Delilikle Deha Arasında Bir İlişki Vardır

0

Dehanın tarih boyunca nasıl ortaya çıktığı ve “Deha Doğulur mu?”, “Yoksa Deha Olunur mu?” Sorularının yanıtları hakkında bilgi vermek istiyorum. Delilikle Deha arasında çok yakın bir ilişki var. Bu yazının ortaya çıkması için epey araştırma yaptım… Umarım beğenirsiniz… 🙂

Tarih boyunca, deha tartışmalarına genetik – çevresel faktörler damgasını vurmuştur. Deha doğulur mu? Deha olunur mu?  Sorusu her daim sorulmuştur. 1900’lü yıllara kadar, dehalar hakkındaki bilgiler, Leonardo De Vinci ve Beethoven gibi dahi kabul edilen kişilerin öyküleriyle sınırlı kalmıştır. Aristo dönemi kadar eski zamanlarda bile, yaratıcı deha ve delilik arasında ilişki kurulmuş, her 2 durumunda genetik olduğu düşünülmüştür.

1904 yılında, İngiliz Psikolog Havelock Ellis tarafından yapılan İngiliz Dahileri Araştırmasında, yaratıcı kişiler ve piskozlu hastalar üzerinde yapılan testlerde 2 durum arasında bir ilişki tespit edilmiştir. 70 yıl sonra, alman Psikolog Han Eysenck, ilk kanıtları inceler. Vardığı sonuç psikozlu olma durumunun değil, ruh hastalığının (tam anlamıyla deliliğin) deha ile ilişkisi olduğudur. Deliliği, esas olarak yaratılıştan psikoz belirtilerine yatkın olarak tanımlamıştır.

deha-delilik1

1926 yılında Amerikalı Psikolog Catherine Cox, 300 dehanın zeka ve kişiliklerini test eder. Ortalama IQ’yu 165+ olarak tespit eder. Ortak noktalar ise motivasyon ve kararlılıktır.

1956 yılında J.P. Guildford yaratıclığı tartışmak için ıraksak düşünce kavramını geliştirir.

2009 yılında Deha 101: Yaratıcılar, Liderler ve Dahiler adlı kitapta, Amerikalı Psikolog Dean Keith Smithson dehaların iyi genler ve iyi çevrelerin sonucu olduğunu iddia eder.

Mizaç ve Biyoloji

Bir çok psikolog ayırt edici özellikleri tanımlamış ve ölçmüştür. Han Eysenck ise insanı bir bütün olarak meydana getiren ayrıntılı özelliklerle değil, mizaçla ilgilenir. http://en.wikipedia.org/wiki/Hans_Eysenck  Aslında Biyolog olan Eysenck, kendisinden önce gelen Yunan Hekim Hipokrat ve Galen gibi, mizacı fizyolojik etmenlerin belirlediğine inanır. Galen’in biyolojik yaklaşımı mizacın genetik olarak belirlenmiş ve fizyolojik kaynaklı olduğunu düşünen Eysenck’in ilgisini çeker. Eysenck, kişiliği betimlemek için, kapsayıcı süperfaktörler önerir. Bu kavramlar İçedönüklük, Dışadönüklük ve Nevrotikliktir. Ardından bu kavramları Galen’in kavramlarına karşılık olacak şekilde geliştirir.

deha-delilik2

Eysenck Ölçekleri

Nevrotiklik, Eysenck’in, bir uçta duygusal sakinlik ve durağanlıktan, diğer bir uçta çabuk kızan ve tedirgin olan kişilik boyutunu nitelendirmek için kullandığı isimdir. Ona göre Nevrotik kişileride beyin, savaş ya da kaç tepkisini harekete geçiren sempatik sinir sistemini tetikleme eşiği düşüktür. Bu türden daha duyarlı sisteme sahip insanlar, bu anlamda daha hiperaktiftir. Bu yüzden, en ufak tehditlere bile sanki çok ciddi bir durumla karşılaşmışlar gibi tepki verirler. Tansiyonları yükselir, kalp atışları hızlanır ve terlerler. Ayrıca Nevrotik bozukluklara eğilimlidirler. Yine de Eysenck, yelpazenin endişeli kısmında kalan insanların ille de Nevrotik olduğunu iddia etmez. Sadece Nevrotik bozukluklara yatkın olduklarını savunur.

İçedönükler, dışadönüklerden daha aktiftir. Dolayısıyla beyinleri, dışadönüklerden daima daha fazla uyarılır.

