Neden Tokken de Yemek İstiyoruz?

0

Sadece midemiz boşken yemek istediğimiz iddiası, artık geçerli değil. Aslında hepimiz, aklımızın gönderdiği iştah sinyallerini tolare etmek için yiyoruz. Ve bu sinyaller sadece midemiz boşken gönderilmiyor.

Çoğumuz midemiz tıka basa doluyken de bir şeyler yemek isteriz. Bu kimi uzmanlara göre mutluluktan kimilerine göre can sıkıntısından kaynaklanabilir. Tüm dünyada kaynaklar tükenirken insanların obezlik yüzdesi artıyor ve uzmanlar bu akıl dışı artışı sadece fiziksel ya da mide boşluğu gibi durumlardan dolayı açıklayamayacaklarını anlayarak açlık psikolojisine yoğunlaşıyorlar. Uzmanlara göre obezlik dahil her türlü açlık durumu psikolojik bir ihtiyaç.

Evrim biyolojistleri insanların aşırı gıda tüketiminin eskiden şeker kıtlığından kaynaklandığını, şeker değeri düşük gıdaları olabildiğince tüketerek bu açığı telafi etmeye çalıştıklarını düşünüyor. Bu da beraberinde anlamsız şekilde durmaksızın yeme sonucunu yaratıyor. Aynı uzmanlar, ama bugün böyle bir kıtlık söz konusu değil, insanların aç olmadıkları halde yemeleri çok tuhaf şeklinde görüş belirtiyorlar.

Vücudumuzun mide boşken gönderdiği açlık sinyalleri iç işaretler olarak değerlendiriliyor. Ama yedikten bir saat sonra ya da yemek yerken doyduğumuzu hissettiğimiz halde bize yine bir şeyler yememizi söyleyen şey midemiz değil aklımız, psikolojimiz. Bu, dış güdüleyicilere bağlı bir durum. Yemeğimizin porsiyon büyüklüğü (Mesela koca bir iskender tabağı) bir dış güdüleyici ve tabağı bitirmemek için bir neden yok.

Uzmanlara göre bir de duyusal güdüleyiciler var. Örneğin koku ya da tat, yemeğin hiçbir besleyici özelliği olmayan ve hazza dayanan nitelikleri. Tok olduğumuz halde caddeden bir kebapçıya dalmamız ya da tadını çok sevdiğimiz bir pastanın hazzını tekrarlamak istememiz tamamen beynimizin keyif beklentisini tolare etmeye yönelik.

Obez insanlar koku ve tat gibi dış güdüleyicilere diğer insanlardan daha duyarlı ve beyinlerinden sürekli yayılan açlık-haz sinyallerinin bilinçaltlarındaki durumla yakından ilgisi var. Bu yüzden kimi psikologlara göre obez insanların kilo vermek ve obeziteden kurtulmak için diyet gibi anatomik desteklerin yanı sıra terapi desteği almalarını da öneriyor.

Midemizden çok aklımızdan yayılan sinyallerle yememiz, tadına baktığımız bir çikolatanın daha fazlasına, fotoğrafını ya da reklamını gördüğümüz bir kakaolu pastanın gerçeğine ya da hakkında bir şeyler okuduğumuz bir mezenin nasıl bir tadı olduğu merakına çok duyarlı olduğumuzu gösteriyor. Üstelik bu sadece obez insanlar için değil, herkes için geçerli.

Ayrıca kültürel güdüleyiciler de keyfi yemek yeme durumunu tetikliyor. Örneğin Amerikalılar Fransızlardan daha çok keyfi gıda tüketiyor. Bir masanın çevresinde kalabalık halindeyken de lokmaların hesabı yapılamıyor. Ayrıca midesi dolu iki normal bireyden biri bir ekstra porsiyon daha aldığında diğeri de genelde ona eşlik ediyor.

Alzheimer dışında amnezi durumunda unutkanlıklar yaşayan insanlar on beş dakika önce yemek yediklerini unutarak yeni bir öğüne başlayabiliyor. Ayrıca aşırı stres durumu da gereksiz iştah yaratabiliyor.

Tüm bunlar yemek yemenin sadece bir mide aktivitesi olmadığı daha çok psikolojik bir gereksinim olduğunu ortaya koyuyor. Psychologytoday.com’da yayınlanan araştırma sonuçları kilo vermek ve obezliğin artışını engellemek için psikolojik destek alınması gerektiğini gösteriyor.


Paylaş.

About Author

Comments are closed.