Stres ile Baş Etmenin 13 Yolu

0

Hayatlarımız stres ile dolu geçiyor; iş hayatı, trafik, geçim derdi ve daha pek çok etken. Her an ulaşılabilir olma gerekliliği, sürekli maruz kalınan sosyal medya gündemi kafayı boşaltıp rahatlama imkanını elden alıyor. Baş döndürücü bir hızda bir yerlere yetişmeye ya da birşeyler yetiştirmeye çalışarak yaşanıyor. Her an herşeyden haberdar olunabildiği için başkalarının yükleri de kolaylıkla sırttaki küfeye eklenebiliyor.

Bir yandan da yüzyüze paylaşımlar günümüzde hızla azalıyor. Sosyal paylaşım ağları veya sms whatsapp gibi mesaj programları üzerinden iletişim kuruluyor. Telefon açmak bile günümüzde lüks sınıfına girmiş durumda. Bu da iletişimin samimiyetini ve sıcaklığını oldukça azaltıyor. Oysa biz insanlar sosyal yaratıklarız ve insanlarla bir arada olmaya ve paylaşmaya ihtiyacımız var. Bunun eksikliği stresi ve buna bağlı olarak kimi kişilerde depresyonu kimi kişilerde ise anksiyeteyi tetikliyor.

Peki nasıl başedebilir ve daha az stresli bir hayat yaşayabiliriz. İşte bir kaç püf noktası:

1. Evinizde kendinize ait bir köşe yaratın. Bu bir koltuk veya yerde kocaman bir minder bile olabilir. Orası sizin dokunulmazlık ve rahatlama köşeniz olsun. Her gün 15 dakikada olsa o köşeye oturun ve rahatlamaya çalışın.

2. İş veya okul dışındaki zamanınızda daha az televizyon izleyin. Daha az internet başında vakit geçirin. Onun yerine müzik dinleyin, kitap okuyun, resim yapın yada size iyi gelicek, keyif verecek herhangi bir şeyi yapın.

3. Evinizde ve işyerinizde rahatlatıcı kokuları olan mumlar bulundurun ve zaman zaman bunları yakın.

4. Fırsat buldukça takın kulağınıza müziği ve açık havada yürüyüş yapın. Yanlız lütfen yürüyüş yaptığınız yer araç trafiğinin az olduğu bir yer olsun. Oksijen istiyoruz karbondioksit değil 🙂

5. Telefon açın, buluşun… Sevdiklerinize zaman ayırın ve onlarla yüzyüze paylaşımda bulunun. Hatta bence kocaman içten bir kucaklamayı da ihmal etmeyin derim. Zira temasın ve kucaklamanın iyileştirici ve mutluluk verici etkisi olduğu biliniyor.:)

6. Hayvanlarla ve bebeklerle vakit geçirmeye çalışın. İkisinin de kanıtlanmış antidepresan etkisi mevcut.

7. Zaman zaman spontan olun. Her gününüzü her dakikanızı planlamak ve ardından o plana uymak için koşturarak geçirmek zorunda değilsiniz.

8. Yardıma ihtiyacınız olduğunda bunu çevrenizden talep edin. Herşeyi kendi başınıza sırtlanmaya çalışmayın. Unutmayın hepimizin belirli bir kapasitesi var.

9. Hayır demeyi öğrenin ve gerektikçe hayırı kullanın. Herşeye evet demek sadece sizi tüketmeye ve stresinizi arttırmaya yarar. Üstelik hep evet demek ileride bumerang gibi dönüp sizi vuracaktır. Hiç gerek yok.

10. Kendinizi çok yorgun ve tükenmiş hissetiğinizde bütün iletişim araçlarınızı bir süre için kapatın ve dinginliğin tadını çıkarıp dinlenin yani bir anlamda bataryaları şarj edin. Tabi en azından bir iki kişiye iyi olduğunuzu ve dinleniceğizi haber verinki günün sonunda endişeli yakınlar grubu size ne oldu telaşı ile kapınıza dayanmasın.

11. Doğa ile temas edin. Çıplak ayak toprağa basın ve negatif enerjinizi sonsuz kabulü olan toprak anaya boşaltın. Doğanın güzelliklerini içinize çekin.

12. Arada yavaşlayın hatta durun. Anın ve anda olup bitenlerin farkına varın; açan bir çiçeğin, kenarda su içen bir kedinin veya pusetinde gülerek etrafını seyreden bir bebeğin… 🙂

13.İyi bir organizatör olup önceliklerinizi belirleyin. Ona göre plan yapın. Daha az önemli olanlar bırakın sonraya kalsın.

Kısacası hayatınıza biraz spontanite, biraz farkındalık katıp biraz da ihtiyaçlarınıza kulak verirseniz daha az stresli daha mutlu bir hayat yaşamanız hiç de zor değil.


Paylaş.

About Author

Dinlemeyi, anlamayı, destek olmayı seven ve insanları olduğu gibi kabul eden, kendini işine adamış bir psikologdur. Si&Ma Psikolojik Danışmanlık Merkezi'nde danışanlarını görmektedir. Danışanlarıyla temelde Bireysel Psikodrama ve BDT (Bilişsel Davranışçı Terapi) ile çalışmaktadır.

Comments are closed.