Neden Ağzınızı Bademcikleriniz Görünecek Kadar Açmamalısınız?

0

Bu yazıda sizlere, sunum yaparken ya da topluluk karşısına çıktığımızda yaptığımız bir takım takım yanlışlardan bahsedeceğim

1. Büyük Yanlış: Kendinizden memnun olma duygusuna sakın kapılmayın, çünkü ruhunuzu okuyan biri çıkabilir.. Dinleyiciler arasındaki en sevimli görünüşlü kişi, sizin düşmanınız olabilir. Ruhunuzu azametten ve yersiz bir kendini önemseme duygusundan arındırarak hareket edin. Eğer azametinizi ve kibrinizi bastıramıyorsanız, hatalar yapmaktan kaçının. Gösterişçiliğe kapılmadan, özlü ve kısa konuşun ki, kimse sizin hatalarınızı ya da eksik bilgilerinizi ortaya çıkartmasın.

 2. Büyük Yanlış: Konuşmaya asla bir fıkra ile başlamayın. …. Anlatacağınız fıkra komik olsa bile, bir amatörü bundan daha çabuk ele veren hiçbir şey yoktur. Çiçero’yu unutun, kendinizi sevdirmeye heves etmeyin. Elde edebileceğiniz tek şey hoşgörüdür. Hemen konuya girin. Konuşmanızı esprilerle süsleyin, fakat dikkat edin, bu espriler bayat olmasın.

Mizah, ancak gerçekten gerekli olduğunda kabul edilebilir ve tartışılan konunun geliştirilmesine katkıda bulunmalıdır. Eğer konuşmanız fıkrasız olabiliyorsa, bırakın öyle kalsın.

3. Büyük Yanlış: Dilek – şart kipi kullanmaktan kaçının. Elinize renkli bir kalem alıp, metninizden bütün dilek – şart cümleciklerini silin. Bu tür cümleler ifadeyi zayıflatır. Belirsizlik yaratır. Üstelik bir insanın geveze olduğu izlenimini yaratmakta bundan daha başarılı olan hiçbir şey yoktur. Size sunabilsem, Siz önerebilrsem… Siz daha olabilseydi bile diyemeden, cümle dilek kipine (…seydim, ….saydım) dönüşür ve bu da yapmacıklı bir konuşma izlenimini verir. Şimdiki zaman kullanmaya dikkat edin.

 4. Büyük Yanlış: Süslü, ağdalı bir anlatımdan kaçının. Gösterişli bir üsluptan, gereksiz sözcük bolluğundan ve laf kalabalığından uzak durun. Konuşmama başlarken şunu söylemek istiyorum, gibi girişler yapmayın. Başlayın gitsin. Ağzınızda lafı gevelemeyin.  Size arz edeyim, Eğer gerçekten böyle düşünüyorsanız, ne söylediğinizi pek bilmiyorsunuz demektir.  Değerli meslektaşım, Aman Tanrım! Arzu Ederseniz, Sakın Ha!, Bir düşünün… Bu tür cümleler yerine, daha güzel, daha yalın, daha anlaşılır bir kullanmanızda fayda var.

Bir düşünün! Lafı salgın haline geldi. Bir düşünceyi özetlemek için kullanıldığı zaman, bu emre genellikle çatık kaşlar ile katılımcılara bakmayın. Aynı kategoriye giren bir diğer öldürücü cümle de…. Sizinle paylaşmama izin verir misiniz cümlesidir. Benimle paylaşmanı istemiyorum, düşünceni kendine sakla deme şansım var mı? cümleleri kullanırken nereye gittiğini ya da ne demek istediğinizi iyi düşünün.

 5. Büyük Yanlış: Bayağı, günün modası ifadelerden kaçının. İşin temeline bakalım, süreklilik ve başarı odaklılık, büyük resim.. gibi ifadeler, yeni ortaya çıktıklarında kullanılabilir. Ancak bu sözler haftalık IK eklerinde, dergilerde ve hatta TV programlarında kullanıldıkları zaman artık ömrünü tamamlamış sayılırlar. Büyük resim lafını ne zaman duysam tüylerim diken diken oluyor, eminim içinizden pek çok kişi beni anlayacaktır. Bu ifadelerin ilk kez ortaya çıktıklarında bile, itici bir yanı olabiliyor. Kullandığınız kelimeler sizin kulağınıza nasıl geliyor, hoş geliyor mu? Bir başkasından duyduğunuzda siz ne düşünüyorsunuz?

