Bu 10 Belirti Hormonal Dengesizliğin Nedeni Olabilir

0

Vücudumuzda yaygın olarak en fazla değişkenlik gösteren hormonlar, kadınlık hormonu olarak da bilinen östrojen, projesteron, testosteron, metabolizma hormonu tiroid, enerji hormonu adrenalin, stres hormonu kortizol ve uyku hormonu melatonindir.

Kadınlar erkeklere oranla daha büyük hormonal değişiklikler yaşarlar. Çünkü kadınlar hayatları boyunca adet görme, hamilelik, doğum sonrası ve menopoz dönemleri başta olmak üzere belirli dönemlerden geçerler. Tüm bu dönemlerde yaşanan fiziksel değişiklikler, kadınların hormonal dengesinde de önemli rol oynar.

Hormonal değişiklik ortaya çıktığında doktora başvurmak gerekiyor. Peki hormonlarınızda bir dengesizlik olduğunu nasıl anlayacağınızı biliyor musunuz? İşte hormonal dengesizlik yaşıyor olabileceğinizi gösteren 10 belirti.

Hızlı Kilo Alma veya Kilo Verme

Eğer sık sık kilo alıp veriyorsanız, bu hormon dengesizliğinin bir belirtisi olabilir. Tiroid hormonları metabolizmayı düzenlediği için, bu hormonda bir düzensizlik olduğunda kilo alıp vermeler başlar. Aynı zamanda yan belirtiler olan cilt kuruması, yorgunluk, kabızlık ve üşüme gibi sorunlar da yaşıyorsanız, tiroid hormonu az salgılanıyor olabilir.

Bunun yanında, hormon dengesizliği yaşadığınızda yoğun bir stres altına girersiniz ve buna bağlı olarak vücudunuz adrenalin ve kortizol salgılar.

Kronik Yorgunluk ve Halsizlik

Halsizlik, hormon dengesizliğinin en yaygın belirtilerinden biridir. Özellikle menopoz ve sonrası dönemlerde sıklıkla yaşanabilir. Bu yorgunluğun sebebi de genellikle stres zamanlarda vücudun salgıladığı kortizol hormonudur.

Kortizol, mutluluk hormonu olarak bilinen serotonin hormonunu etkileyerek halsiz ve mutsuz hissetmenize neden olur. Eğer kendinizi yorgun hissettiğinizde aynı zamanda mutsuz ve değersiz hissediyorsanız, muhtemelen hormon dengesizliği yaşıyorsunuz demektir. Yorgunluk ayrıca tiroid eksikliğinden de kaynaklanıyor olabilir.

Ateş Basması ve Gece Terlemesi

Eğer aniden size çok sıcak gelmeye başlıyorsa, ve tüm vücudunuzu bir anda çok ısınmış hissediyorsanız, ateş basması yaşıyorsunuz demektir.

Hipotalamus, beyinde vücut ısısını dengelemekle görevli bir bölgedir. Vücutta hormon dengesizliği baş gösterdiğinde östrojen seviyesi azalır ve östrojenin az salgılanmaya başlaması hipotalamusa vücut fazla ısınıyormuş gibi mesaj yollar. Bu yüzden de hipotalamus vücudu soğutmaya çalışır ve bu da aşırı terlemeye neden olur.

Yapılan bir araştırmaya göre, menopoz dönemi başındaki kadınların %75’i ateş basması ve gece terlemesi yaşıyor ve bu belirtiler menopoz dönemine geçmenin en yaygın belirtileri arasında gösteriliyor.

Uyku Problemleri

Uykusuzluk da menopozun en yaygın belirtilerinden. Birçok hormonda yaşanan dengesizlik uykusuzluğa neden olabiliyor.

Projesteron, hormonal uykusuzluğun sebeplerinden biri olarak gösteriliyor. Vücuttaki projesteron miktarı azalırsa, kendimizi uyanık ve dinç hissediyoruz.

Bunun yanında östrojen hormonu kaslarımızı rahatlatıyor ve daha canlı rüyalar görmemizi sağlıyor. Aynı zamanda daha uzun saatler uyumamızı sağlarken uyku aralarında uyanmanın önüne geçiyor. Eğer vücudunuz az miktarda östrojen salgılamaya başlamışsa, uykularınızı bölen gece terlemeleri yaşayabilirsiniz.

Saç Dökülmesi

Erkekler arasında daha sık görülse de, kadınlar da özellikle menopoz sonrası, hamilelik ve doğum sonrası dönemlerde hormonal değişikliklere bağlı olarak sıklıkla saç dökülmesi yaşayabiliyor.

