelimeyi “oidipus karmaşası”nı icat ettiğinde, tam anlamıyla hiçbir zaman anlatılamayan-anlaşılamayan bir çocukluk evresinde olan bitenin insanın cinsel eğilimlerini belirlediğini kanıtladı. Tabii ki cinsel eğilim, bu karmaşanın üzerine çocuğun gelişme ve sosyalleşme aşamalarında yaşadığı olayların da eklenmesiyle oluşuyor.

Erkek neden eşcinsel olur, klasik yanıtlar: Güçsüz babayla yaşanan sorunlar, anneyle özdeşleşme, bazı iddialara göre genetik aktarım ve yine kimi iddialara göre atlatılamayan bazı travmalar.

Hem erkek eşcinselliği hem kadın, 1980’lere kadar ciddi bir sağlık sorunu olarak algılandı. İnsanlar psikiyatrlar ve diğer uzmanlara danıştı ya da danışmak zorunda bırakıldı. 1980’lerde ise Dünya Sağlık Örgütü (WHO) eşcinselliğin kesinlikle bir hastalık olmadığını, bir insan özelliği olduğunu, tercih edilebileceğini açıkladı.

Tabii örgüt, bunu açıklayınca her şey yoluna girmedi. Ama birçok şey değişti kuşkusuz. Freud ve çevresindeki asistanlarının 100 yıl önce yazdıklarına bakılırsa eşcinsel olmak bir sağlık sorunu değil (‘ama garip bir durum’) ve fakat bastırılması halinde ya da bir şekilde sağlıklı bir yöne kanalize edilmemesi halinde ciddi psikolojik rahatsızlıklara neden olabilir.

Freud’un asistanlarından ve Freud’un bile radikal tavrını katbekat aşan Wilhelm Reich, erkek eşcinsel eğilimlerini keşfettiği hastalarına “Kadınlarla sevişirsen geçer” telkininde bulunmuştur. Doğru ya da yanlış, uzman dışında kimse tarafından bilinemez kuşkusuz, belki bir fikir verir düşüncesiyle eklemek istedik.

Bazı çocuk gelişimcileri, erkek-kadın eşcinselliğinin altında çocukluk çağında yaşanan ciddi travmaların bulunduğunu ileri sürer. Görece makul bir örnek vererek ‘çocukken büyükler tarafından taciz edilme öyküleri” olan insanların eşcinsel yönelimleri olabileceğini de eklerler. Bu örnek diğerleri arasında buraya alabileceğimiz en makul örnek emin olun.

Eşcinselliği anlamak zorunda değiliz ama saygı duymak zorundayız. Çoğu insana garip gelse de gayler için karşı cins tamamen aseksüel bir obje. Heteroseksüel bir erkek için erkeklere aşık olmak ve onlarla olmak ne kadar iticiyse emin olun, homoseksüel erkekler için de kadınlarla birlikte olmak o kadar itici.

Gizli ya da gizli olmayan eşcinsellerin eskisi kadar dışlanmadıklarını söyleyebiliriz ancak alınacak çok yol var. Ebeveynler için çocuklarının eşcinsel olduğunu kabullenmek zor olsa da bunu kendi hataları ya da çocuklarının anormalliği olarak görmeden benimsemeleri, çocuklarının sağlıklı ve güvenli bir yaşam sürmesi için şart.

Eşcinsellerin potansiyel virüs taşıyıcısı olarak görüldüğü 1990’ları geride bıraktıktan sonra cinsel kimliği sadece iki türe indirgemenin 7 milyar insanın yaşadığı günümüz dünyasında imkansız olduğu da açık.


Paylaş.

About Author

Comments are closed.