İmposter Sendromu

0

Hürriyet İnsan Kaynakları Ekinin ilk sayfasında daha önce hiç duymadığım bir tanım gördüm; Imposter Sendromu…  içini açıp okuduğumda aldığım bilgiler bana yeterli gelmedi ve biraz araştırma yaptım… Okuduğum bir çok yazıdan çıkardığım özeti sizlerle paylaşmak istiyorum.

Ayrıca http://vimeo.com/22753301 linkteki video’da da bu sendromla ilgili detaylı bilgiler var.

—————————

Bir kişinin açıkca ben Imposter Sendromluyum demesi bir hayli zor. Bu sanki ben yalan söylüyorum, bu başarı bana ait değil, yalancıyım demek gibi birşey oluyor. Yalan söylediğiniz kişi de bir hayli önemli burada; kendiniz.

Araştırmalara göre bu durum cinsiyet fark etmezsizin topumun %70’inde beliriyor.  Ancak yine de bu sendromdan en çok etkilenenler kadınlar… Peki neden bu sendrom yaşanıyor ve  ne zaman başlıyor ?

Yetersizlik korkusu, başarıyı küçümseme, kendimizi hafife alma gibi hisler stres katsayısını ve kaygıyı arttırıyor. Suzanne Mercie’ye göre bu durum küçük yaşta şartlanmadan dolayı oluşabilir. Yani demek istediğini bizim topluma uyarlamak gerekirse ;

– Kızım / oğlum kaç aldın ?

– 85

-Neden 100 değil ? Neydi o çalışkan kızın adı, o kaç aldı ?

-100 = başarılı 85 = başarısız

Bu çocuk daha sonra 100 almadıkça istediği sonuca ulaşamaz ve kendini yetersiz hisseder..  Ola ki  bir sınava çok iyi çalışmış olsun ve bir sorunun cevabına ucundan bir arkadaşından bakmış, kimseye söylememiş ve 100 almış olsun. İleride bu Sendrom onu teslim alırsa bu eskiden yaşamış olduklarına dayanarak kendi teorisini destekleyebilir ; ‘ zaten ondan baktım da 100 aldım, yani ben başarısızım’.  Diye düşünmeler başlayabiliyor…

• Aslında tam olarak ne yaptığınızı bilmediğiniz ve her şeyi berbat etmek üzere olduğunuz hissene kapıldınız mı?

• Hak ettiğinizden fazla övgü aldığınızı, diğerlerinin sandığı kadar bilgili ve yetkin olmadığınızı mı düşünüyorsunuz?

• Profesyonel iş yaşamınızsa elde ettiğiniz başarıları, kendi becerileriniz ile değil de doğru zamanda doğru yerde bulunduğunuz için, şansınızın yardımıyla elde ettiğiniz ve her an birilerinin o yeri hak etmediğinizi fark ederek foyanızı açığa çıkaracağı endişesini mi taşıyorsunuz?

Yetersizlik korkusu, başarıyı küçümseme, kendimizi hafife alma gibi hisler stres katsayısını ve kaygıyı arttırıyor. Suzanne Mercie’ye göre bu durum küçük yaşta şartlanmadan dolayı oluşabilir. Yani demek istediğini bizim topluma uyarlamak gerekirse ;

Sessizce yayılan bir salgın bu: Bazı kadınlar son derece akıllı ve yetenekli olduğu hâlde, yükselmeyi hak etmediğine inanıyor. Tanıdık geldi mi? Güvensizlik duygusuna son vermeli ve başarını sahiplenmelisiniz.

Başarılarımıza rağmen, yaptığımız şeyde aslında iyi olmadığımızı düşünüyor ve er ya da geç insanların bunu fark edeceğine inanıyoruz. Sendroma bu ismi veren Psikolog Pauline Rose Clance, bunun arkasında başarısızlık korkusu olduğunu söylüyor.

Sendrom, en yetenekli ve işinde iyi olan kişilerin bile yeni bir işten keyif almasını, başarıları için kendine saygı duymasını ve ilişkisinde kendini harika hissetmesini engelleyebiliyor. Clance, “Daha uç durumlarda, kişi başarısızlıktan o kadar korkar ki önüne çıkan yeni fırsatları değerlendirmez” diyor. Biraz daha kötü bir haber: Psikolog, sosyolog ve dil bilimcilerin 30 yıldır yaptığı araştırmaların gösterdiği bir gerçek var ki, Imposter Sendromu kadınları erkeklerden çok daha fazla etkiliyor.

