Beyin, Bilinç Altı ve Duygular…

0

Beynimiz henüz çözülebilmiş değil. Beynin çok farklı bölümleri var ama en önemlisi sağ ve sol olmak üzere 2 ayrı parçadır. Sağ beyin, vücudun sol tarafını, sol beyin ise sağ tarafını kontrol ediyor. Beynin bu 2 tarafı, birbirileriyle hem çok zıt hem de tam bir tamamlayıcı görevindeler. Beynimiz basit modellerle açıklanamayacak kadar karmaşık olsa da, duygularımızın nasıl oluştuğunu anlamak adına beyinden ve çalışma modellemelerinden oldukça faydalanılıyor.

Bilinç; Kullandığımız, kontrol ettiğimiz aynı anda gerçekten farkında olmadan tek bir konuyu düşünebilen, değerlendirebilen beynimizdir. Bilinçaltı ise geriye kalan her şeydir. Vücudumuzda farkında olmadan kalbimizi çarptıran, kontrol edemediğimiz ama yaşamımız için tüm temel işlemleri gerçekleştiren parçamızdır. Bilincimizi kontrol edebiliriz ama bilinçaltımız üzerinde doğrudan bir kontrole sahip değiliz. Gördüklerimizin, hissettiklerimizin, söylediklerimizin yaklaşık %95’inin bilinçaltımızdan kaynaklanması aslında hayatımızı bir nevi otomatik pilotta geçirdiğimizin en büyük kanıtıdır.

Bilinçaltımız negatifleri işleyemez. Aklınıza her ne geliyorsa, bilinçaltınız tarafından ‘istediğiniz’ ya da karşı karşıya kaldığınız bir durum olarak algılanır. Bilinçaltının zaman kavramı yoktur. Aklınıza geçmişle ilgili her ne geliyorsa, bilinçaltı bunu şuan gerçekleşiyor olarak işler.

Duygularımız mı bizi yönetiyor? Ya da aslında duygularımızı biz mi yönetiyoruz?

Kısaca duygularımızın nasıl oluştuğuna bakarsak;

  • Aynı anda 5 duyumuzdan gelen tüm sinyaller algı filtremize geliyor.
  • Hayal gücü, düşünce ve iç sesimizle de dış uyaranların yarattığına benzer etkiyi yaşayabiliyoruz.
  • Algı filtremiz, inançlarımıza ve ihtiyaçlarımıza göre sinyalleri yorumluyor ve hangi sinyallerin önemli olduğuna hangilerinin eleneceğine karar veriyor.
  • Algımızdan değişmiş olarak geçen sinyaller, hafızamızda benzer durumlara ilişkilendirilerek resim, ses, his , tat ve koku olarak kodlanıyor.
  • Bu ilişkilendirme sırasında, daha önce yaşanmış benzer tecrübelerin yarattığı duygu durumu vücudumuzda yeniden yaşatılıyor.
  • Tecrübe ilk kez yaşanıyorsa yeni bir inanç oluşuyor, daha önce yaşanmış tecrübeler varsa inanç pekişiyor.

Bahsi geçen süreç aynı anda yüzlerce kez paralel olarak gerçekleşiyor. Nörolojiniz, size hissettirmeden otomatik pilotta vermeye alıştığı tepkileri vermeye devam ediyor. Bu noktada sürecin büyük bölümü bilinçaltında olduğu için, bizi neyin tetiklediğinin farkında bile değiliz. Tüm duyu organlarımızdan gelen sinyaller beynimizde değerlendirilirken, bir yandan içsel düşüncelerimiz beynimizde dönmeye devam ediyor ve bu süreç yaşadığımız her an kendini tekrar ediyor. Aklımızda tutmamız gereken, duyu organlarımızdan bilinçaltımıza saniyede 4 milyar bit bilgi geliyor. Bilinçli beynimiz ise sadece 2 bin bit bilginin farkına varıyor.

Şöyle bir benzetmeyle anlatmak gerekirse; İstanbul Boğazı’ndan geçen toplam suyun, sadece bir adet musluktan aktığını hayal edin. J

Unutmayın; Bilinçaltımız hayal ile gerçeği birbirinden ayırt edemiyor.

Yapılan ölçümlere göre ortalama bir insan günde ortalama 60.000 düşünce işliyor. Şimdi size soruyorum. Bir gününüzü düşünürseniz, düşüncelerinizin % kaçının farkındasınız? Duygularımızın nasıl oluştuğunu açıklayan üstteki model, dış sinyaller ve iç düşüncemizle başlıyor. Peki, kendimizi iyi hissetmek adına hangisini değiştirmemiz daha kolay olacaktır? Duyu organlarımızdan gelen dış sinyalleri değiştirmemiz, hayatımızda atacağımız büyük adımlar gerektirebilir.

