Özür Dileme Sanatı

1

İletişimdeki bir başka önemli bir konudan Özür Dilemek’ten bahsetmek istiyorum. Aramızdan bazıları için özür dilemek ne kadar zordur değil mi? Hatalı bile olsalar özür dilemek istemezler… Ben özür dilemeyi insanoğlunun yapabileceği en sihirli, en faydalı ve en onarıcı hareket olarak görüyorum. Hatalıysanız ve ortada herhangi bir özür yoksa, siz ve karşınızdaki arasında duygu odaklı herhangi bir anlaşma söz konusu olamaz. Karşınızdakine üzgün olduğunuzu söylemekle böyle bir anlaşmadaki ilk adımı siz atmış olursunuz, bilinçli ya da bilinçsiz..

Özür dilemek neden zordur? İnsanlar, içlerindeki pişmanlık ve olumsuz hissiyata rağmen neden özür dilemeyi bir seçenek olarak düşünmezler ve içlerindeki bu huzursuzluğu giderme adına çeşitli etkinliklerle kafa dağıtmaya çalışırlar. Peki neden özür dilemeyi tercih etmeyiz? Neden bu kadar zordur özür dilemek-dileyebilmek?

İnsan davranışı, oldukça karmaşıktır ve her insan kendi değerleri ve deneyimleri ölçüsünde hareket eder. Çünkü özür durumunda da insanın kendisi rol oynar. Özür dileme sadece yanlışlıklara ve suçluluklara karşı bir cevap gibi düşünülür. Nitekim hata yapmadığını düşünen biri kuvvetle ihtimal özür dilemeyecektir. Hata yaptığını kendince fark eden ve hatasını kabul eden biri de özrü zayıflık olarak gördüğü için karşısındaki kişiye güçlü, onurlu gözükebilmek adına özür dilemeyebilir. Kimimiz de hatayı kabul etmenin bizi hep kusurlu davranmaya yönelteceğini, hataya yatkın insanlar yapacağını düşündüğünden özür dilemez.

Özür dilemek aslında sihirli bir hareket. Bu görünürde kolay bir şeydir. Fakat bazıları için, tıpkı hatalı olduğunu kabullenmek veya Teşekkür Ederim demek gibi pratiğe dökülmesi zordur, pratiğe dökülenler için ise mükemmel bir şeydir.

Özür Dilemekle ilgili tarihte belki de teknolojiden dolayı en çok izlenen / tıklanan özür , etkisi en yüksek olan da diyebiliriz.. Richard Clarke’in 11 Eylül kurulundan önce yaptığı açıklamadır. Clarke, katılımcılara yaptığı konuşmada terörizm konusunda saatlerce durdu fakat açıklamasının hemen hemen tamamına, ki çoğu tartışılırdı, tek bir an baskın geldi. 11 Eylül ailelerine hitaben Hükümetiniz sizi hayal kırıklığına uğrattı ve ben sizi hayal kırıklığına uğrattım dediği saniyeler. Bu, New york Times yazarlarından Frank Rich’in bu anı çeken kaset, tarihimizin en önemli kayıtları arasında.

Bazı kişiler Clarke’in tribünlere oynadığını veya özür dilemeye hakkı olmadığını veyahut da işe gereksiz yere duygusallığı kattığını düşündüler. Fakat ben, kendisini takdir ettim çünkü Clarke, her iki partinin de yapması gereken şeyi yapmıştı. Aslında söylemek istediği şey şuydu; Geçmişi değiştiremiyoruz. Fakat yaptıklarımızın sonucunu hala çekiyoruz ve ben hala çok üzgünüm. Bu özür sayesinde ve o hitap ettiği kişiler arasında, her ne kadar zayıf ve acı-tatlı da olsa, bir yakınlaşma gerçekleşti. Ve yakınlaşma, ileri adım atmanızı sağlar. Clarke’in özrü, televizyonlarda günlerce gösterildi.

Kaba, saygısız, yanlış, hatta küstahça bir davranış sergiledikten sonra özür dilerim deyip gidenler var. Ancak canınız yanmış, zamanınız harcamış, bir şeyleri kaybetmişseniz karşınızdakinin özür dilerim demesini sorgulamak istiyorsunuz; içten mi, diye. Özrün kabul edilmediği ve sen haklıydın demesini samimi bulmadığınızı ima eden bir cümle kurunca kendini ele veriyor: Özür diledik ya, daha ne yapalım diye dikleniyor… Anlıyorsunuz ki aslında özür dilediği yok. Pişmanlığı ya da saygısızlığını telâfi etmek ya da aynı şeyi bir başka zamanda tekrarlamamak gibi derdi, öğrenisi de yok. Sadece sizden kurtulmak istiyor. Sanki birileri onlara birileriyle başın belaya girerse, özür dilerim deyince konu kapanmış olur, belayı başından savarsın diye öğretmiş.

