Sinsi Stres

0

Sinsi Stres, birçok insan için ciddi bir sorun kaynağıdır. Sinsi stres kaynakları yavaş yavaş biriken küçük problemler, bir diğer ifadeyle,  bardağı taşıran damlalardır.  Burada söz konusu olan stres, istenmeyen veya beklenmeyen değişim gibi tek ve çok önemli bir olay sonucunda ortaya çıkmamıştır.  Küçük küçük sorunların üst üste birikmesi sonucunda, sinsi stres kendisini göstermiştir. Bir sabah uyanırsınız ve stresin yol açtığı bir belirtiyle yüz yüze gelirsiniz.

Enerjinizin belli bir kısmını düzenli olarak tüketen her sorun bir sinsi stres kaynağıdır. Birçok insan için, özellikle de orta yaşlılar için amaçsızlık önemli bir sinsi stres kaynağıdır. Günümüzde çoğu insan sadece hayatını kazanmak için değil, istediği hayatı yaşamak için çabalıyor ve bu noktada farkında olmadan bir çok sinsi stres kaynağını da beraberimizde taşıyoruz.

Anlamlı bir iş hayatı…

İşe karşı duyabileceğiniz heyecan ve enerjiyi öldüren şey, çoğu zaman işin kendi doğası değil, söz konusu iş karşı içinizde taşıdığınız olumsuz kabul ve beklentilerdir.  İş hayatınızda bir canlanmaya ihtiyaç duyup duymadığınızı anlamak için aşağıya  yazacağım sorulara bir bakın ve dürüst olarak kendi cevaplarınızı verin:

Beklentilerinizi gözden geçirin. Acaba sizin beklentileriniz gerçekçi mi?

Başarıya yaklaşımınızı gözden geçirin. Acaba hatalarla başarısızlıkları birbirine mi karıştırıyorsunuz? Hatalar bir şeyler öğrenmek için birer fırsat, başarısızlıklarsa öz güveninizi öldüren bir düşmandır.

Acaba yaşam eğrinizin neresindesiniz? İş hayatınızın ilk 5 – 10 yılında becerilerinizi ve rekabet kapasitenizi geliştirmeye odaklanmanız doğaldır. Bir dizi beceri edindikten sonra dikkatiniz kendinize yönelir. Bu becerileri zamanla değiştirmek geliştirmek ve başkalarına yardımcı olmak için ne şekilde kullanmanız gerekir? Belki de gerçekleştirmeniz gereken şeyi kendinize yeni rekabet becerileri kazandırmaktır.

Risk alma konusunda rahat mısınız? Aranızdan pek çoğunuzu biliyorum ki aslında mevcut işinden hiç mutlu değil, artık orada hiçbir şey öğrenmediğini çok iyi biliyor ama bu riski göze alamıyor. İstikrar ve güven arayışınızda hep sağlam adımlar atmaya çalışmak sizi aradığınız istikrar ve güvene götürmeyebilir. Emin olabileceğiniz tek şey, bu kadar sağlam oynarken, işinizden sıkılma riskiyle karşı karşıya kalabilirsiniz. Yeni şeyler öğrenmek ve kendinizi aşma konusunda her zaman istekli olun. İşe yaklaşımınızda yenilikçi bir tavır sergilemeye çalışın hem de her zaman. Özellikle bu maddeyle ilgili kendimden bir örnek vermek istiyorum. 2002 yılında başladığım Turkcell çalışma hayatımı 2008’in Eylül sonunda bıraktım. Kendi isteğimle hem de istifa ederek, ortada hiçbir problem yoktu aslında. Ortam güzeldi, arkadaşlarım süperdi. Hem eğleniyor Hem de çalışıyordum ama beni tatmin etmeyen bir şey vardı. Turkcell’i her zaman çok sevdim, her zaman iyi ki orada çalışmışım , iyi ki o bilgileri öğrenmişim dedim ama her zaman söylediğim başka bir şey var ki, iyi ki istifa etmişim. İyi ki başka yollar aramışım. İyi ki bilmediğim sulara atlayıp yüzmeye çalışmışım çünkü geri dönüp baktığımda aradan geçen zamanda ben çok fazla şey öğrendim ve kendime her zaman yatırım yapmak zorunda kaldım. Deli cesaretimden dolayı kendimi her zaman kutlarım. 🙂 İstifa etmeye karar verdiğimi ailemle paylaştığımda bana deli muamelesi yapmışlar, bunun da her zaman yaptığım o şakalardan biri olduğunu sanmışlardı. Tüm arkadaşlarıma da her zaman farklı bir şekilde bakmalarını, özellikle kendilerine bir 3. Göz olarak dışarıdan bakarak, kendilerini nasıl görüyorlarsa ona göre risk almalarını tavsiye ederim. Hayatta alabileceğiniz risk ancak sizin hayal gücünüz kadar sınırsız. 🙂 Yine tüm arkadaşlarıma söylediğim bir şeyi burada sizlerle de paylaşmak istiyorum. Eğer bulunduğunuz şirkette, 3-5 senedir aynı işi yapıyorsanız, yataya ya da dikeye doğru bir hareket de bulunamıyorsanız orada bir problem var demektir. Durun ve kendinize bir bakın… Bu nokta belki de risk almanız risk almanız gerekmektedir.

