Dikkat Eğrisine Dikkat!

0

Anlattığınız ne kadar ilginç, sizce ne denli önemli olursa olsun, karşınızda sizi dinleyen kişinin ilgisinin dakikalar ilerledikçe zayıflaması doğaldır. Dolayısıyla başka bir şeyle meşgul olması, 3. Kişilerle konuşmaya başlaması ya da sözünüzü kesmesi de doğal kabul edilmelidir. Ama böyle durumlarda alışılmış düşünce tarzı, karşıdakileri suçlamaktır.

Dinlemiyorlar! ,  Bana yeterince önem vermiyorlar! , Anlattıklarım onları ilgilendirmiyor! , Bana tavır yapıyorlar!  Dikkatsizler! , Saygısızlar!

Dinlenilmemenin neden dinleyenlerde aranır, oysa olması gereken bunun tam tersidir. Elbette bazen yukarıda sözü edilen nedenler de etkin olabilir, ama çoğunlukla dinlenilmemenin asıl sorumlusu, konuşanın kendisidir. Dolayısıyla konuşmayı dinleyen yönünden değerlendirirken, üzerinde önemle durulması gereken konulardan biri de dikkat  olacaktır. Çünkü dikkat her zaman, konuşma – dinleme eyleminin doğal parçası değildir. Başka bir deyişle, dinliyor görünen kişinin dikkati konuşma üzerinde yoğunlaşmamış olabilir. Konuşan kişiye doğru baktığı, bedeniyle ona dönük durduğu halde, zihinsel olarak uzaklaşmış, dağılmış hatta konudan tümüyle kopmuş olabilir.

 

İyi bir konuşmacı, karşısındakilerin dikkat ve ilgisini korumayı bilir. Bunu sağlamak için gözlem yapar ve ortama uygun dikkat tazeleme yöntemini kullanır.

 

Her konuşmanın, kişinin yapısal özelliklerine göre değişen bir iç dinamiği vardır.

 

Konuşma sanatı üzerine pek çok kitap yazmış olan Amerikalı Danışman Dale Carnegie şöyle diyor;

Dünyada sizin gibi başka bir insan yok. Yüz milyarlarca insanın 2 gözü, 1 burnu, 1 ağzı var ana onların hiçbiri, tam olarak sizin ayırıcı özelliklerinize, yöntemlerinize ve akıl yürütme tarzınıza sahip değil.. Başka bir deyişler sizin bir kişiliğiniz var. Bu, bir konuşmacı olarak sahip olduğunuz en değerli şeydir. Ona sarılın, onu besleyin, onu geliştirin.

 

Konuşmacı için önemli olan, başkasında doğru diye saptadığı kalıplara girmeye çalışmak değil, onu ayırıcı kılan özelliklerini yitirmeden doğruları yakalayabilmektir.

 

Kişiliğiniz en değerli hazinenizdir. Kendinizi geliştirin, ama SİZ olun.

 

Dikkati yenilemenin en kolay yolu, herhangi bir konuda, dinleyicinin alıştığı kalıbı kırmaktır. Zaman uzadıkça, görsel ve duyumsal algılama zorlanmaya başlar. Örneğin konuşurken, bakışlarını karşısındakiler üzerinde, soldan sağa doğru dairesel bir hareketle periyodik olarak gezdiren kişi, bir süre sonra bu harekete ters düşen bir noktaya gözünü diktiğinde göz hareketindeki bu küçük değişimi bile fark edeceklerdir. Değişimle amaçlanan, konuşmanın göze, kulağa, akla ve duygulara yönelene unsurlarının, uyarıcı etkilerinin arttırılması ya da tazelenmesidir.

 

Neyi değiştireceğinizi bilin, ayaklarınız yere bassın, somut konuşun.

 

Konuşurken sürekli olarak uzun ve süslü cümleler, gösterişli, parlak imgeler kullanmanız, plansız ve karmaşık tarzı da dikkati de zayıflatır. Kolay anlaşılır bir mantık düzeni içinde olmayan anlatımlarda, art arda sıralanan düşüncelerin arasındaki bağlantıyı kurmak, karşınızdaki kişi ya da kişileri yorar. Herhangi bir şeyi kitaptan okuyarak izlemekle, duyarak izlemek birbirinden oldukça farklıdır. Dinleyerek anlama, sözcükler, aralarındaki bağlantılara, tonlamaya ve beden dilinin aktardıklarına dayanır. Bu nedenle konuşmaların kısa cümleler ve açık, net ifadelerle yapılması önerilir. Oysa, okuyarak anlamaya çalışırken, kişinin istediği sayfaya, istediği bölüme geri dönmesi, anlayıncaya kadar yinelemesi olasıdır. Cümleler karmaşık bile olsalar, bir kerede algılama zorunluluğu bulunmadığından sorun yaratmazlar. Üstelik, okurken göz belleğinin desteği sayesinde anlama ve akılda tutma kolaylaşır, dikkat, dinlemede olduğu kadar zorlanmaz.

 

Yalınlıktan asla ödün vermeyin. Gösteriş ilk anda etkiler, ama kalıcı değildir. Oysa, yalın olan belleğe yerleşir ve kolayca hatırlanır


Paylaş.

About Author

Marmara Üniversitesi Arşivcilik Bölümünü dereceyle bitirdi, Koray Holding’te iş yaşamına İnsan Kaynakları alanında başladı, 3.5 yıl burada çalıştıktan sonra, Turkcell İnsan Kaynakları Ekibinde öncelikle 3 yıl Turkcell Akademi’nin kuruluş çalışmalarında bulundu, daha sonra İşealım Ekibine geçti, 4 yıl burada görev yaptıktan sonra Organizasyonel Gelişim ve Değişim Ekibinde 1 yıl çalıştı ve Turkcell’den ayrılarak Nortel Networks İnsan Kaynakları Müdürü olarak, Vodafone Türkiye İşeAlım Müdürü olarak çalıştı. Halen Türkiye’nin ilk ve tek bağımsız otomotiv dizayn şirketi olan Hexagon Studio’da IK ve İdari İşler Müdürü olarak çalışmaktadır. PERYÖN (Personel Yönetimi Derneği) üyesidir. İngilizce, Osmanlıca, Farsça bilmektedir. Çalışmanın dışında kalan zamanlarında kitap okumak ve spor yapmak en çok vakit harcadığı alanlardır.

Comments are closed.