Peki Nasıl Özür Dilenir?

Ne yapmış olduğunuz ya da bizi özür dilemeye neyin ittiği önemli değildir? Bu , birilerine acı çektirmiş olmaktan dolayı duyduğunuz yoğun bir üzüntü olabilir. Veya kendisine ilgi göstermeniz gereken birini görmezden gelmiş olmanın verdiği utanç… Veyahut da, yaptığınız bir şeyden dolayı birilerinin sevgisini kaybetmiş olmanın yarattığı kalp kırıklığı… Üzüntü, acı, utanç, kalp kırıklığı. Bunlar güçlü duygulardır; öyle ki, en katı yüreğe bile özrü diletecek kadar güçlüdürler.

Özür dilemek için kendinizi hazır hissediyorsanız, Üzgünüm diyerek söze başlayabilirsiniz. Bir daha ki sefer daha iyi olmaya çalışacağım ile devam edebilirsiniz. Bu çok da gerekli mi belki de değil ama söylemeniz de fayda var, böylece geçmişe sünger çektiğinizde, daha parlak bir geleceğe işaret etmiş olursunuz. Ve sonra, hiçbir şey söylememenizde fayda var.

Açıklama yapmayın, daha karmaşık hale sokmayın. Yargılamayın. Bir şeyler daha söyleyerek, özrünüzün etkisini azaltma riskine girmiş olursunuz. Söz konusu özür dilemek olduğunda verebileceğin tek öneri, konuya olabildiğince çabuk girmek ve olabildiğince çabuk kapatmaktır.

Özür dilemekle bir nevi sorumluluğu bir seviyede üzerimize alıyoruz, kusurlarımızı düzeltmek için değişimi başlatıyoruz demektir. Hepimiz biliyoruz ki kimse mükemmel değildir; önemli olan, hatanın mümkün olduğunca bir daha tekrarlanmamasıdır. Ne kadar çok kusurumuzu kabul edebiliyorsak, o kadar çok kendimize olumlu değişim oluşturabilme adına çalışabiliyoruz demektir.

Özür dileme kapasitesini geliştirmek zor olabilir, nitekim zaman da alacaktır. Fakat gururu ve gelişimimizi engelleyen düşünceleri bir kenara bırakıp olaya kişisel gelişimimiz ve psikolojik açıdan bakarsak, özür dilemek bizlere düşünce ve hislerimizi izleme imkânı verebildiği gibi daha sağlıklı bir iletişim imkânı da sunacaktır.


Paylaş.

About Author

Marmara Üniversitesi Arşivcilik Bölümünü dereceyle bitirdi, Koray Holding’te iş yaşamına İnsan Kaynakları alanında başladı, 3.5 yıl burada çalıştıktan sonra, Turkcell İnsan Kaynakları Ekibinde öncelikle 3 yıl Turkcell Akademi’nin kuruluş çalışmalarında bulundu, daha sonra İşealım Ekibine geçti, 4 yıl burada görev yaptıktan sonra Organizasyonel Gelişim ve Değişim Ekibinde 1 yıl çalıştı ve Turkcell’den ayrılarak Nortel Networks İnsan Kaynakları Müdürü olarak, Vodafone Türkiye İşeAlım Müdürü olarak çalıştı. Halen Türkiye’nin ilk ve tek bağımsız otomotiv dizayn şirketi olan Hexagon Studio’da IK ve İdari İşler Müdürü olarak çalışmaktadır. PERYÖN (Personel Yönetimi Derneği) üyesidir. İngilizce, Osmanlıca, Farsça bilmektedir. Çalışmanın dışında kalan zamanlarında kitap okumak ve spor yapmak en çok vakit harcadığı alanlardır.

1 Comment

  1. Sema Akkaya on

    Nilay Hanım Sizin bu güzel yazılarınıza tekrar kavuşmak benim için çok sevindirici. Resmen bağımlılık yaptınız bende. İyi ki varsınız ve iyi ki bizimle paylaşıyorsunuz. Sevgiler…