Olumlu Düşünmek İçin Düşüncelerimizi Akord Etmeliyiz! Peki Ama Nasıl?

0

Gün boyu birçok şey düşünür, birçok şey yaparız. Ve bunları arka arkaya ve çabucak, hem düşünüp hem de  uygulamaya mecbur kalırız. Çünkü hızlı bir yaşam ortamında, sürekli bir çalışma temposu içinde bulunuyoruz. Bu yüksek tempo içinde devamlı olumsuz şeyler düşünenler, elbette bunun etkisinde kalırlar. Bir olumsuz düşüncenin etkisinden kurtulamadan ikincisinin etki alanına girersek, sonraki düşüncemiz öncekinden elbette olumsuz yönde etkilenecektir. Kendimizi ikincisinden kurtaramamışken bir üçüncü düşünce girdabına dalarsak, toparlanmanın ne denli güç olacağını varın siz düşünün. Üst üste gelen bu olumsuz mesajlar, hem zihnimizi hem de bedenimizi yorar ve kendimizi iyi hissetmeyiz. Bu olumsuzluklar tüm günü kapsayabilir ve sonuçta, yararlı geçmesi mümkün olabilecek bir günü heba etmiş oluruz.

“Olaylar öyle üst üste geliyor ki, ne yapacağımı şaşırıyorum. Benim elimde ve kontrolümde değil. Ne yapabilirim ki?” Yapacağımız şey çok basit… Düşüncelerimizi akort etmeliyiz. Olumsuz yöne kaymış olan düşüncelerimizi, gerilen sinirlerimizi normale döndürmeye gayret etmeliyiz. Bunu nasıl yapacağımızı aşama aşama gözden geçirelim:

1-Olumsuz şeyler düşünmemeliyiz. Bunu da ikiye ayırabiliriz:

a)  Önyargılı olmamalıyız.  Yukarıdaki hikâyenin kahramanı, tabiri caizse ortada fol yok yumurta yokken, kendi olumsuz düşüncelerinin etkisinde kaldı ve belki de başına belâ aldı. Yaşanmamış olayları, gelişmemiş düşünceleri, önceden bir kalıba sokmak bizleri yanlışa sürükler. “Ya şöyle olursa, ya böyle olmazsa” şeklindeki düşüncelerle kendimizi yoracağımıza, en azından “şimdilik bunu düşünme, bakalım zaman ne getirecek” diyerek bu tür olumsuzluklara dur demeliyiz.

b)  Bizi olumsuz düşüncelere sevk edebilecek bir olayı, kendimizi üzmeden, olumlu düşünerek halletmeye çalışmalıyız.

Emekli öğretmen Muazzez Hanım’ın en büyük zevki ve düşüncesi, bahçesinde elleriyle yetiştirdiği birbirinden güzel çiçekleriyle uğraşmaktı.  Her gün onları sular, havalandırır, kurumaya yüz tutmuş yapraklarını temizler, çevredeki yabani otları ayıklardı ve bundan büyük bir keyif alırdı. Ancak, bir ay önce bitişikteki eve taşınan komşusu biraz keyfini kaçırıyordu. Çünkü yeni komşusunun 6  adet tavuğu vardı ve hepsi de bütün gün Muazzez Hanım’ın bahçesinde gezinip, eşelenip duruyorlar ve gözü gibi baktığı çiçeklerine zarar veriyorlardı.

Muazzez Hanım, birkaç kez komşusunu ikaz edecek oldu ama aldığı cevap hiç de dostane değildi. “Sabahtan akşama kadar tavukların peşinden koşamam ki” diyordu komşusu. Muazzez Hanım bunu, tatsızlığa meydan vermeden nasıl halledebilirim diye düşündü ve aklına parlak bir fikir geldi. Çarşıya gitti ve bir düzine yumurta aldı ve gece karanlığından yararlanarak onları, karşı evden görünecek şekilde çiçeklerinin arasına yerleştirdi. Ertesi gün, Muazzez Hanım’ın bahçesindeki yumurtaları gören yeni komşu, o günden sonra tavuklarının kendi bahçesinden çıkmamaları için her türlü önlemi aldı.

Muazzez Hanım’ın bu küçük olumlu düşüncesi, hem çiçeklerini tavukların gazabından kurtardı hem de kendi huzurunun ve sağlığının bozulmasını engelledi. Çünkü, çiçeklerin başına acaba bir şey geldi mi diye düşünmekten belki rahat uyuyamayacaktı. Uykusuzluk ve huzursuzluk da sıhhatini bozabilecekti. Ayrıca komşusu ile arası da bozulmamıştı.

2-Bunu beceremedik mi, yani olumsuz şeyleri düşünmemeyi beceremedik ya da olumsuzu olumluya çeviremedik mi, o zaman ne yapacağız?

O olayı ya da düşünceyi orada bırakıp bir sonrakine taşımayacağız. Örneğin, aklımızın karmakarışık, düşüncelerimizin darmadağınık olduğu bir anda, bundan kurtulmanın 1. yolu, bu havadan kurtulmaktır. Hemen dışarı çıkıp yürüyüş yapmak, bir kitapçıya gidip kitapları karıştırmak, oto galerisine gidip, almasanız da yeni otomobilleri incelemek, çok sevdiğiniz birini ziyaret etmek, sizi başka bir havaya sokacaktır.

