Sosyal Medya Bizi Bu Hale Nasıl Getirdi?

0

Herkese Merhaba

Bu sabah kısa bir video seyrettim ve bu videoyu sizlerle paylaşmak istiyorum. Video Sosyal Medyanın insan ilişkilerine verdiği zarar anlatıyor.

Birçoğumuzun Facebook, Twitter, Linked-in, Pinterest, Instagram hesapları vardır eminim ve birçoğumuz belki de bu hesapları aktif olarak kullanmasak da oradan bir çok kişiyi aktif olarak takip ediyoruz.

Bazı insanların bu sosyal medya araçlarını sadece ve sadece başkalarının hayatlarını takip etmek için kullandığı aşikar.. Sokakta gördüğünde birbirini tanımayacak birçok kişinin sosyal medya hesaplarından birbiriyle arkadaş olduğu da aşikar.

Geçenlerde Linked-in’den bir kişi beni eklemek istemiş, adının yanında 10+ bağlantı listesi yazıyordu. Bir insan hayatı bıyunca 10 bin kişi ile tanışabilir mi sizce? Bence hayır! Tamamen suni olan bir hesap üzerinden 10+ kişi ile tanışık olmak gerçekten gerekli mi sizce? Bence yine hayır!

Gittikçe sunileşen ilişki yumaklarının içinde buluyoruz kendimizi ve bazen bunu engelleyecek gücü de bulamayabiliyoruz. Ama ilişkileri yaratmak emek ister, vakit ister, özveri ister… Sosyal Medya üzerinden arkadaş olunabilir ama bu sizi manevi olarak ne kadar tatmin edebilir tartışılır…

Çok sevdiğim bir söz var…

“İletişim bir dans adımı gibidir.

Siz nasıl dans ederseniz karşınızdaki kişi de o adımlarla dans edecektir.

Sizin adımlarınız karşınızdakinin adımlarını belirler.”

Siz karşınızdakinin nasıl adım attığını bilmeden nasıl ilişki kurabilirsiniz ki… Mümkün mü? bence değil!

Sizlere bir kaç tavsiye vermek istiyorum.

Öncelikle sosyal medya hesaplarınızı kendi içinizde sınıflandırmanızda fayda var.

Linked-in çok profesyonel bir alan, oradaki resminizden tutunda, yayınladığını statuslere kadar her şeye dikkat etmelisiniz çünkü bir anlamda online cv’nizi temsil ediyor. Gruplar içinde ne çok fazla öne çıkmalı ne tamamen silik bir durumda olmalısınız. Kimse ile o arenada tartışmanızı önermiyorum çünkü sizin yazdığınız her şeyi bir sürü insan görebiliyor, listenizde olsun ya da olmasın. Çok fazla insanla bağlantıda olmak zorunda da değilsiniz, size gönderilen her bağlantı davetini kabul etmek zorunda da değilsiniz ve sizin profilinize her bakanı listenize de eklemenize gerek yok. Sizi temsil eden bir sayfa olmalı. Ne çok boş ne çok dolu. Bence çok doğru ve önemli bir sosyal medya alanı, doğru kullanmakta fayda var…

Facebook, kendi adıma yıllardır Facebook listemde sadece sevdiğim kişileri tutuyorum ve ara ara da listemde temizlik yapıyorum. Sevdiğim insan grubundan, alakam olmayan insan grubuna geçtikleri anda listemden çıkartıyorum. Tanımadığım hiç kimseyi Facebook hesabıma dahil etmiyorum, aynı şirkette çalıştığım çok az kişiyi dahil ediyorum. Geçmiş şirketlerden arkadaşlarım var elbette ancak zaman geçtikçe ilişkimiz azaldıkça ve hatta aylarca yıllarca bir merhaba bile demediğim hiç kimseyi Facebook listemde tutmuyorum. Neden mi? Çünkü, bazı insanların sadece gözlem amaçlı orada olduğunu biliyorum ve beni rahatsız etmeye başladıklarını hissettiğim anda bir mesajla bu bilgiyi veriyor ve yolları ayırıyorum. Facebook çok özel bir alan haline gelmeye başladı.  Sizin günlük hayatınız, birinci dereceden ilişkileriniz, yazılmamasını önermeme rağmen –politik düşüncelerinizi yansıttığınız bir alan-, yaptığınız seyahatlerden fotoğraflarınız. Bu ve bunlar gibi bir çok şeyi Facebook’ta yayınlıyorsunuz. Bu sebeple, orada kimlerle arkadaş olduğunuza dikkat etmenizde fayda var. Minimum sayıda insan olmalı, çok sayıda insan size sadece uzun vadede zarar verir sakın unutmayın.

