Afrika Cenaze Ayinlerinin Günahı: Ebola

0

1976’da Batı Afrika’da (Kongo) Ebola ırmağının kıyısında bir köyde ilk kez ortaya çıkan Ebola virüsü, yaklaşık kırk yıldır çeşitli dönemlerde ama hemen hemen aynı coğrafyada ortaya çıktı ve kısmen dünyaya yayıldı. Afrika’daki bir bilgisayar virüsünün Filipinlere ulaşması ne kadar imkansızsa bu sene, tüm dünyayı ürküten Ebola virüsünün ta Filipinlere ulaştığını söylemek korku düzeyini arttırıyor elbette.

Kimseyi korkutmak niyetinde değiliz, fakat sadece haberlerle geçiştirilen bu konuda biraz kaynak araştırması yaparak bazıları çokça bilinmeyen verilere ulaşmışsak, bunları paylaşmak isteriz.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) 1976’dan başlayarak gelişen salgınlar içinde en geniş kapsamlı olanının günümüzde ortaya çıkan dönem olduğunu duyurdu. En sona 2000’li yılların başında ortaya çıktı fakat etkisi en azından bugünkü kadar geniş olmadı.

Virüsün beş türü var ve biri hariç hem hayvanlarda hem insanlarda ortaya çıkabiliyor ve bulaşıyor, beşinci tür ebola virüsü sadece hayvanlar arasında tehlike yaratıyor. Goriller, maymunlar ve şempanzelerde henüz tam olarak bilinmeyen nedenlerle oluşan hastalığın insanlara bulaşmasında suç yine Afrikalı garibanlara atılıyor ama bunun bir gerçeklik payı da var.

Afrikalıların beslenme ve yaşam alışkanlıkları maymunlarla temas halinde ve tesadüfen ebolaya yakalanıp hayatını kaybeden her bir Afrikalının cenazesi, tehlike tespit edilinceye dek filmlerde gördüğümüz gibi geniş katılımlı ve cesetle doğrudan temasların da olabildiği ayinlerle toprağa veriliyor. Kaldı ki ebolalıların cenazesine en ufak bir korunmasız temas hastalığın bulaşması için yeterli.

Tehlikenin tespit edilmesinin ardından önlemler alınırken Afrika’da sıklıkla yaşanan ölüm olaylarından sonra uzmanların, hasta cenazelerini ailelerinin hiç bilmedikleri bir yerde hiç bilmedikleri şekilde defnetmek için çok uğraş verdiğini belirtelim, aileleri ve yakınları, cesedin sıra dışı yöntemlerle defnedilmesine karşı çıkıyor.

Hastalık, ortaya çıktığı toprakların dışında herhangi bir organizmada kendi kendine oluşmuyor, mutlaka bir taşıyıcıdan bulaşması gerekiyor. Hastalığı taşıyan insanla ten-ter, kan, ağız salgısı ve organ teması ve hastanın dokunduğu nesnelerle temas bulaşmaya neden oluyor, ancak hava (nefes) yoluyla bulaşma henüz tespit edilmemiş.

Türkiye’de de ciddi önlemler alınırken bazı panik durumları yaşansa da risk en azından diğer bazı ülkelere göre çok yüksek değil.

Hastalığın belirtileri, vücuda bulaştıktan beş-on gün sonra kanamayla başlayıp ateş, bulantı, halsizlik, ishal, kas, baş ve karın ağrısı gibi sonuçlarla kendisini gösteriyor.

Virüsün ortaya çıktığı S. Leone, Gine ve Liberya gibi Batı Afrika ülkesi yerlileri bölgedeki Batılı araştırmacılara hastalığın bir motosiklet kaskından bile bulaşabildiğini söylerken bazı tedavi yöntemleri de öneriyorlar. Örneğin, bu insanlara göre bol şekerli ve kakaolu bir kahve ya da iki büyük soğan ölümcül virüsü tedavi ediyor, tabii ki bilimsel bir özelliği olmayan iddialar bunlar.

Hastalığın kesin bir tedavisi bulunmasa da geçen kırk yıl boyunca çeşitli dönemlerde kontrol altına alınabildi.

ABD Hastalık Korunma Merkezi (CDC) uzmanlarına göre Afrika’ya seyahat edenlerin bile hastalığa yakalanma ihtimalleri çok düşük ve bu ülkelere seyahatlerin engellenmesi yönünde bir tavsiyede bulunmuyor. Merkeze göre bu ülkedeki hasta insanlardan ve hastanelerden uzak durmak yeterli bir önlem.

Türkiye’de yaygın bir panik yok ve buna gerek de yok ancak özellikle dış hat uçuşları kullanan insanların genel kaygısı ciddi düzeylere ulaşabiliyor.  CDC uzmanlarına göre hastalık belirtisini göstermeyen bir taşıyıcıdan bile virüsün bulaşma ihtimali yok. Dolayısıyla herhangi bir sağlık sorunu bildirilmeyen bir uçuşunuz sırasında ve sonrasında rahat olabilirsiniz.

Fakat hastalık belirtisi uçuş sırasında kendisini belli ederse, hastalık şüphesi bulunanlar ilk havaalanında kontrole alınıyor ve hastalık doğrulanmasa bile diğer yolcuların iletişim bilgileri not edilerek uçuşa devam ediliyor.

Eğer Batı Afrika ülkelerine gidip gelmiyorsanız hastalıktan korunmak için önerilecek en önemli şey, ellerin sık sık sabunlu suyla yıkanması. Batı Afrika ya da genel olarak Afrika’ya gidip gelen insanlara; el temizliği yanında hasta insanlardan ya da gözlemlenebilir düzeyde risk taşıyan insanlardan ve hastanelerden uzak durmak, dokunulacak nesnelere dikkat etmek, maymungillerden olan hayvanlardan uzak durmak öneriliyor.

Umarız hem Afrikalılar hem biz geri kalan ülke insanları bu Ebola dönemini de kısa sürede atlatırız.


Paylaş.

About Author

Comments are closed.