İyi, Mükemmelin Düşmanıdır!

0

Aşağıda okuyacağınız parçayı, çok severek okuduğum bir kitabın küçük bir kısmından özet olarak çıkarttım. Bu kitap bugüne kadar okuduğum iş kitapları listemde, ilk 3’e girecek bir kitap. Jim Collins’in yazdığı kitabın orijinal adı Good To Great / İyi’den Mükemmele Şirketler adıyla da Türkçeye çevrilmiş, ben size İngilizcesini okumanızı tavsiye ediyorum. Aşağıda okuyacağınız konular ve kişiler gerçektir.

 

PEYNİRİ YIKAMAK

 

Araştırmamız boyunca, disiplinli, sıkı, kararlı, itinalı, kesin, sistemli, metodik, çalışkan, talepkar, tutarlı sorumlu, hesap soran gibi birçok sözcüğün sürekli kullanıldığını görmek, bizi çok etkiledi.  Mükemmel şirketler hakkında yazılmış haber ve yorumlara, kaynak olarak kullandığımız belgelere ve bu şirketlerin yöneticileriyle yapılmış mülakatlara serpiştirilmiş olan bu kelimeler, karşılaştırma grubu şirketlerine ilişkin kaynaklarda yok. Demek ki mükemmel şirketlerdeki insanlar sorumluluklarını yerine getirmek konusunda fanatik denilebilecek bir aşırılığa kaçmışlar.

 

Buna PEYNİRİ YIKAMA faktörü adını verdik. Terimin kaynağı, Hawaii Triatlon yarışını tam 6 kez kazanan disiplinli ve dünya klasında bir atlet olan Dave Scott. Scott yarışmaya hazırlanırken günde ortalama 75 mil bisiklet sürüyor, 20 Km yüzüyor ve 17 mil koşuyor. Hem de bunu her gün yapıyor. Dave Scott, zayıflamaya çalışmıyor. Ama az yağlı ve bol karbonhidratlı bir diyetin kendisine enerji vereceğini düşünüyor. Bu yüzden de yarışmaya hazırlanırken günde en 5000 kalori yakan Dave Scott, peynirini yıkayarak yağını azaltıyor. Scott’ın Ironman’ı kazanmak için peyniri yıkamasının gerektiği konusunda en ufak bir kanıt yok. Ama zaten mesele de bu değil.

 

Mesele şu ki Scott peynirini yıkayarak kendisini birazcık daha güçlü kılacağını düşündüğü küçücük bir adım atıyor. İnanılmaz disiplin gerektiren bir program oluşturmak için atılması gereken bir sürü küçük adıma ek olarak, küçük bir adım daha atıyor.

 

Mükemmel şirketler de bir anlamda Dave Scott’a benziyorlar. İyi bir şirketten mükemmel bir şirkete nasıl dönüşülebileceğine ilişkin soruların cevabı, özenle seçilmiş alanlarda en iyi olmak için ne gerekiyorsa onu yapabilecek bir disiplinin sağlanması. Sonra da oradan devam ederek sürekli gelişmeye yönelmesi.

 

Herkes en iyi olmak ister. Ama hangi alanda en iyi olabileceğini, egosunu işin içine katmadan keşfedecek disipline ve bu potansiyeli gerçekleştirmek için gerekeni yapacak iradeye herkes sahip değildir. Bu şirketlerde peyniri yıkayacak irade yoktur.

 

Wells Fargo ile Bank of Amerika (BOA) ‘ya bakalım.

 

Carl Reichardt, Wells’in piyasadaki deregülasyon döneminden daha zayıf değil, daha güçlü bir şirket olarak çıkacağından asla şüphe etmedi. Mükemmel bir şirket olmanın anahtarının parlak yeni stratejilerde değil, 100 yıllık bankacılık zihniyetinin sistem dışına atılması konusunda sarsılmaz bir kararlılık göstermekte olduğunu gördü. “Bankacılıkta bir sürü işe yaramaz alışkanlık ve uygulama var. Onlardan kurtulmak için parlak değil, kararlı olmak lazım” dedi en tepeden net bir sesle.

