Sağlığımız İçin Koşarken Tehlikeye Düşmeyelim

0

Sağlığımız için koşuyoruz ama koşarken de sağlığımız içine nelere dikkat etmeli,  çok mu koşmalı ya da koşmak yerine sadece yürümeli ve egzersiz mi yapmalı? Koşarken salgılanan endorfin adlı mutluluk hormonuna bağımlılık söz konusu mu ve bu hormonu daha kolay yollardan vücudumuza yayma alternatiflerimiz var mı?

Uzmanlara göre, koşarken başınız zeminle paralel olmalı, koşmakta olduğunuz parkura bakmalısınız, aşağı ve ayaklarınıza ya da çevrenize de ara sıra bakabilirsiniz ama bu çok uzun olmamalı.

Omuzlarınız rahat ve gevşek olmalı, koşarken tüm vücudunuza hareket özgürlüğü kazandıran en önemli bölgelerden biri omuzlar.

Kollarınız omuzla birleştiği eklemlerden hareket etmeli koşarken kollarınızın gövdenizi hareket ettirmesine izin vermemelisiniz.

Elleriniz de serbest olmalı, avuçlarınızı sıkarsanız bu kollarınızın daha çabuk yorulmasına neden olabilir ki bu yorgunluk omuzlarınızdan gövdenize yayılabilir.

Gövdeniz ne ileriye bükülmeli ne de geriye yaslanmalı, olabildiğince dik bir açıyı korumak, daha verimli ve rahat bir koşu için önemli.

Kalçalarınızı kasmayın ve koşarken bacaklarınıza gücü kalçalardan verin.

Dizlerinizin açısı normal olmalı ve yüksek bir tepeden çıkmadığınız sürece onlara fazla yüklenmemelisiniz. Ayağınızın yerden teması kesilirken ve tekrar yere dönme anındaki açısı çok fazla olmamalı. Daha açık söylemek gerekirse ayaklarınız havadayken bacak kaslarınıza ve kalçanıza çok yaklaşmamalı.

Uzun mesafe koşacaksanız ve bir maratonda değilseniz, vücudunuzun ağırlığını tabanlarınızın ortasına ve topuklarınıza vermeniz öneriliyor. Eğer hızlı bir koşu ya da yarıştaysanız ayaklarınızın burunlarıyla hareket etmelisiniz, ama bunun için ayak kaslarınızın gelişmiş olması gerekiyor çünkü hızlı koşayım derken Achilles tendonunuzu koparabilirsiniz.

ABD’de haftada 20 mil koşan orta yaş ve üstü grubu binlerce insandan yüzlercesi bir araştırmaya alınarak, çeşitli sonuçlar elde edildi. Haftada 20 mil yaklaşık 32 kilometre yapıyor ve Türkiye’de özellikle bu yazımızı okuyanlar arasında haftada 32 kilometre koşanlar var mıdır, bilmiyoruz.

Umarız yoktur, çünkü araştırmayı yapan ABD’li doktorlara göre, bu dozdaki bir koşu yaşam süresini uzatmak bir yana ölçülü koşanlara göre hayli kısaltıyor, kalp krizlerine ya da kalıcı kalp rahatsızlıklarına neden oluyor.

32 kilometre koşanlarla daha ölçülü koşanlar ve hiç koşmayanlar arasında yapılan bu araştırmaya göre ayrıca haftada 32 kilometre koşanlarda ciddi kemik ve eklem zararları oluşuyor. Ayrıca vücut da genel olarak daha çabuk yıpranıyor.

Örneğin güneş ışınlarının en güçlü olduğu saatlerde süresi ne kadar olursa olsun koşmak cilt kanseri riskini arttırıyor, bu yüzden sabah ya da öğleden sonra ve akşam koşuları tavsiye ediliyor, şapka giyilmesi gerektiği vurgulanıyor.

Haftada 32 kilometre yerine haftada bir saat belki bir buçuk saat ama en fazla iki saat koşulması, uzmanlar açısından ölçülü koşunun en makul tanımı. Onlara göre kesin bir doz belirlemek zor. Herkesin kendine göre ama mutlaka ölçülü bir doz belirlemesi önemli. Haftada 32 kilometre-20 mil, uzmanlar için çok zararlı ve belki buna göre bir oranlama yapabilirsiniz.

Koşarken salgılanan endorfin hormonu kimilerine göre bağımlılık yaratıyor kimileri içinse böyle bir tehlike söz konusu değil. Koşmak elbette ki moralimizi düzeltiyor ve her şeye daha olumlu bakıyoruz ama kişiden kişiye değişerek bu hormona duyulan aşırı ihtiyaç, sözgelimi depresyondaki bir kişi için çok daha fazla ve salgıyı arttırmak için haftada 30 kilometre koşanlar olabiliyor. Bu da belirttiğimiz tehlikelere neden oluyor.

Eğer bu hormonun salgılanmasını istiyorsanız ki bu belirli düzeylerde sağlıklı olarak görülüyor, koşmanın yanı sıra uzun yürüyüşleri de deneyebilirsiniz. Sağlıklı ve düzenli cinsel ilişkiler bu hormon için dengeli bir kaynak olarak belirtiliyor.

Beslenirken de endorfin kazanabilirsiniz.  Çilek, dondurma, üzüm, makarna, muz ve çikolata yerken ya da acıyı karşılamak için endorfin salgılayan mekanizmasının hareket geçmesi için bir adana kebap keyfi yaparken de mutluluk salgısı edinebilirsiniz. Tabii, mideye dikkat ederek.

 


Paylaş.

About Author

Comments are closed.