Twitter, ne yazdığınızın gerçekten çok önemli olduğu bir alan. Çok güzel bir online haber alma kanalı ancak haber vermeye başladığınızda dikkatli olmanızda fayda var. Bir twit atıp sildiğinizi sanıyorsunuz ama malesef öyle olmuyor. Çalıştığınız şirketler hakkındai politik görüşleriniz hakkında çok ama çok dikkatli olmanızda fayda var. Doğru kullanıldığında çok faydalı olabiliyor, ancak yanlış kullanıldığında verebileceği zararı tahmin bile edemiyorsunuz…

Anlatmak istediğim esas noktaya gelirsek, tüm bu sosyal medya hesaplarını kullanırken neyi unutuyoruz farkında mısınız?

Bire bir iletişim kurmayı, bir telefon açmayı, bir gönül almayı, bir kutlama yapmayı, birinin sesini duymayı… Yani insani olan birçok şeyi arka plana atarak suni olan şeyleri ön plana koyuyoruz. İnsanın en temel ihtiyacı olan birebir iletişimi yüz yüze iletişimi unutuyoruz.

Kaçınız son zamanlarda hiç bir sebep yokken bir arkadaşını aradı?

Kaçınız güne başladığında çok sevdiği bir arkadaşına durup dururken merhaba dedi?

Kaçınız bayramda sevdiklerinin hepsini telefonla arayarak bayramını kutladı?

Kaçınız aynı standart mesajı tüm telefon listesindekilere aynı anda attı?

Kaçınız çok sevdiği biriyle yemeğe ve/veya buluşmaya gittiğinde cep telefonunu hiç çantasından çıkartmadan 1 saat oturabildi?

Kaçınız kendisini her arayan cevapsız çağrıya döndü?

Kaçınızın Facebook hesabının yarısı son 1 yılda hiç görmediği ve/veya hiç konuşmadığı kişilerden oluşuyor?

Kaçınızın Linked-in hesabındaki tüm kişiler tanıdıklarından oluşuyor?

Kaçınız hiç bir sebep yokken bir sevdiğine güzel bir söz söyledi, bir hediye aldı?

Bu ve buna benzer onlarca soru sorabilirim. Lütfen durup bir düşünelim, ikili iletişimini kaybettiğiniz ve sadece sosyal medyadan takip ettiğiniz kaç kişi var? Ve aslında siz böyle olmasını gerçekten istiyor musunuz?

Aşağıdaki videoyu seyretmenizi tavsiye ediyorum.

Digital Insanity: Can We Auto-Correct Humanity? Why I Refuse to Let Technology Control Me

Herkese süper bir gün dilerim…  Sağlıcakla kalın. 🙂 Bence bu hayatta en önemli şey sağlık ve mutluluk…

Saygılarımla,


Paylaş.

About Author

Marmara Üniversitesi Arşivcilik Bölümünü dereceyle bitirdi, Koray Holding’te iş yaşamına İnsan Kaynakları alanında başladı, 3.5 yıl burada çalıştıktan sonra, Turkcell İnsan Kaynakları Ekibinde öncelikle 3 yıl Turkcell Akademi’nin kuruluş çalışmalarında bulundu, daha sonra İşealım Ekibine geçti, 4 yıl burada görev yaptıktan sonra Organizasyonel Gelişim ve Değişim Ekibinde 1 yıl çalıştı ve Turkcell’den ayrılarak Nortel Networks İnsan Kaynakları Müdürü olarak, Vodafone Türkiye İşeAlım Müdürü olarak çalıştı. Halen Türkiye’nin ilk ve tek bağımsız otomotiv dizayn şirketi olan Hexagon Studio’da IK ve İdari İşler Müdürü olarak çalışmaktadır. PERYÖN (Personel Yönetimi Derneği) üyesidir. İngilizce, Osmanlıca, Farsça bilmektedir. Çalışmanın dışında kalan zamanlarında kitap okumak ve spor yapmak en çok vakit harcadığı alanlardır.

Comments are closed.