Neden cinsiyet ayrımı yapılıyor peki? Çalışmalar, kızların alçakgönüllü olmayı ve kendini geri planda tutmayı erken yaşlarda öğrendiğini gösteriyor. Aksi takdirde akranları tarafından dışlanabiliyorlar; erkeklerde ise böyle bir şey yok. Gerekçeleri büyük ölçüde tartışmalı olsa da, bazı araştırmacılar kadın ve erkek beyni arasında doğuştan gelen farkı ortaya koymak için Mars / Venüs ayrımı yapıyor. Bazıları ise bunu yerleşik toplumsal normlarla ilişkilendiriyor.

Açık olan bir şey var: Kızlar kendine çok güvenli görünmenin bir bedeli olduğunu biliyor. Through the Labyrinth: The Truth About How Women Become Leaders kitabının yazarlarından, Wellesley Koleji’nden Sosyal Psikoloji Profesörü Linda Carli, “Alçakgönüllü görünmeyen kadınlar, bunun cezasını erkeklerden çok daha fazla çekiyor. Üstelik performans standartları da daha yüksek. Kibirli ve kendiyle övünen kadınlardan, erkekler kadar kendi cinsi de hoşlanmıyor. İşini gerçekten iyi yapıyor olabilirsin, bunda bir sıkıntı yok. Tabii bununla övünmediğin sürece” diyor. İmposter Sendromu, kadınlar arasında bir başa çıkma stratejisi olarak ortaya çıkıyor. Çünkü kadınlar kendisini erkeklerden daha çok eleştirip daha fazla çalışmadığı sürece öne geçemiyor.

Dolayısıyla bir kadın başarılı olduğunda, bunu yeteneğinden ziyade şansına, çekiciliğine veya daha iyi birinin olmamasına bağlaması şaşırtıcı değil. Women Don’t Ask: Negotiation and the Gender Divide kitabının yazarı, Carnegie Mellon Üniversitesi’nde Davranış Ekonomisi Uzmanı Linda Babcock, ‘Doğru zamanda, doğru yerdeydim ve şanslıydım’ diye düşündüğümüzü, bunun da bir yerde hile yapıyor ve bulunduğumuz yeri aslında hak etmiyormuşuz gibi hissetmemize neden olduğunu söylüyor. Erkekler ise aksine, terfi ettiğinde bunu hak ettiğini düşünüyor.

Dahası, pek çok kadın ufak tefek hatalarla karşılaştığında bunun ondan kaynaklandığı ve kendi başarısızlığı olduğu hissine kapılır. Bu his, diğerlerinin de aynı şeyi düşündüğü hissine dönüşebilir. The Sexual Paradox kitabının yazarı Psikolog Susan Pinker, “Erkekler belirsiz durumlarda genelde diğerlerine kızma ve onları suçlama eğilimindedir. Kadınlarsa daha sıkı çalışması ve başarı şansını yükseltmek için çok çabalaması gerektiğine inanır” diyor

Bir kez Imposter Sendromuna yakalandığında, bunu durdurman zordur. Danışanlarının öz saygısını geliştirmesine yardımcı olan New Jerseyli Sosyal Hizmetler Uzmanı Joanna Kleinman, zihninin sana yalan söyleyebileceğini belirtiyor. Ve sana işinde iyi olmadığını söylerse (iyi olsan bile) bu senin gerçeğin hâline gelebilir.

It’s Always Personal: Emotion in the New Workplace kitabının yazarı Anne Kreamer, “İmposter Sendromu, özellikle başarma isteği olan kadınlara acı çektirir. Çünkü hırslı biriysen, sürekli yeni ve seni zorlayacak deneyimler yaşamak istersin” diyor. Örneğin terfi etmek için çok sıkı çalışır, ona ulaştığın anda da kötü bir şeyler olacağına dair şiddetli bir sıkıntı duyarsın. Neyi başardığın ve bundan sonra ne yapacağın hakkında ise en ufak bir fikrin yoktur. Kreamer “Sınırlarını çok fazla zorlayan insanlar, genellikle Imposter Sendromuyla karşı karşıya kalır” diyor.

