Olumlu Düşünme ve Sağlıklı Beden

0

Şimdi size bir soru sormak istiyorum. Birkaç dakikanızı ayırın ve düşüncelerinizi dinleyin ve onlara odaklanın. Şuanda tam da şuanda kafanızda ne tür düşünceler var? Onları pozitif veya negatif olarak sınıflandırabilir misiniz? Diyelim ki bu düşüncelerle caddede yürüyorsunuz, sizce etrafınızdaki insanların, içinizden hangi düşüncelerin geçtiği hakkında herhangi bir fikirleri var mı? Aslında burada 1. Sorunun cevabı size bağlı, fakat 2. Sorunun cevabı oldukça açık. İnsanlar tam olarak ne düşündüğünüzü bilemeseler de, aşağı yukarı nasıl hissettiğiniz hakkında bir fikirleri vardır.

Düşünceler çok güçlüdür, hem de tahmininizden de öte ve bu düşünceler davranışlarımızı etkilerler. Takındığımız tavır, görüşünüzde kendini yansıtır. Bununla da kalmaz. Olumlu ya da olumsuz davranışlarımız ayrıca etrafımızdaki insanları da etkiler. Olumlu düşüncelerin zindelik verici bir etkisi vardır. Olumlu düşünen bir kişinin etrafındaki insanlar genellikle onun davranışlarından enerji alırlar.

Öte yandan, olumsuz düşüncelerin, diğer insanlar üzerinde tüketici bir etkisi vardır. Umutsuz ve üzgün görünmemize neden olur. Olumsuz düşünceler bir şenliği, cenaze evine çevirebilir. Olumsuz bir davranış insanları kendinden uzaklaştırırken, olumlu bir davranış kendine çeker. İnsanlar olumsuz davranışları olanlardan uzak durma eğilimindedirler.

Olumlu davranış, kendiniz için sağlıklı bir kişisel imaj yaratmayla başlar. Eğer halinizden memnun, güvenli ve kendinizden eminseniz, çevrenizdekilerin de benzer şekilde hissetmesine neden olursunuz. Öte yandan olumsuz bir davranış da, bunu tam tersi bir etki yaratacaktır. Olumsuz davranışın itici etkisi de 2 türlüdür; kendinizi kötü hissedersiniz ve diğerlerinin de aynı şekilde hissetmesine sebep olursunuz.

Pozitif yaşam için olumsuz otomatik düşüncelerimizi değiştirelim.

Yıllar önce bir televizyon programında Halit Akçatepe ile yapılan bir röportajı izlemiştim. Ona genç kalmayı nasıl başardığı sorulduğunda, bir gün olumlu düşünmeye karar verdiğini, aldığı bu kararı her zaman uyguladığını, bu yüzden genç kalabildiğini söylemişti. Gerçekten de yaşıtlarına oranla oldukça genç görünüyordu. Olumlu düşünce yeteneğini kazanmış ve tüm düşüncelerine uygulamıştı. Sonuç ortada.

Bu konuyla ilgili çok güzel bir Kıssadan Hisse paylaşmak istiyorum;

Bir ayı, ininde zamanla ortaya çıkan koku yüzünden, sürekli inini değiştirir dururmuş. nereye gidip yerleşse orası da zaman içinde kokmaya başlar, bu yüzden dayanamaz kendine yeni bir in ararmış. Bir gün bu durumu fark eden yaşlı bilge ayı ona şöyle demiş: “İn değiştirmekle, gerçekte hiçbir şey değiştirmiyorsun. Rahatsız olduğun o koku, inden değil, senden geliyor.”

Düşünmeyi bırakın, etrafınızda ve sizin tarafınızda konuşulan kelimelerin hatta dinlenilen müzik aletinden çıkan kelimelerin bile su kristallerini ne tür şekillere soktuğunu inceleyen Japon Bilim Adamı Prof. Masara Emoto, Su Kristalleri adlı eserinde insana hayret veren şu ifadeleri kullanıyor: “Su cansız bir madde değildir, canlı ve duyguları algılayan kristallerden oluşmaktadır. Su çevresinden pozitif ve negatif bilgileri alır ve ona göre tepki verir.” Su kristallerinin müspet kelimeler kullanıldığında harikulade geometrik şekillere girdiğini menfi kelimelerde ise tam tersi çirkin ve karmaşık şekiller hakim oluyor kristallere. Japon Bilim Adamı bu görüşünü bilimsel zemine oturtarak psikoloji bilimine de bazı konularda ilham kaynağı olmuştur. Buna diğer bir örnek de ,ta yıllar öncesinden islami kaynaklarda örtülü olarak yer edinmiştir. Kuban Dede diye bilinen İslam alimi Hz. Hızır ile ilgili anılarını anlatırken meseleyi suyun sırlarına getirdiğine şu cümleleri sarf ediyor: “Ah bir bilseniz suda neler var neler” diyor. İşte bu anlatılanlara dayanarak, vücudumuzun büyük bir kısmında bulunan suyun konuştuklarımız ve düşündüklerimizin, ruhaniyetimize nasıl, tesir ettiğini anlayabiliyoruz sanırım. Yani özetleyecek olursak biz neyi düşünüyor neyi kelam ediyorsak o oluruz.

Yapamamlar, başaramamlar, anlatamamlar, vb davranışlar silsilesine koyulan teşhis. Adını bunların ne koyarsanız koyun, hepsi kendi kendimize kendimizin ürettiği program paketinden başka bir şey değil. Her şeyi yapabiliriz, her şeyi bu düşünceyi çürütecek bir teori ortalığa atılmadı, atılmayacak da. Yapmanız gereken var olan mekanizmaya format atıp, yeni yazılımlar yüklemek. Bunun yolu da size acı vereni zevke, zevk vereni de acıya dönüştürmektir.

Kendinize yeni yazılımlar yüklerken, kullanacağınız tema pozitiflik olsun ki bağları kopmaz hale getirin. Unutmayın! Neyi düşünüyorsak, neyi söylüyorsak biz o oluruz.

Bir şey değişir… Her şey değişir…


Paylaş.

About Author

Marmara Üniversitesi Arşivcilik Bölümünü dereceyle bitirdi, Koray Holding’te iş yaşamına İnsan Kaynakları alanında başladı, 3.5 yıl burada çalıştıktan sonra, Turkcell İnsan Kaynakları Ekibinde öncelikle 3 yıl Turkcell Akademi’nin kuruluş çalışmalarında bulundu, daha sonra İşealım Ekibine geçti, 4 yıl burada görev yaptıktan sonra Organizasyonel Gelişim ve Değişim Ekibinde 1 yıl çalıştı ve Turkcell’den ayrılarak Nortel Networks İnsan Kaynakları Müdürü olarak, Vodafone Türkiye İşeAlım Müdürü olarak çalıştı. Halen Türkiye’nin ilk ve tek bağımsız otomotiv dizayn şirketi olan Hexagon Studio’da IK ve İdari İşler Müdürü olarak çalışmaktadır. PERYÖN (Personel Yönetimi Derneği) üyesidir. İngilizce, Osmanlıca, Farsça bilmektedir. Çalışmanın dışında kalan zamanlarında kitap okumak ve spor yapmak en çok vakit harcadığı alanlardır.

Comments are closed.