Öfke Yönetimi

0

Öfke yönetimi tekniklerinin amacı, saldırganlıktan uzak, şiddet içermeyen, kişinin kendisine ve çevresindekilere zarar vermeyecek şekilde duygusunu ifade etme becerisini kazanmasıdır. Öfke kontrolünü öğreten pek çok yöntem vardır. Doğru yöntem kişiden kişiye değişir. Doğru yöntemi belirlerken; kişinin kendi kişiliğine, yaşam tarzına uygun olanı seçmesi ve seçtiği yöntemi uygularken günlük yaşamında fazladan sıkıntı hissetmemesi göz önüne alınması gereken temel faktörlerdir.
Siz de kızgınlığa yol açan insanları, olayları yok edemezsiniz; onlardan kaçınamazsınız; onları değiştiremezsiniz. Yapabileceğiniz tek şey bu insanlar ya da olaylar karşısında gösterdiğiniz içsel ve dışsal tepkilerinizi kontrol edebilmek, onları yapıcı bir şekilde yönetebilmektir. Eğer zaman zaman kontrolü kaybettiğiniz oluyorsa ya da kaybedeceğinizden korkuyorsanız, bir psikologdan yardım isteyebilirsiniz.

Hangi Yöntemler Öfkenizin Taşmasını Önler?

Gevşeme
Derin derin nefes alın , sakinleştirici durum ve manzaraları zihnimizde hayal ederek canlandırmaya çalışın . Bu sakinleşmemize yardımcı olur.
Deneyebileceğiniz bazı basit yöntemler şunlardır :
Karnınızı dolduracak şekilde derin nefesler alın; göğsünüzün üst kısmıyla nefes almanız sizi rah atlatmaz. Nefes alıp verdiğinizde göğsünüz değil, karnınız şişmelidir.
Derin nefeslerinizi alırken , kendi kendinize tekrar tekrar “ Gev şe!” ya da “Sakin ol!” diyerek telkinde bulunun.
Hayal ederek sizi gevşetecek bir yer ya da ortamı düşünün ve gözünüzün önüne getirmeye çalışın. Geçmişte çok sakin olduğunuz bir yeri hatırlayın.

Düşünceleri Değiştirme
Öfkeli insanlar düşüncelerini küfrederek, bağırıp çağırarak ifade etme eğilimindedirler. Kızgın olduğumuz zaman gen ellikle, olayları istemeden abartılı v e çarpıtılmış olarak algılarız. Bu tür düşünce biçimlerinizi fark edin ve yerin e daha mantıklı olanları yerleştirin.

Örneğin kendi kendinize, “Eyvah , her şey mahvoldu!” gibi bir şeyler söylemek yerine, “Dünyanın son u değil ve bun a şimdi öfkeleniyor olmam bu olayı olmamış hale getirmeyecek.” diyebilirsiniz. Her iki düşünceyi de zihnin izden geçirerek deneyin. Öfkenizin hangi düşünceyle arttığın ı ya da azaldığını görün.
Farkında olmadan çok sık kullandığımız ve bizi kızgınlık duygularına hazırlayan, “asla” ya da “h er zaman” gibi sözcükleri zihninizde yakalamaya çalışın. “Hiç bir şey asla düzelmeyecek ” ya da “Her zaman haksızlığa uğrayan ben olurum.” gibi cümleler oldukça hatalıdır. Öfke duygunuzda h aklı olduğunuzu düşünmenize de yol açar. Durumla ilgili yargıyı koyduğunuz için problemin çözümüne de katkıda bulunmaz.

Mantık öfkeyi yener, çünkü öfke haklı bir nedene bağlı olsa da, çok çabuk mantık sınırlarını aşabilir. Bu yüzden öfkelendiğinizi hissettiğinizde mantığınıza sığının. Kendinize “ Tüm dünyanın size kazık atmaya çalışmadığını” hatırlatın. Sadece, yaşamın iniş ve çıkışlarından bazılarını yaşadığınızı düşünü n. Öfkenizin kontrolden çıkmaya başladığı her zaman, bu yönteme başvurun. Bu daha dengeli bir bakış açısın ı yakalamanıza yardımcı olacaktır.

