Çalışkan mısınız İşkolik mi?

0

İşkolilklik: Bireyin kendisini sürekli çalışma gereksinimi içinde hissetmesi, çalışmadığı zaman bundan rahatsızlık duyması olarak tanımlanabilir. Dolayısıyla aşırı ve gereğinden fazla çalışmak, işe odaklanmak söz konusudur. Birey bu nedenle özel yaşantısını, aile ve yakınlarını, hobilerini, entellektüel faaliyetlerini ihmal edebilir. Genellikle böyle çalışmak zorunda olduğunu ifade eden bu kişiler gereğinden fazla çalıştıklarını kabul etmezler.

Burada iş odaklı bir yaşam, iş ile özdeşleşmek söz konusudur. Kişi ben dediği zaman sadece “profesyonel ben” den söz ediyor hale gelmiştir.

Uzun saatler çalışma sonucunda;

  • Üretkenlikte ve etkinlikte azalma
  • Aile ve sosyal yaşamın ihmal edilmesi
  • Neyin önemli neyin önemsiz olduğuna ilişkin kavramlarda bozulma
  • Entelektüel faaliyetlerde azalma, kişinin ufkunun daralması söz konusu olabilir.

Kabul, onay ve saygı gibi kazanımların, yaptıklarımız ve elde ettiklerimizle şekillendiği iş piyasasında, çok çalışmak ile işkoliklik arasındaki sınırı çizmek gitgide zorlaşıyor…

Çevremizdeki insanları kim olduklarına, ne yaptıklarına ve elde ettikleri sonuçlara göre değerlendirdiğimiz günümüzde, işkolikler bu üçü arasında kuramadıkları denge ile çok çalışanlardan ayrılır. Çok çalışan ve sağlıklı bakış açısına sahip olan insanlar bu üç değerlendirme mekanizmasını, kendilerine ve çevrelerine bakarken bir dengede tutabilirken, işkolikler ne yaptıkları ve ne elde ettikleri sorularına kim oldukları sorusunu unutacak kadar önem verir.

İşkolikler için işleri, kendi hayatlarından ve duygularından uzak durmak için bir çıkış kapısı olabileceği gibi; mükemmeliyetçiliklerinin ve imkansızı gerçekleştirme isteklerinin bir sonucu da olabilir. Çok çalışan insanların işkoliklerden en büyük farkı nerede durmaları gerektiğini doğru tespit edebilmeleri ve iş hayatı dışında kalan zamanlarını etkili değerlendirebilmeleridir. İşkolikler, sevdiklerine ve kendilerine ayırdıkları zamanlar da dahil olmak üzere her zaman akıllarının bir kısmında işle ilgili problemleri düşünür ve planlar yapar.

İşkoliklik ile çok çalışmak arasındaki mesafenin dengesini yitirmesi; hem kendi hayatınız ve sevdikleriniz hem de iş hayatınız ve şirketiniz için tehlikeli sonuçlar doğurabilir.

İşkolizm;

  • Sosyal ilişkilerinin bozulması,
  • Evliliklerin parçalanması,
  • Günlük hayat düzeninin bozulması,
  • Kişinin kendisine zaman ayırmaması,
  • Depresyon,
  • Huzursuzluk,
  • Bitkinlik,
  • Stres temelli sağlık sorunları,
  • Verimliliğin düşmesi,
  • Üretkenliğin düşmesi,
  • Yaratıcılığın azalması,
  • Hata yapma oranınızın artması

gibi olumsuz sonuçlar yaratır, dolayısıyla işkolizm, şirketlere ve kişilerin kariyerlerine zarar verebilir.

İşkolizmin önüne geçebilmek için stratejiler

Kendinizin ya da bir yakınınızın işkolik olduğunu düşünüyorsanız ve işkolizmin getirebileceği olumsuzlukların önüne geçmek istiyorsanız yapabileceğiniz bazı şeyler var. Kabul, onay ve saygı isteği günümüz koşullarında işkolikliğin en önemli nedenleri arasında. İşinin, hayatının tek kabul, onay ve saygı kaynağı olduğunu düşünen işkolikler için yapabileceklerinin başında hayatın başka alanlarında da bu kazanımların elde edilebileceğini görmek geliyor. Ailenin ve arkadaşların da işkoliklikten kurtulmak için önemli rolleri olsa da ilk adımda önemli rol kişinin kendisine düşüyor.