 6. Büyük Yanlış: Kitabın tamamını okumadan, hiç kimseden hiçbir alıntı yapmayın. Veya aslında şöyle de denilebilir. O kişinin çalışmaları hakkında bilgi sahibi olup, üzerinde gerçekten iyi düşünmeden kesinlikle alıntı yapmayın. Tabii çok çekici gelen ve gönül rahatlığıyla kullanabileceğiniz karşı konulmaz alıntılar olabilir fakat uzmanlık alanınız dışında kalan bir takım eskimiş düşünceleri, özdeyişleri veya doğru fikirleri kullanırsanız, bunlar zihninizde oluşmadığı halde, adeta gösteri yapmak amacıyla metne zoraki sokulmuş gibi bir izlenim uyandırırlar.

7. Büyük Yanlış: Asla yersiz imalar yapmamaya dikkat edin. Yani kısaca sizin tarzınıza ve size yakışmayan bir tarzda konuşmayın. Konuşma metni yazan reklamcılar, metni allayıp pullamak için bu tarzda yazma eğilimi gösterirler. Unutmamanız gereken bir şey var ki; Eflatun’dan alıntı yapan bir çok kimse aslında Eflatun’u hiç okumamıştır. Gösterişli ve iddialı olmaktan vazgeçin. Konuşmacı, ödünç giysiler giyinmekten kaçınmalıdır, çünkü dinleyiciler arasındaki bir kişi çıkıp, aslında hiçbir şey giymediğini haykırabilir.

8. Büyük Yanlış: Dinleyicilerinizde gördüğünüzü sandığınız en küçük zeka parıltısına bile güvenmeyin. Onların kalplerine hitap edin. Bu durum aynı, İsviçreli bir bankerin gözlerinde görüldüğü sanılan, şefkat parıltısına güvenmeye benzer J topluluk içindeyken, Nobel ödülü kazanmış kişiler bile aptallaşabilir. Dinleyicileriniz daha toplantı salonundan ayrılmadan söylediklerinizi unutabilirler. Bu yüzden, zekalarına hitap etmeye çalışmanız, boşuna bir çabadır J söylediğiniz her şey çok güzel, akıllıca ve harika yazılmış olabilir ama esas amacınız karşınızdaki kişilerin kalplerini hedeflemeli ve onları etkilemelisiniz. Çok esaslı adam! Ne olursa olsun, söylediği her şeye katılıyorum. Bill Clinton’ın seçim konuşmalarındaki dehasının sırrı burada yatıyor. Buna karşılık Geroge Bush’u düşünün. Ülkemizden de çok güzel örnekler vermek mümkün. Bill Cinton şuanda halen konuşmacı olarak hayatına devam ediyor. Sıcak ve karmaşık içtenliği, analiz edilemez niteliği fakat yine de her şeye rağmen halka ulaşabilmesi, üstelik de bir skandala imza atmış olsa bile.

 9. Büyük Yanlış: Dinleyicilerinizin her birini, davanızın doğruluğunu ve haklılığını ona kanıtlamak için elinizden gelen çabayı göstermeniz gereken ve vicdanınızı yargılayacak bir jüri üyesi gibi görün. Tevazu, konuşmacının en can alıcı vasfıdır. Kibirlilik ise düşmanıdır. Dinleyicisine saygı göstermeyen konuşmacı, aptalın tekdiri.


Paylaş.

About Author

Marmara Üniversitesi Arşivcilik Bölümünü dereceyle bitirdi, Koray Holding’te iş yaşamına İnsan Kaynakları alanında başladı, 3.5 yıl burada çalıştıktan sonra, Turkcell İnsan Kaynakları Ekibinde öncelikle 3 yıl Turkcell Akademi’nin kuruluş çalışmalarında bulundu, daha sonra İşealım Ekibine geçti, 4 yıl burada görev yaptıktan sonra Organizasyonel Gelişim ve Değişim Ekibinde 1 yıl çalıştı ve Turkcell’den ayrılarak Nortel Networks İnsan Kaynakları Müdürü olarak, Vodafone Türkiye İşeAlım Müdürü olarak çalıştı. Halen Türkiye’nin ilk ve tek bağımsız otomotiv dizayn şirketi olan Hexagon Studio’da IK ve İdari İşler Müdürü olarak çalışmaktadır. PERYÖN (Personel Yönetimi Derneği) üyesidir. İngilizce, Osmanlıca, Farsça bilmektedir. Çalışmanın dışında kalan zamanlarında kitap okumak ve spor yapmak en çok vakit harcadığı alanlardır.

Comments are closed.