Biz en yukarıda oturup keyif çatarken aşağıdakilerin canı çıksın demeyeceğiz. Önce kendi peynirimizi yıkayacağız ve bu işe üst yönetim kademesinden başlayacağız. Wells Fargo’nun tarihi boyunca en karlı yıllarından birini yaşamasına bakmadan yöneticilerin ücretlerini 2 yıl dondurdu. Yönetici yemekhanesini kapatıp, yöneticilere mütevazı bir yemek fabrikasından yemek getirtmeye başladı. Yönetici asansörünü kapattı, şirket jetlerini sattı, hatta sulanması fala masraflı oluyor diye yönetim katına bitki konulmasını bile yasakladı. Yönetim katından ücretsiz kahve servisini kaldırdı. Kendisine gösterişli ciltler içinde sunulan raporları, “Siz olsanız kendi paranızı böyle harcar mıydınız?” “Bir cildin bir rapora ne katkısı olur ki?” diye geri gönderdi.

 

Diğer yöneticilerle beraber toplantıdayken eski püskü, içinden süngerleri çıkan bir koltukta oturdu. Hatta bir habere göre, kimi zaman para harcanmasına yönelik projeler ve öneriler sunanları dinlerken, elini koltuğun içine sokup o süngerlerle oynardı. Tabii bu şekilde “şunu yapmayalım, bunu yapalım diyen bir sürü proje, kendiliğinden öldü”.

Caddenin hemen karşısındaki Bank of America binasında da yöneticiler aynı piyasada deregülasyon gerçeğiyle yüz yüzeydi ve işe yaramaz bir sürü alışkanlık ve uygulamadan kurtulmak istiyorlardı. Ama Wells’in aksine BoA yetkililerinde önce kendi peynirlerini yıkayacak disiplin yoktu. San Franscisco şehir merkezindeki aşırı lüks bir gökdelendeki yönetim karargahını elden çıkarmıyorlardı. Breaking The Bank adlı kitapta, BoA’nin CEO odası şöyle anlatılıyor. “Golden Gate2den Bay köprüsüne kadar SF körfezini tamamen gören bir manzaraya açılan yerden tavana kadar pencerelerin içinde, doğu halılarıyla dolu kuzeydoğu cepheli geniş bir oda ile o odaya bağlı büyük bir toplantı odası”. (Yöneticilerin koltuklarından taşmış süngerlerden hiç haber yok.) Asansör, fanilerin çalıştığı katlara uğramadan, yönetim katından sessizce zemine iniyor. CEO odasındaki büyük boşluk pencereleri olduğundan  büyük gösteriyor ve insana yukarıdan yöneten tanrıların dünyasında bulunduğu hissini uyandıran bir sis içinde yüzdüğü duygusunu veriyor. Hayat bu kadar güzelken neden peynirimizi yıkayalım ki?

 

1980’li yılların ortalarındaki 3 yıl boyunca 1.8 milyar$ kaybeden BoA, ancak sonunda deregülasyon dönemine uyum sağlamak için gereken adımları attı. (Bun da büyük ölçüde Wells’in yöneticilerini işe alarak yaptı.) ama en karanlık günlerinde bile BoA, yöneticilerini gerçek dünyanın üzerine çıkaran ayrıcalıklardan tam olarak kurtaramadı. Krizin en yoğun döneminde yönetim kurulu toplantılarından birinde bir üye, “Şirket uçağını satalım” diye anlamlı bir öneride bulundu ama diğer yönetim kurulu üyeleri onu dinleyip bir sonraki maddeye geçtiler.


Paylaş.

About Author

Marmara Üniversitesi Arşivcilik Bölümünü dereceyle bitirdi, Koray Holding’te iş yaşamına İnsan Kaynakları alanında başladı, 3.5 yıl burada çalıştıktan sonra, Turkcell İnsan Kaynakları Ekibinde öncelikle 3 yıl Turkcell Akademi’nin kuruluş çalışmalarında bulundu, daha sonra İşealım Ekibine geçti, 4 yıl burada görev yaptıktan sonra Organizasyonel Gelişim ve Değişim Ekibinde 1 yıl çalıştı ve Turkcell’den ayrılarak Nortel Networks İnsan Kaynakları Müdürü olarak, Vodafone Türkiye İşeAlım Müdürü olarak çalıştı. Halen Türkiye’nin ilk ve tek bağımsız otomotiv dizayn şirketi olan Hexagon Studio’da IK ve İdari İşler Müdürü olarak çalışmaktadır. PERYÖN (Personel Yönetimi Derneği) üyesidir. İngilizce, Osmanlıca, Farsça bilmektedir. Çalışmanın dışında kalan zamanlarında kitap okumak ve spor yapmak en çok vakit harcadığı alanlardır.

Comments are closed.