Bunlar arasında;

  • İş-yaşam dengesi kurmanın kişinin hem duygusal hem de fiziksel sağlığı için önemli olduğunu kavramak,
  • İşkolikliğinin sebebini bulmak, kişinin kendini fark etmesi, işe verilen anlamı doğru tanımlamak,
  • İş dışında geçirilen zamanı işi düşünmeyerek geçirmek,
  • İşe gelirken, eve giderken ve molalarda mutlaka aileyle ya da arkadaşlarla bağlantı kurmak, görüşmek,
  • Planı aksatacak görevlere hayır demeyi öğrenmek,
  • Spora ya da yeni hobilere vakit ayırmak,
  • Planlama ve organizasyon yeteneklerini geliştirmek,
  • İletişimin önemini kavranmak ve doğru mesajları doğru kişilere ulaştırmak,
  • Gerektiğinde yardım istemek,
  • Beslenme ve yaşam tarzına dikkat etmek,
  • Etkili ve uzun vadeli kararları verebilmek,
  • Hafta sonu tatillerine çıkmak,
  • Dinlenmenin ve uyumanın bir ihtiyaç olduğunun anlamak,
  • Özel günleri hatırlamak için bir ajanda hazırlamak ve bu günlere zaman ayırmayı prensip haline getirmek,
  • Sosyal sorumluluk aktivitelerine katılmak,
  • Her şeyin mükemmel olamayacağını ve hatalar yapılabileceğini kabullenmek,
  • Bunların hiçbiri uygulanamıyorsa profesyonel yardım alma gerekliliğini anlamak ve kabullenmek gibi unsurlar vardır.

Zamanın herkese aynı anda ve eşit miktarda verildiği düşündüğümüzde işkolizmin kaynağının yetersiz zaman değil, kendimiz olduğunu açıkça görürüz.

Zamanı algılama ve yönetme biçimimiz, bizi ya doğru iş-yaşam dengesine ya da sağlıksız çalışma biçimlerine yönlendirir. Sağlıksız çalışma biçimlerinin önüne geçmenin; hem kendimiz, hem çevremiz, hem de şirketimiz için önemini anladığımız anda yapmamız gereken zamana ve çalışma biçimlerine bakış açımızı değiştirmek; zamanı yönetmek, kendimizi ve bizimle ilgili her alanı sağlıklı geliştirmektir. Dolayısıyla iş-yaşam dengesinde değişim, imkansız değil zorunludur.

 

Kaynak: Nisan Psikolojik Danışma Merkezi

 


Paylaş.

About Author

Marmara Üniversitesi Arşivcilik Bölümünü dereceyle bitirdi, Koray Holding’te iş yaşamına İnsan Kaynakları alanında başladı, 3.5 yıl burada çalıştıktan sonra, Turkcell İnsan Kaynakları Ekibinde öncelikle 3 yıl Turkcell Akademi’nin kuruluş çalışmalarında bulundu, daha sonra İşealım Ekibine geçti, 4 yıl burada görev yaptıktan sonra Organizasyonel Gelişim ve Değişim Ekibinde 1 yıl çalıştı ve Turkcell’den ayrılarak Nortel Networks İnsan Kaynakları Müdürü olarak, Vodafone Türkiye İşeAlım Müdürü olarak çalıştı. Halen Türkiye’nin ilk ve tek bağımsız otomotiv dizayn şirketi olan Hexagon Studio’da IK ve İdari İşler Müdürü olarak çalışmaktadır. PERYÖN (Personel Yönetimi Derneği) üyesidir. İngilizce, Osmanlıca, Farsça bilmektedir. Çalışmanın dışında kalan zamanlarında kitap okumak ve spor yapmak en çok vakit harcadığı alanlardır.

Comments are closed.