Vücuttaki hormonal dengesizlik testosteron hormonunun daha fazla salgılanmasına neden oluyor ve bu da daha fazla saç dökülmesine yol açıyor.

Depresyon ve Ani Ruh Hali Değişimleri

Yapılan araştırmalara göre, kadınların daha büyük depresyon yaşama ihtimalleri menopoz sonrası dönemde artıyor. Vücudun mutluluk seviyesini arttıran serotonin ve endorfin hormonları acı algısını azaltıyor. Fakat düşük olursa da olumlu ve mutlu hissetmenizi engelliyor.

Ruh halinizdeki ani değişimler bu hormonların düzensizleşmesinden ileri geliyor olabilir.

Hazımsızlık ve Sindirim Problemleri

Hormonal dengesizliğin göz ardı edilen nedenlerinden biri de sindirim problemleri. Aslına bakacak olursak, hormonlar vücudun tüm işlevlerinde olduğu gibi sindirimde de çok önemli bir rol oynuyorlar.

Yemeğin hızlı bir şekilde kana karışmasını sağlayan sindirim hormonlarında bir dengesizlik yaşanırsa, midede şişkinlik, mide krampları, yanma, geğirme ve bulantı gibi durumlar ortaya çıkabiliyor.

Ayrıca, yapılan araştırmalar gösteriyor ki, özellikle adet ve menopoz dönemlerinde görülen karın ağrısı veya şişkinlik gibi problemler genel olarak östrojen veya projesteron hormonlarının az salgılanmasından kaynaklanıyor.

Cinsel İsteğin Azalması

Kadınlarda hormon salgılanması, doğum sonrası veya menopoz önce ve sonrası dönemlerde dengesiz bir hale gelebilir.

Kadınların yumurtalıklarında salgılan testosteron hormonu direkt olarak cinsel dürtüyü etkiler. Yumurtalıkların işlevi yaşla birlikte azalınca, buna bağlı olarak testosteron hormonu da daha az salgılanır ve cinsel dürtüde de azalma yaşanır.

Östrojen de yumurtalıklar tarafından salgılanan diğer bir seks hormonudur ve yine yaşa bağlı olarak azalan östrojen hormonu cinsel bölgelere daha az kan pompalanmasına ve yine cinsel dürtünün azalmasına neden olur.

Ani Yemek Krizleri

Hormonlarımızda dalgalanma yaşandığında böbrek üstü bezleri iştahımızda iki farklı açıdan rol oynar. Bir yandan kronik hormonal strese bağlı olarak kortizol seviyelerinde hızlı bir artış yaşanabilirken diğer taraftan bir azalma olabilir.

Ve her iki durumda da kan şekeri, yani açlık durumumuz etkilenir. Yüksek kortizol seviyesi kan şekerini yükseltir ve bu da yoğun bir açlık hissetmenize neden olur.

Benzer şekilde, düşük kortizol seviyeleri, kan şekerinin kritik seviyede azalmasına neden olabilir. Şeker, kaslarda enerjiye dönüştüğü için, kan şekerindeki düşüş yorgunluğa ve açlık hissine yol açar.

Hormonal dengesizliğin başka bir şekli de tiroid hormonu az salgılandığı zaman ortaya çıkar. Bu da aynı şekilde kan şekerinin düşmesine ve tatlı krizlerinin başlamasına neden olur.

Adet dönemi öncesi yaşanan tatlı krizleri, bu dönemde yaşanan hormonal değişikliklerden ileri gelir.

Göz Kuruluğu

Gözünüz, yeterli nemi sağlayacak kadar gözyaşı üretemezse veya vücudunuzdaki yağ, su ve protein dengelerinde azalma olursa göz kuruluğu ortaya çıkar. Çok rahatsızlık verebilen bu durum, hormonal dengesizlikten de ileri gelebilir.

Hormonlar direkt olarak göz sağlığında etkilidir. Testosteron korneada bulunan ve gözyaşı üretimini düzenleyen salgı bezlerinin düzgün çalışmasında etkilidir. Yaşanan hormon dengesizlikleri de bu nedenle göz kuruluğuna neden olur. Yapılan araştırmalar da kronik testosteron yetersizliğinin göz kuruluğunun ortaya çıkmasındaki birincil faktörlerden olduğunu kanıtlamıştır.


Paylaş.

About Author

Comments are closed.