Olumsuzu Olumluya Çevirmek Üzerine Bir Hikaye

1

Amerika Birleşik Devletleri’nde genç bir adam, iş bulmak için çalmadık kapı bırakmaz ama bir türlü başarılı olamaz. Uzun bir süre açbi ilaç dolaşır ve bu arada ünlü zengin Henry Ford’un iyilikseverliğini duyup,  şansını bir kez de orada denemek ister. Ford’un sekreteri, kendisine dört ay sonraya randevu verir. Genç adam çok sevinçlidir. Koskoca Henry Ford ile görüşecek ve kendisinden iş isteyecektir. O iyiliksever kimse, kendisinin bunca aydır işsiz olduğunu duyunca mutlaka yardım elini uzatacaktır diye düşünür. Çünkü  sadaka istemiyor ki, çalışmak, alnının teri ile para kazanmak istiyor. Elbette Ford yardım edecektir.

Zor şartlarda da olsa, dört ay geçer ve kahramanımız, Ford ile olan görüşmesine gider. Bürodan içeri girdiği anda sekreter telâşla seslenir: “Mr. Ford dışarı çıkıyor, siz de onunla birlikte gideceksiniz.” Adam şaşkınlık içinde Ford’un peşine takılır. Ford, makam arabasına biner, adam da peşinden… Yol boyu iki fabrikaya, birkaç büyük mağazaya uğrarlar. Ford, fabrikaların, büyük mağazaların sahibi ya da genel müdürü ile konuşurken, adam da yanlarındadır. Tekrar arabaya binip de yalnız kaldıkları bir anda adam dayanamayıp sorar: “Sayın Ford, sizden iş randevusu talep etmiştim, acaba bana uygun….” Daha cümlesini bitirmeden Ford “Yaaa demek öyle!” der ve arabayı durdurtup genç adamı indirir. Genç adam şaşkındır, neler olup bittiğini bir türlü kavrayamaz. “Ne yaptım, ne dedim de kızdı?” diye düşünür ama bir çözüm bulamaz. Üstelik şehirden bir hayli uzaktadır ve cebinde de metelik yoktur. Düşüne düşüne şehre doğru yürümeye başlar. “Ford bana bir ders vermek istedi ama ne?” Sonunda anlar.

Ford ile ilk girdiği büyük mağazaya geri döner. Mağaza yetkilileri, sanki yanında Ford varmış gibi genç adamı saygı ile karşılarlar. Genç adam, mağaza genel müdürüne der ki: “Ürünlerinizi pazarlamak istiyorum. Lütfen şartlarınızı bana bildirir misiniz?” “Aman efendim, şartları siz tespit edin. İstediğinizi alın, ödeme planını bize bildirin, peşin vermenize bile gerek yok.”

Genç adam o hızla, Ford ile diğer gezdikleri fabrika ve mağazaları da tekrar ziyaret edip, iş bağlantıları kurar. Aradan beş yıl geçer ve adam işini çok büyütür, çok zengin olur. Bir gün, teşekkür etmek üzere Ford’u ziyarete gider. Hemen içeri kabul edilir. Ford der ki: “Aynı yerde arabamdan indirdiğim ne ilk ne son kişisiniz. Ama ne demek istediğimi bir tek siz anladınız. Sizi o günden beri hayranlıkla izliyorum, kutlarım.”*

Genç adam, gerçekten de Ford’un kendisine vermek istediği mesajı almıştı ve başarıya ulaştı. Şayet arabadan indikten sonra şansına lanet okuyup, bunun üzerinde fazla kafa yormadan geçseydi, o da muhtemelen diğer başarısızlar kervanına katılmış olacaktı. Ama düşündü ve bu olumsuz ortamı, kendi lehine çevirmesini bildi.

Hepimizin yapması gereken de budur zaten. Olumsuz diye düşündüğümüz olaylardan, nasıl olumlu sonuca ulaşabiliriz diye düşünmeliyiz, şartları zorlamalıyız. Düşüncemiz, tecrübemiz ve gönlümüz bizi hayra götürecektir, sabrımızı da ekleyince…


Paylaş.

About Author

Marmara Üniversitesi Arşivcilik Bölümünü dereceyle bitirdi, Koray Holding’te iş yaşamına İnsan Kaynakları alanında başladı, 3.5 yıl burada çalıştıktan sonra, Turkcell İnsan Kaynakları Ekibinde öncelikle 3 yıl Turkcell Akademi’nin kuruluş çalışmalarında bulundu, daha sonra İşealım Ekibine geçti, 4 yıl burada görev yaptıktan sonra Organizasyonel Gelişim ve Değişim Ekibinde 1 yıl çalıştı ve Turkcell’den ayrılarak Nortel Networks İnsan Kaynakları Müdürü olarak, Vodafone Türkiye İşeAlım Müdürü olarak çalıştı. Halen Türkiye’nin ilk ve tek bağımsız otomotiv dizayn şirketi olan Hexagon Studio’da IK ve İdari İşler Müdürü olarak çalışmaktadır. PERYÖN (Personel Yönetimi Derneği) üyesidir. İngilizce, Osmanlıca, Farsça bilmektedir. Çalışmanın dışında kalan zamanlarında kitap okumak ve spor yapmak en çok vakit harcadığı alanlardır.

1 Comment