Tavsiye Ediyor musunuz?

0

En son ne zaman biri size bir kitap tavsiye etti? Ya da bir film, bir mağaza veya araba? Herhangi bir arkadaşınızın tavsiyesi ile tatile gittiğiniz oldu mu? Hizmetinden çok mutlu olduğu bir doktoru tavsiye eden arkadaşınızı dinlediğinizi hatırlıyor musunuz? Ya da siz başkalarına herhangi bir konuda tavsiyede bulunuyor musunuz? Hiç düşündünüz mü, siz tavsiye ediliyor musunuz?
Yenibiriş Kariyer Kılavuzu’ndan Fatmanur Erdoğan’ın “Yavsiye” ile ilgili bir yazısını sizinle paylaşmak istiyorum.

“Tavsiye”, Türk Dil Kurumu büyük sözlükte şu şekilde açıklanıyor: “Bir şeyin, bir kimsenin iyi, işe yarar olduğunu ilgili kişiye söyleme, referans”. Aslında bu kısacık açıklamanın altında ne kadar büyük bir çaba ve emek olduğunu düşünecek olursanız tavsiye ediliyor olmanın değerini çok daha iyi anlayabilirsiniz. Cümlenin içindeki iyi ve işe yarar olmak aslında konunun özü.

Kendinize sorun bakalım, hangi alanlarda “iyi” ve “işe yarar”sınız? Zaten bu sorunun cevabını doğru bulanlar ve bu “iyi” ve “işe yarar” alanda faaliyet gösterenler doğal olarak fark edilip, kişiler veya kurumlar arası tavsiye edilir hale geliyorlar. Tek yapmaları gereken şey, yaptıkları işi ve sonuçlarını bilinir kılmak.Bilinirlik biraz daha pazarlama ve iletişim alanına girdiği için bu kısmı göz ardı ederek “iyi ve işe yarar” olma konusunda biraz duraklayalım.

İlginç olan bu iki kavramın birarada kullanılması ve asıl etkinin de bu ikisinin bir araya geldiği zaman ortaya çıkması. Yani sadece iyi olmak işe yaramıyor. İyi olduğun alanda işe yarar bir şeyler yapacaksın ki insanlar seni tavsiye etsin ve istesin. Şimdi yaptığınız işi düşünün. “Ben (adınız) ……, XXX alanında çok ama çok iyiyim” cümlesini doldurun bakalım.

İlk soru; doldurabiliyor musunuz? 

İyiyim diyebileceğiniz birçok konu olabilir ancak iyiliği farklılığa dönüştürebilmek ve gerçekten diğer kişilere göre fark yaratabileceğiniz derecede iyi olmak o kadar kolay değil. Bazı kişiler bu alanları belirlemekte zorlanırken, bazıları da iyi oldukları alanlarda standart olduklarının farkında olamazlar. O yüzden gerçekten hangi konularda iyi olduğunuzu belirleyerek işe başlayabilirsiniz. 

Ufak bir tavsiye… 

Her alanda iyi olduğunuzu listelemeye kalkmayın. “Her şeyi yapmaya çalışan hiçbir şey yapamaz” diye bir söz vardır ve genellikle de doğrudur. Sizi farklı kılan ve başkalarından farklılaştıran 3 ana konuyu belirlemeniz yeterli olacaktır ve büyük bir olasılıkla bu alanlar sizin en iyi olduğunuz alanlardır.

İkinci soru; iyi olduğunuz alanda işe yarar ne yapıyorsunuz? 

Yani iyiliği sonuca nasıl çeviriyorsunuz? Örneğin çok iyi sesi olan bir kişinin şarkı söylemeden sessiz kalması onu iyi bir şarkıcı yapmaz. İyi olduğunuz yeteneğinizi işe yarar hale dönüştürmek, kısaca şarkı söylemek zorundasınız ki başkaları sizin bu özelliğinize değer versin ve sizi istesin (ya da tavsiye etsin). İşe yaramak demek değer katmak demektir. Kime veya neye değer katıyorsunuz ve iyi olduğunuz alanda başkalarının hayatlarına değer katabiliyor musunuz? Değere dönüşmeyen yetenek, sahibine değer katamaz.

Tavsiye konusunda son bakılacak konu ise ilgili kişiye bu bilginin ulaşması. Yani işe yaradığınız alanda birinin ihtiyacı olması ve bu ihtiyaca cevap verebilecek potansiyelin sizde olduğunun o kişiye iletilmesi. Kısaca “kişisel bilinirlilik”.

İşte bu noktada networking kavramı devreye giriyor ve sizi bilen kişilerin çokluğu, farklı alanlarda bulunmaları ve kalitesi sizin için çalışmaya başlıyor. Network’ünüzün genişliği ve sayısı oldukça önemli. Ama en az sayı kadar önemli olan diğer bir konu da kalite.

Network’ünüzün kalitesi ise,
-ne kadar değişik alanlardan kişilerle ilişkiniz olduğu,
-fayda sağlayabildiğiniz alan ile network’ünüzün ne kadar örtüştüğü,
-tanıdıklarınızın sizi ne kadar tanıdığı,
-network’ünüzün ne kadar canlı olduğu gibi faktörleri içermektedir.

Kısaca, tavsiye edilmek istiyorsanız;
-Hangi alanlarda iyi olduğunuzu belirleyin.
-İyi olduğunuz alanı nasıl faydaya dönüştürürsünüz ve başkalarının işine yararsınız sorusuna cevap bulun.
-Bunu doğru kişilerin bilmesini sağlayın.

Aslında formül kolay ama yapması bu kadar da kolay değil. Ancak bu soruları sormak ve cevaplamaya çalışmak bile oturup beklemekten daha fazla sonuç yaratacaktır.

Öyleyse durmayın ve elinize kağıdınızı, kaleminizi, bilgisayarınızı alın ve kendiniz için yarım saat ayırın. Sessiz bir yere gidin ve kendinize bu soruları sormaya başlayın. Cevaplarınız hayatınızı değiştirecek fikirler verebilir.

Unutmayın, tavsiye edilebilmek için, tavsiye edilebilir olmak ve birilerinin bunu görebiliyor olması lazım…

 


Paylaş.

About Author

Marmara Üniversitesi Arşivcilik Bölümünü dereceyle bitirdi, Koray Holding’te iş yaşamına İnsan Kaynakları alanında başladı, 3.5 yıl burada çalıştıktan sonra, Turkcell İnsan Kaynakları Ekibinde öncelikle 3 yıl Turkcell Akademi’nin kuruluş çalışmalarında bulundu, daha sonra İşealım Ekibine geçti, 4 yıl burada görev yaptıktan sonra Organizasyonel Gelişim ve Değişim Ekibinde 1 yıl çalıştı ve Turkcell’den ayrılarak Nortel Networks İnsan Kaynakları Müdürü olarak, Vodafone Türkiye İşeAlım Müdürü olarak çalıştı. Halen Türkiye’nin ilk ve tek bağımsız otomotiv dizayn şirketi olan Hexagon Studio’da IK ve İdari İşler Müdürü olarak çalışmaktadır. PERYÖN (Personel Yönetimi Derneği) üyesidir. İngilizce, Osmanlıca, Farsça bilmektedir. Çalışmanın dışında kalan zamanlarında kitap okumak ve spor yapmak en çok vakit harcadığı alanlardır.

Comments are closed.