Öfkeli insanlar her şeyi talepkar bir şekilde isterler, diğer deyişle kendilerine hak görürler. Bu durum, adalet için de böyledir, takdir, kabul, onay, v b. için de böyle. H erkesin bu değerlere ihtiyacı v ardır. Elde edemeyince hepimiz üzülür, incinir, hayal kırıklığına uğrarız. Ama kızgın v e öfkeli insanlar, bunları talep ederler. Talepleri karşılanmayınca, hayal kırıklıkları engellenme duygusun a, o da öfkeye döner.. Bu insanlar, düşünceleri üzerin de çalışıp onları yeniden yapılandırırken, bu talepkàr özelliklerinin farkına varmalı ve “beklentileri”ni, “ arzular”a dönüştürmelidirler. Diğer deyişle, istediği herhangi bir şey için , “Bana verilmeli” ya da “Benim olmalı” demek yerine, “Bana verilmesini isterdim.” diye dü şünmenin daha sağlıklı olduğunu görmelidirler.

Daha iyi iletişim
Öfkeli insanlar genellikle düşünmeden yargılama ve bu yargıları yönün de davranma eğilimindedirler. Bu yargılar da bazen çok gerçek dışı olabilmektedir. Eğer çok elektrikli bir tartışma içine girdiyseniz, ilk yapacağınız şey;

Yavaşlayıp gösterdiğin iz tepkileri gözlemek olmalıdır. Aklınıza gelen ilk şeyi söylemeyin, yavaşlayın ve asıl söylemek istediğinizi düşün ün. Aynı anda karşınızdakinin de söylediklerini duymaya ve anlamaya çalışın. Hemen cevap vermeyin.

Öfkenizin altın da ne yattığını da an lamaya çalışın . İnsanın eleştirildiği zaman savunmaya geçmesi doğaldır, ama siz de saldırıya geçip savaşmayın. Onun yerin e söylen enlerin altın da yatan ı bulmaya, asıl söylenmek isteneni dinlemeye çalışın. Ya da belki o ortamdan bir az uzaklaşıp rahatlamak isteyebilirsin iz. Ama kendinizin ya da karşınızdakinin öfkesinin kontrolden çıkmasın a izin v ermeyin. Sükúnetinizi korumanız, durumun raydan çıkıp bir felakete dönüşmesini engelleyecektir.

Mizah kullanın
Mizah, çeşitli yollarla öfkenizin yoğunluğunun azalmasına yardımcı olabilir. Her şeyden ön ce daha dengeli bir bakış açısı sağlar. Birine öfkelenip de belli sıfatlarla etiketler takmaya başladığınızda, bir an durun ve o insanın gerçekten o “ şey” ya da “öyle” olduğunu düşünün. Bu sah neyi gözünüzün önüne getirin.

Örneğin birine, “muşmula” ya da “ odun kafalı” gibi sıfatlarla saldırdığınızda, o kişiyi gerçekten bir muşmulaymış ya da odundan bir kafası varmış gibi hayal edin ve gün delik işlerini o şekilde yaptığını gözünüzün önüne getirin. Eğer karşınızdaki in san ı benzettiğiniz şeyin n e olduğunu
düşün erek kafanızda gerçekten öyleymiş gibi bir resim çizebilirseniz, öfkenizin azalmaya başladığını göreceksiniz. Çünkü mizah sırasında yaşanılan duygularla, öfkenin bir arada bulunması mümkün değildir.

Öfkesi çok yoğun olan kişinin davranışlarının altındaki temel mesaj, “Her şey benim istediğim gibi olmalı!”dır. Öfkeli insanlar kendilerinin ahlaken hak lı v e doğru olduklarına inanırlar. Planlarını değiştirmelerine ya da engellenmelerine yol açan h er türlü olay/ durum, onlar için dayanılmaz bir aşağılanma gibi algılanır. Kendilerinin bu şekilde sıkıntı yaşamamaları gerektiğini düşünürler. Belki başka insanlar sıkıntı çekebilirler ama onlar değil!