Hans J. Eysenck

Eysenck’e göre mizacın 2. Boyutu İçedönüklük – Dışadönüklük’tür. Bu kavramları çevremizdeki kişileri tarif etmek için kullandığımız şekilde kullanır. Dışadönükler girişken ve konuşkandır. İçedönükler ise utangaç ve sessizdir.  Eysenck, aradaki farkın beyin aktivitelerinden kaynaklandığına inanır. İçedönükler sürekli gergindir ve aşırı uyarılma durumundadır. Dışadönükler ise sürekli sıkılırlar ve yetersiz uyarılma dolayısıyla beynin kendine gelebilmesi için sürekli daha fazla heyecan bulması (dışadönükler için) veya huzur ve yalnızlıkla sakinleşmesi gerekir (içedönükler).

Deha Araştırmaları

Yaratıcılığın net bir Psikolojik tanımını yapmak çok zordur. Ancak yaratıcılığın kesinlikle yenilik, özgünlükle ilgisi olduğu, düşünsel yetenek ile kişiliğin yönlerine dayandığı kabul edilir olduğuna dair fikir birliğine ulaşılmıştır. Deha yaratıcılığın en üst kertesidir. Kesinlikle çok yüksek seviyede zeka gerekmektedir. IQ testinden en az 165 puan almanın dahilik için önkoşul olduğu düşünülmektedir. Ancak yüksek IQ tek başına dahilik için yeterli değildir. Zekanın deha ile ilgili bir boyutu da hafızamızda bulunan farklı fikirleri, sorunlara yeni çözümler bulmak için bir araya getirmemizle oluşan zihinsel araştırma sürecidir.

Bu zihinsel taramaya yol gösteren faktör, ilgili olmaktır: geçmiş deneyim ve fikirlerimden hangisi şuanda karşı karşıya olduğum sorunla ilgili? Her birimizin performansı farklıdır. Bu yetenek, IQ’dan bağımsızdır. Bu yetenek bir ölçeğe yayılır: Geniş kapsamlı, aşırı kapsayan bir ilgililikten (çok fazla şeyi olasılık olarak görmek), aşırı dar (birkaç olasılık görmek) bir ilgililik kurmaya kadar gider. Örneğin daha sık görülen, ortadaki soruna neyin uygulanabileceğine yönelik daha geleneksel bir sezi vardır.

Aşırı kapsamlı düşünme, kelime çağrışımı testleriyle ölçülebilir. Testlerde 2 özellik analiz edilir: Verilen kelimelere gösterilen tepki sayısı ve tepkilerin özgünlüğü. Örneğin; dar kapsamlı düşünen bir kişi ayak  kelimesine ayakkabı gibi bir çağrışımla karşılık verecektir. Biraz daha kapsamlı düşünen biri ise, el veya parmak  gibi bir karşılık verebilir. Çok kapsamlı düşünen biri ise, asker veya ağrı gibi bir karşılık üretebilir. Bu tip testler yaratıcılığın ölçülebilmesini sağlar.

Çok kapsamlı düşünce ile yüksek IQ bir araya geldiğinde, ortaya yaratıcı deha çıkar.

Çünkü yaratıcı ve özgün fikirler böyle bir karışımın eseri olabilir.

 


Paylaş.

About Author

Marmara Üniversitesi Arşivcilik Bölümünü dereceyle bitirdi, Koray Holding’te iş yaşamına İnsan Kaynakları alanında başladı, 3.5 yıl burada çalıştıktan sonra, Turkcell İnsan Kaynakları Ekibinde öncelikle 3 yıl Turkcell Akademi’nin kuruluş çalışmalarında bulundu, daha sonra İşealım Ekibine geçti, 4 yıl burada görev yaptıktan sonra Organizasyonel Gelişim ve Değişim Ekibinde 1 yıl çalıştı ve Turkcell’den ayrılarak Nortel Networks İnsan Kaynakları Müdürü olarak, Vodafone Türkiye İşeAlım Müdürü olarak çalıştı. Halen Türkiye’nin ilk ve tek bağımsız otomotiv dizayn şirketi olan Hexagon Studio’da IK ve İdari İşler Müdürü olarak çalışmaktadır. PERYÖN (Personel Yönetimi Derneği) üyesidir. İngilizce, Osmanlıca, Farsça bilmektedir. Çalışmanın dışında kalan zamanlarında kitap okumak ve spor yapmak en çok vakit harcadığı alanlardır.

Comments are closed.