Kendinizi ve işinizi zenginleştirmeye çalışmalısınız. Acaba kendinizi yetiştirme bilincinde misiniz? Günümüzde, ömür boyu iş hayatında kalabilmenin yolu, devamlı yeni şeyler öğrenmeye açık olmaktan geçiyor. Üst Yönetimin ya da IK’nın sizin mesleki gelişiminizle ilgileneceklerini ummayın. Kendi atılımlarınızı kendiniz planlayın. Kaç kişinin 1 sene sonra ne yapacağına dair kafasında bir plan var? Ya da kaç kişi gerçekten ne yapmak istediğinin farkında?

Tutku

Zevk alacağınız bir iş mi bulmak istiyorsunuz? Kendinize soracağınız ilk soru şu olmalıdır? Ne yapmak istiyorum? Beni ne heyecanlandırıyor? Neye karşı tutku hissediyorum?  Bu sorulara vereceğiniz cevaplar, kendinizi, özünüze yaklaştıracak, gözle görülmeyen, içsel bir mıknatıs görevi görecektir.  Herkesin tutkun olduğu bir şeyler vardır. Eğer iş hayatınızı tutkun olduğunuz şeylerin etrafında kurarsanız, emin olun işinizle ilgili daha az stres yaşarsınız.

Benim tutkum ne? Tutkunuzun ne olduğunu keşfetmek için biraz durup kendi içinize bakmanız gerekir. Çoğu zaman hepimiz işlerimizle o kadar meşgul oluruz ki, kendimize zaman ayırıp ne istediğimizi düşünmeyi unuturuz. Bu soruyu cevaplandırmanıza engel olabilecek başka bir neden de diğer insanların vereceğiniz cevap hakkında ne düşüneceğini çok önemsemenizdir. Aklınızda bir cevap belirmeye başlar başlamaz bunu eşinizin, anne-babanızın, arkadaşlarınızın ve diğer insanların bakış açısından değerlendirmeye yönelirsiniz. Bu insanların öngördüğünüz cevaba karşı herhangi olumsuz bir tavır sergileyeceklerini düşünürseniz, belirmeye başlayan cevabı daha kafanızda tam oluşmadan bir kenara atarsınız.

Tutkuyu Gizleyen Korkular

Tutkunuzu sizden gizleyebilecek 2 korku vardır:

Birincisi; Enerjinizi istediğiniz şeyin gerçekleşmesi için çalışmaya değil, istemediğiniz şeyin önlenmesi için harcamanız nedeniyle, tutkunuzun gizlenmesidir.

İkincisi; Yapmak istediğiniz bilebilirsiniz, ama bunun getirdiği riskleri göze almaya çekinirsiniz. Tutkunuz doğrultusunda hsrekete geçmek için gereken cesarete sahip değilsinizdir.

Goethe’nin bu konuyla ilgili çok güzel bir sözü var: İnsan bir işi yapmaya karar verdiği zaman, o iş için hazırlığa başlar. Bütün gelişmeler, başka bir şekilde gerçekleşmeyecek olan bu görevin oluşumuna yardım edercesine meydana gelir.bu karardan, insanın hayal veya tahmin bile edemeyeceği rastlantılar, karşılaşmalar ve beklenmedik yardımlar doğar  ve kişinin hedefine doğru ilerlemesini sağlar.

Tutkunuzu anlamakta güçlük çekmenizin bir başka nedeni de, kendşnşzş yeteri kadar iyi, yeteri kadar akıllı, yeteri kadar eğitimlii yeteri kadar…………….. (boşluğu siz doldurun) bulmamanız olabilir. Burada önemli olan, özgüveninizin eriyip gitmekte olduğudur.  Kendinizden hoşlanmamanız veya kendinize inanmamanız, sizi yapmak istediğiniz şeyi gerçekleştirmek için çalışmaktan alıkoyar.

Jennifer James’in Başarı ile ilglli çok güzel bir kitabı var. O kitaptan benim çok hoşuma giden bir parça ile yazıyı bitirmek istiyorum.

Başarının tanımının değiştiğini unutmayın. Başarı sadece hayatta kalmak ve sahip olmak değildir. Başarı, yaşamınızın her anını güzel yaşamaktır, var olmaktır. Başarı ulaşılabilecek bir yer, varılacak bir hedef değil, bizzat yolculuğun kalitesidir.


Paylaş.

About Author

Marmara Üniversitesi Arşivcilik Bölümünü dereceyle bitirdi, Koray Holding’te iş yaşamına İnsan Kaynakları alanında başladı, 3.5 yıl burada çalıştıktan sonra, Turkcell İnsan Kaynakları Ekibinde öncelikle 3 yıl Turkcell Akademi’nin kuruluş çalışmalarında bulundu, daha sonra İşealım Ekibine geçti, 4 yıl burada görev yaptıktan sonra Organizasyonel Gelişim ve Değişim Ekibinde 1 yıl çalıştı ve Turkcell’den ayrılarak Nortel Networks İnsan Kaynakları Müdürü olarak, Vodafone Türkiye İşeAlım Müdürü olarak çalıştı. Halen Türkiye’nin ilk ve tek bağımsız otomotiv dizayn şirketi olan Hexagon Studio’da IK ve İdari İşler Müdürü olarak çalışmaktadır. PERYÖN (Personel Yönetimi Derneği) üyesidir. İngilizce, Osmanlıca, Farsça bilmektedir. Çalışmanın dışında kalan zamanlarında kitap okumak ve spor yapmak en çok vakit harcadığı alanlardır.

Comments are closed.