Kendinizde de buna benzer bir duyguyu yakalarsanız, kendinizi tüm dünyanın sahibi gibi hayal edin. Tüm insanların sizin önünüzde eğildiğini, eteğinizi öptüğünü düşünün. Bu h ayali görüntülere ne kadar ayrıntı koyar sanız, ne kadar talepkar olduğunuzu ve ne kadar mantık dışı davrandığınızı o kadar iyi anlayacaksınız. Ayrıca durum ve olayların gerçekte ne kadar önemsiz olduğu nu da fark edeceksiniz.

Gerçekten Yaşanmış Bir Kıssadan Hisse: SAMURAY

Tokyo yakınlarında, yaşlandıktan sonra kendini gençlere Zen Budizmini öğretmeye adayan büyük bir Samuray yaşıyordu. İleri yaşına rağmen, hala bütün rakiplerini alt edebilecek biri olduğu söyleniyordu.

Bir akşam vicdansızlığı ile tanına bir savaşçı onu ziyarete geldi. Aynı zamanda provokasyon tekniğiyle de ün salmış bir savaşçıydı bu. Rakibinin ilk hamleyi yapmasını bekler, sonra keskin zekasıyla rakibinin zayıf noktalarını değerlendirip şimşek gibi karşı atağa geçerdi.

Genç ve sabırsız sanatçı, o güne kadar tek bir karşılaşmayı bile kaybetmemişti. Samuray2ın şöhretini biliyordu ve oraya onu yenip kendine büyük bir isim yapmak için gelmişti. Öğrencilerinin itirazlarına rağmen Samuray, kendine meydan okuyan savaşçının çağırısını kabul etti.

Herkes şehrin en büyük meydanında toplandı ve genç adam yaşlı öğretmene hakaret etmeye başladı. Ona birkaç taş fırlattı, yüzüne tükürdü. Samuray’a ve tüm ailesine bildiği bütün küfürleri saydı. Saatler boyunca Samuray’ı provoke edecek her şeyi yaptı ama yaşlı adam tamamıyla tepkisizdi. Akşam sona ererken ateşli savaşçı yorulmuş ve utanmış bir şekilde geri çekildi.

Hocalarının onca hakaret ve provokasyona cevap vermemesine bozulan öğrenciler yaşlı Samuray’a sordular:

– Bunca aşağılanmaya nasıl dayandınız? Her ne kadar dövüşü kaybetme riskiniz olsa da kendinizi bir korkak olarak göstermektense kılıcınızı neden kullanmadınız?
– Birisi elinde bir hediyeyle size gelse ama siz o hediyeyi kabul etmeseniz, sonuçta hediye kime aittir? Diye sordu Samuray.
– Onu vermeye çalışan kişiye, diye cevapladı öğrencileri.
– Kıskançlık, öfke ve hakaret için de aynı şey geçerlidir. Eğer kabul edilmezlerse onu yanında taşıyan kişiye ait olarak kalırlar. Dedi Samuray.

Bize hakaret edilse bile sakinliğimizi muhafaza edelim ve aynı seviyeye düşmeyelim. Kötü söz sahibine aittir. Kibarlığımızdan taviz vermeyelim.


Paylaş.

About Author

Marmara Üniversitesi Arşivcilik Bölümünü dereceyle bitirdi, Koray Holding’te iş yaşamına İnsan Kaynakları alanında başladı, 3.5 yıl burada çalıştıktan sonra, Turkcell İnsan Kaynakları Ekibinde öncelikle 3 yıl Turkcell Akademi’nin kuruluş çalışmalarında bulundu, daha sonra İşealım Ekibine geçti, 4 yıl burada görev yaptıktan sonra Organizasyonel Gelişim ve Değişim Ekibinde 1 yıl çalıştı ve Turkcell’den ayrılarak Nortel Networks İnsan Kaynakları Müdürü olarak, Vodafone Türkiye İşeAlım Müdürü olarak çalıştı. Halen Türkiye’nin ilk ve tek bağımsız otomotiv dizayn şirketi olan Hexagon Studio’da IK ve İdari İşler Müdürü olarak çalışmaktadır. PERYÖN (Personel Yönetimi Derneği) üyesidir. İngilizce, Osmanlıca, Farsça bilmektedir. Çalışmanın dışında kalan zamanlarında kitap okumak ve spor yapmak en çok vakit harcadığı alanlardır.

Comments are closed.