“Benim dışarı çıkıp yürüme şansım yok, işyerimi terk edemem, evimden çıkamam” diyebilirsiniz. O zaman da, kendimizi düşüncenin dışına atacağız. Bunun için hemen , başka bir konu ya da nesneye dikkatimizi vermeye çalışacağız. Örneğin çok hoşlandığımız bir müziği dinleyeceğiz, bir enstrüman çalmasını biliyorsak bir iki şarkı çalacağız, kitap okuyacağız, akvaryumdaki balıkları seyredeceğiz vs. Bu gibi sıkıntılı durumlarda özellikle fıkra kitabı okumak çok yararlı olacaktır. İçten atılan birkaç kahkaha insanı ne kadar da rahatlatır..

Hayâl kurmaya ne dersiniz? Eskilere gidip, hatırladığınız zaman sizi heyecanlandıran ya da duygulandıran anıları bir kez daha yaşamak ne güzel olur. Kâğıt ya da bezden toplarla yaptığınız mahalle maçlarını bir hatırlayın. Dere boyuna gidip söğüt dallarından yaptığınız düdüklerin sesini duymaya çalışın. Okul sıralarında, aşık olduğunuz kıza yazdığınız mektubun eline geçmesi için çektiğiniz heyecanı bir düşünün. Beğendiğiniz ve bir türlü konuşma fırsatı bulamadığınız yakışıklı oğlanın sizinle bir an olsun yalnız kalması için ne plânlar yapmıştınız, değil mi? Tüm bunları düşünürken, eskilerde kalmış bu anıları bir kez daha yaşarken, insan nasıl da rahatlar..

Bunlar da sıkıntımızı dağıtmayacak gibi görünüyorsa, çok sevdiğimiz, bizi eğlendirip güldürebilecek birine telefon edebiliriz. Onunla sohbet edip, kasvetli olmayan konularda konuşup rahatlamaya çalışabiliriz. Bir dostla konuşmanın getireceği rahatlığı çoğu kez yaşamışızdır. “iyi ki seninle sohbet ettim, çok rahatladım” dediğimiz çok olmuştur.

Kafamızdaki korku, nefret, pişmanlık, kıskançlık, suçluluk duygusunu kesinlikle çıkarıp atmalıyız; yani zihnimizi boşaltmalıyız. Elbette bunu yapmak için bilinçli bir gayret göstermek mecburiyetindeyiz. O zaman kendimize duyduğumuz güven de artacaktır.

Boşalan zihnimizi uzun süre boş tutamayız; mutlaka başka düşünceler doluşmaya başlayacaktır. O halde, yaratıcı, sağlıklı, eğlenceli, mutluluk ve huzur verici düşünceleri tercih edip, bunlarla doldurmamız gerekir. Olumlu düşüncelerle doldurursak, olumsuzlara yer bırakmamış, onlara fırsat vermemiş oluruz.

Olumlu olmak, daha az endişeli ve daha çok mutlu olmak demektir. Zihnimizi endişelerle doldurmak yerine, sorunların iyi tarafına bakmayı, mutsuz olmak yerine mutlu olmayı seçmek demektir. En önemlisi, kendi içinde sakin olmak demektir. Bu sükûneti sağlayabilmek için kişinin korku, endişe, suçluluk gibi duygulardan arınmış veya onlarla baş edebilmeyi öğrenmiş olması gerekir. Bütün bunların yanı sıra, olumsuz duygu ve düşüncelerin yerine, yapıcı olumlu düşünceleri üretebilmeyi de başarmalıdır.

 

Mutlu, olumlu bir yaşam oluşturmak bizim elimizdedir. Yine de yaşamımızda ters gibi görünen, bizi zorlayan, üzen olaylar olduğunu, hiç aklımıza getirmek istemediğimiz şeyleri yaşadığımızı düşünebiliriz. Önemli olan olayların ne olduğu değil, onları nasıl algıladığımızdır. 


Paylaş.

About Author

Marmara Üniversitesi Arşivcilik Bölümünü dereceyle bitirdi, Koray Holding’te iş yaşamına İnsan Kaynakları alanında başladı, 3.5 yıl burada çalıştıktan sonra, Turkcell İnsan Kaynakları Ekibinde öncelikle 3 yıl Turkcell Akademi’nin kuruluş çalışmalarında bulundu, daha sonra İşealım Ekibine geçti, 4 yıl burada görev yaptıktan sonra Organizasyonel Gelişim ve Değişim Ekibinde 1 yıl çalıştı ve Turkcell’den ayrılarak Nortel Networks İnsan Kaynakları Müdürü olarak, Vodafone Türkiye İşeAlım Müdürü olarak çalıştı. Halen Türkiye’nin ilk ve tek bağımsız otomotiv dizayn şirketi olan Hexagon Studio’da IK ve İdari İşler Müdürü olarak çalışmaktadır. PERYÖN (Personel Yönetimi Derneği) üyesidir. İngilizce, Osmanlıca, Farsça bilmektedir. Çalışmanın dışında kalan zamanlarında kitap okumak ve spor yapmak en çok vakit harcadığı alanlardır.

Comments are closed.