Psikolog Rory O’Brien McElwee ve Psikolog Tricia Yurak tarafından 2010 yılında yapılan konuyla ilgili bir çalışmada, katılımcıların üçte birinden fazlası, diğer insanların onu olduğundan daha başarılı gördüğünü hissettiğini söylemiş. Bazıları da duygusal anlamda göründüğü kadar güçlü olmadığını ya da çocuk bakmada yetenekli olmadığını hissettiğini belirtmiş.

İçten içe işinde iyi olmadığını hissediyorsan, aynı zamanda iyi bir eş, anne veya arkadaş olmadığın hissine de kapılırsın. İlişkileri yürütmesi beklenenlerin kadınlar olduğu düşünülürse, hiç şaşırtıcı değil. Carli, “Kadınların ilişkisini iyi yönetmesi beklenir ve yapmadığında bu ona kötü bir şekilde yansır. Erkekler ise genellikle uzun uzadıya düşünmez ve işleri kişisel olarak almaz” diyor.

İmposter Sendromunu yaratan şeylerin üstesinden gelmek o kadar zordur ki, pek çok başarılı kadın kendini şüphelerle doldurur. Mindset: The New Psychology of Success kitabının yazarı, Stanford Üniversitesi’nden Psikolog Carol Dweck, “Akıllı kadınlar genellikle mükemmelliği başarıyla eş anlamlı görür” diyor. Mücadele etmeye başladığımızda da ‘belki de buraya ait değilim’ diye düşünüyoruz.

Dweck, gösterdiğin çabayı asla değersizleştirmemeni söylüyor: “Kadınlar bir şey için çok çalışması gerekiyorsa, onda iyi olmadığını düşünür. Gerçek ise, efor sarf etmenin bulunduğumuz yeri korumak ve yeteneklerimizi arttırmak için gerekli olduğudur. Bunu anlayabiliyorsan, bir dahaki sefere başarısız olduğunda veya kafan karıştığında, eskisi gibi sınırının burası olduğunu düşünmeyeceksin. Çünkü hâlâ yeteneklerini geliştiriyor olduğunun bilincinde olacaksın.”

Sonuçta verilen pek çok tavsiye, geçmişteki başarılarını göz önüne alarak, kendine olan bakışını düzeltmen yönünde. İyi yapamadıklarına değil, başardığın şeylere odaklan. Örneğin son beş başarını tekrar düşünebilirsin.

Bazı uzmanlar erkeklerle kıyaslandığında kadınların belli pozisyonlardan giderek uzaklaştığını söylüyor. Bir erkek zam isterken ya da başarılarından bahsederken son derece kendine güvenlidir ve konuya doğrudan girer. Fazla mütevazı olmak yerine, bir dahaki sefere bunu sen de denemelisin.

Her şey kötüye gitse bile, şunu aklından çıkarma: İşlere ne yaptığını biliyormuş gibi balıklama dal; bir süre sonra öğreneceksin veya belki de zaten bildiğini fark edeceksin. Konu hakkında workshop’lar yapan Valerie Young, “Saçmalamak kavramının negatif bir anlamı vardır. İstersen buna ‘mış gibi yapmak’ olarak bak. O zaman kendini kötü hissetmeyeceksin. Elini kaldır ve bunu yapabileceğini söyle. Sonra da hiç vakit kaybetme” diyor.


Paylaş.

About Author

Marmara Üniversitesi Arşivcilik Bölümünü dereceyle bitirdi, Koray Holding’te iş yaşamına İnsan Kaynakları alanında başladı, 3.5 yıl burada çalıştıktan sonra, Turkcell İnsan Kaynakları Ekibinde öncelikle 3 yıl Turkcell Akademi’nin kuruluş çalışmalarında bulundu, daha sonra İşealım Ekibine geçti, 4 yıl burada görev yaptıktan sonra Organizasyonel Gelişim ve Değişim Ekibinde 1 yıl çalıştı ve Turkcell’den ayrılarak Nortel Networks İnsan Kaynakları Müdürü olarak, Vodafone Türkiye İşeAlım Müdürü olarak çalıştı. Halen Türkiye’nin ilk ve tek bağımsız otomotiv dizayn şirketi olan Hexagon Studio’da IK ve İdari İşler Müdürü olarak çalışmaktadır. PERYÖN (Personel Yönetimi Derneği) üyesidir. İngilizce, Osmanlıca, Farsça bilmektedir. Çalışmanın dışında kalan zamanlarında kitap okumak ve spor yapmak en çok vakit harcadığı alanlardır.

Yorum Yapın