Düşünme olgusunu kas geliştirmeye benzetebilirsiniz. Belli bir kasınızı ne kadar çalıştırırsanız, kasınız o kadar gelişecektir. İşin daha ilginç yanı, hepimiz güçlü olan kaslarımızı kullanmaya çok daha meyilliyizdir. Kötü düşünmeye devam ederseniz, daha kötü düşüneceğiniz başka bir döngüye giriyor olacaksınız..

Peki ya algılarımız / inançlarımız…

Çocukluğumuzda ne kadar sıfırdan başladığımızı, dünya hakkındaki tüm bilgilerimizin sonradan oluştuğunun farkında mısınız? Belli bir süre sonra hayata inançlarımızın filtresiyle bakmaya başladık. Bir gözlük oluşturduk ve hayata hep o gözlükten bakmaya başladık. Hepimiz tecrübelerimize göre farklı renkte gözlükler yarattık. Hayatı hep iyi tecrübelerle dolu olanlarımız pembe, aramızda şanssız olanlar kara gözlükler ile hayatı algılamaya başladı. Peki, hayatı algılamamızı sağlayan inançlarımız nasıl oluştu? İnançlarımız 2 yolla oluştu;

  • Kendimiz yaşayarak; Çoğu şeyi kendimiz yaşadık. Çocukken korkusuzca elimizi ateşe soktuk. Yanınca, bir daha yapmamak için aklımızda farkına varamadığımız bir genelleme yarattık.  Sıcak şeyler derimizi yakar, çok acıtır!  Bazı sonuçların ödüllendirilmesi, bazılarının cezalandırılmasıyla kalıplarımız, inançlarımız ve alışkanlıklarımız oluştu.
  • Başkalarının etkisiyle; Her şeyi kendimiz yaşamadık. Başka insanlardan duyduk, onları modelledik. İnançlarına, söylediklerine inandık. Bizi yetiştiren insanlar ne kadar iyi niyetli de olsalar bilinçaltımızın sabit bir bilgi download ettiğinin farkında değillerdi. Arkadaşlarımız, okul öğretmenlerimiz, büyüklerimiz, medya, kitaplar, reklamlar ve tüm toplum. Bunların tabii ki bazıları iyi niyetli bazıları ise değildi.

Modelleme

Albert Bansura tarafından yapılan deneyde, 2-4 yaş arası çocuklar bir odaya koyuluyor. Başlarındaki yetişkin 10 dk boyunca odada bulunan büyük bir oyuncak bebeği hırpalıyor.

  • Yetişkin odadan çıktıktan sonra tüm çocuklar benzer şekilde bebeğe vuruyorlar. Bazıları şiddeti oldukça abartıyor.
  • Deney tekrarlanıyor. Farklı çocuklar bu sefer yetişkini TV’den seyrediyor.
  • Evet, yine aynı tepki. Çocukların hepsi ayrı ayrı bebeğe uzun süre boyunca vuruyorlar.
  • TV’nin çocuklara yararları!açısından çok anlamlı bir deney bence.


Paylaş.

About Author

Marmara Üniversitesi Arşivcilik Bölümünü dereceyle bitirdi, Koray Holding’te iş yaşamına İnsan Kaynakları alanında başladı, 3.5 yıl burada çalıştıktan sonra, Turkcell İnsan Kaynakları Ekibinde öncelikle 3 yıl Turkcell Akademi’nin kuruluş çalışmalarında bulundu, daha sonra İşealım Ekibine geçti, 4 yıl burada görev yaptıktan sonra Organizasyonel Gelişim ve Değişim Ekibinde 1 yıl çalıştı ve Turkcell’den ayrılarak Nortel Networks İnsan Kaynakları Müdürü olarak, Vodafone Türkiye İşeAlım Müdürü olarak çalıştı. Halen Türkiye’nin ilk ve tek bağımsız otomotiv dizayn şirketi olan Hexagon Studio’da IK ve İdari İşler Müdürü olarak çalışmaktadır. PERYÖN (Personel Yönetimi Derneği) üyesidir. İngilizce, Osmanlıca, Farsça bilmektedir. Çalışmanın dışında kalan zamanlarında kitap okumak ve spor yapmak en çok vakit harcadığı alanlardır.

Comments are closed.